Salı, Ekim 18, 2011

Pozitif Bakış



Kadının birisi sabah kalkar ve aynaya baktığında kafasında sadece üç tel saçının kaldığını görür. ‘Pekala, sanırım bugün saçımı öreceğim’ der. Öyle de yapar ve harika bir gün geçirir.

Ertesi gün uyandığında aynada sadece iki tel saçı kaldığını görür. ‘Hımm, sanırım buün saçımı ortadan ikiye ayıracağım’ der. Dediğini yapar ve muhteşem bir gün geçirir.

Bir sonraki gün uyandığında ise aynada sadece tek tel saçı kaldığını görür. ‘Tamam, bugün at kuyruğu yapacağım’ der ve eğlenceli bir gün daha geçirir.

Ertesi sabah uyandığında aynada tek bir tel bile saçı kalmadığını görür. ‘Oh be, bugün saçımı taramak zorunda kalmayacağım!’ diye haykırır.

Hayat fırtınanın dinmesini beklemek değildir...

Hare Krişna!  
Nrsimha Krişna das (Serhat) 

Perşembe, Ekim 13, 2011

Sağlıklı Olmayı Etkileyen Faktörler


Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir yazıdaki bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Sağlıklı kalmak için doğa ile uyum içinde yaşamalıyız. Bu sebeple bedenlerimizdeki elementelerin doğal dengesini bozmamalıyız. Bu yaşam sanatını uygulamak için kişi önce kendisini anlamalıdır. Ayurvedaya göre her bir bireyin farklı bir yapısı vardır. Kendi kişisel Ayurvedik yapınızı öğrendikten sonra beslenmenizi, yaşam tarzınızı ve günlük aktivitelerinizi buna göre ayarlayabilirsiniz. Sağlınızı korumak ve hastalıkları tedavi etmek için kişisel yapınızı bilmek çok önemlidir.

Genellikle yapımıza tamamen zıt bir şekiklde besleniyor ya da hareket ediyoruz. Bu da bedenimizde bir dengesizlik yaratarak hastalıklara sebep oluyor.

Daha açıkça ifade edersem, sağlıklı kalmakta öenmli olan yiyeceklerle ilgili bir kaç önemli faktör vardır. Bunları yiyecek çeşitleri, öğünler arasındaki boşluklar, uyumsuz farklı yiyeceklerin birbirine karıştırılması, temizlik, uygun yemek yeme ve kişinin sindirim gücüne göre yemesi vb. şeklinde sıralayabiliriz.

Yiyecekle ilgili sağlıklı kalmayı etkileyen faktörler aşağıdaki gibidir:

* Yiyecek taze, iyi pişmiş (genel olarak), ılık, lezzetli ve sindirimi kolay olmalıdır.

* İki öğün arasında en az dört saat olmalıdır.

* Bir öğünde çok fazla yiyecek seçeneği olmamalı. Seçilen yiyeceklerin bir birine uyumsuz olmamasına dikkat edilmelidir. Örneğin, yogurt ve süt ya da dondurma ve sıcak içecek aynı öğünde birlikte tüketilmemelidir.

* Eğer yemekten sonra yorgun hissediyor ya da midenizde bir ağırlık varsa, bu uygunsuz bir yemek olduğunun belirtisidir. Sindirim gücünüze göre yiyin.

* Televizyon seyrederken veya kitap okurken yemeyin. Sakin ve hoş bir atmosferde yemek yiyin.

* Yemek çok hızlı veya çok yavaş yenmemelidir. Yiyecekleri güzelce çiğneyin.

* Meyve ana yemekle karıştırılmamalıdır. Meyveleri ya bir öğün olarak ya da iki öğün arasında tüketin.

* Yemekten bir saat önce veya sonra su içmeyin. Su ya da diğer içecekler yemek ile birlikte az miktarda içilebilir.

Uygun düzenlenmiş uyku sağlıklı kalmak için ayrıca çok önemlidir. ‘Erken yatıp, erken kalkmak’ çok değerli bir uygulamadır. Geceyaerısından önce uyumak, sonrasında uyumaktan iki kat daha etkilidir. Normal bir insan için genellikle 6 saat uyku yeterlidir. Yeterinden fazla uyumak hastalıklara sebep olur.

Kişinin yapısına göre yapılan düzenli egsersizler de sağlık için çok faydalıdır. Yoga en iyi egsersiz olarak önerilir çünkü tüm açılardan (fiziksel, zihinsel ve ruhsal) sağlımıza iyi gelir. Yoga ve Ayurveda el eledir. Bu iki bilimin amacı sağlıklı bir bedensel kondisyon ile kişiyi kurtuluşa eriştirmek veya Tanrı bilinci ile kurtuluşa daha kolay ulaştırmaktır.

Uygulamaya geçirmeniz dileği ile.. 
Nrsimha Krsna das (Serhat) 

Cumartesi, Temmuz 30, 2011

Bhagavad Gita


Bhagavad-gita. Bir kitaba benziyor. Evet, aslında bir kitap, fakat icerisinde…

Bhagavad-gita  bundan beş bin yıl önce bir savaş alanında Krişna ve Arjuna arasında gecen konuşmalar mı? Peki öyleyse bizimle ne ilgisi var? Onlar ne konuştular ki?
Arjuna’nın bir problemi vardı. Savaşa hazırlanıyordu ve son anda, ordular savaş alanına geldiğinde artık savaşmamaya karar vermişti.
Diğer tarafta akrabaları vardı. Arkadaşları vardı. Öğretmenleri vardı. Büyük babası oradaydi. Bir anda ölümüne savaşmak fikri Arjuna’nın en son istediği şey olmuştu:
"Öldürmek doğru değil. Burada olması gereken bu değil. Buradan uzaklasmalıyım ya da onların beni öldurmesine izin vermeliyim. . ."
Kulağa hoş geliyor. Arjuna barışçı bir kişiydi. Kimseye zarar vemek istemiyordu. Fakat arkadaşı Krişna’nin tamamıyla farklı bir bakış açısı vardı.
Şöyle dedi, "Arjuna, her şeyden önce sen bu beden degilsin. Ruh ve beden farklıdır. Ruhu öldüremezsin. Buradaki hiç kimsenin var oluşları sona ermeyecek. Ne sen, ne ben, ne de tüm bu savaşçılar. . .

"Aynı zamanda buradaki herkesin ölümü benim planım: en azından geçici bedenlerinin sonu geldi ve ben bunu zaten ayarladım. Zaten olmuş bir sey bu.
Tek yapman gereken bu olayda bir araç olmak."
Sonrasında Krişna, Arjuna’ya her şeyi açıklar. Ama gerçekten her şeyi! Ruhun doğasını. Ruhun bedenden nasıl farklı olduğunu. Bütün bu ebedi ruhların geçici bedenlerden gelip geçtiğini. Bu dünyada ne yapmamız gerektiğini. Burada sonsuza kadar kalıp, kalmayacağımızı.Tanrı’nın kim olduğunu ve bütün bunlar hakkında ne dediğini…
Bhagavad-gita, edebi olarak, Tanrı’nın ezgisi demektir. Krishna bunu olduğu gibi söyler. Her zaman konuyla ilgilidir. Sorularınız, en azından gerçekten felsefik açıdan iyi olan sorularınız var mı? Bhagavad-gita’nın tüm bu sorularınıza verecek gerçekten sağlam felsefik cevapları vardır.
Bhagavad-gita, Özgün Haliyle A.C. Bahktivedanta Swami Prabhupada çevirisi ve yorumlarıyla Türkçemizde de mevcut bir kitap. Her pazar günü 18.30’da Govinda Istanbul’da (www.govindaistanbul.com) bir bölüm okuyarak üzerine konuşuyoruz. Bu konu ilginizi çekiyor ise kaçırılmayacak bir fırsat!
Bir kitaba benziyor ama çok daha fazlasını ifade ediyor. Aslında tümüyle bir yaşam tarzı…

Pazar, Temmuz 03, 2011

Tatli Heyecan - Ratha Yatra Festivali


Önümüzdeki hafta Budapeşte'ye Ratha Yatra Festivali'ne gidiyorum. Oradan da Krişna Vadisi'ni ziyaret edeceğim. Aslında Macaristan'a gidişimin bir başka nedeni de var fakat henüz sonuçlanmadığı için henüz paylaşmıyorum. Döndüğümde sürprizim olabilir.   Ratha Yatra Festivali Vaişnava geleneğindeki en renkli festivallerden bir tanesidir. Jagannath, Baladeva ve Subadhra Murtileri mebedden çıkarak şehirde tura çıkarlar. :) Bu festivalin aslı her yıl Puri'de binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşir. Şrila Prabhupada sayesinde bu festival sadece Hindistan'da değil, ISKCON organizasyonu ile tüm dünyada gerçekleşmektedir. Belli mi olur günün birinde belki Türkiye'de de tanık oluruz bu festivale. Çok renkli gözüken bu festivalin ayrıca çok derin de felsefi anlamı vardır. Bunu da sizinle paylaşmak isterim. 

             
Ratha-yatra’nın Gizli Anlamı
Zamanında Rab Krişna bir kral olmasına rağmen, çocukluğunu Vrindavan köyünde geçirdi. Orada çoban erkek ve kız çocuklarla oyunlar oynadı ve hepsinin içinde Radharani en sevdiğiydi. Krişna Dvaraka kralı olmak üzere Vrindavan’ı terk ettiğinde, Shrimati Radharani’nin kederinin evrende bir benzeri yoktu. Asla bir gün Ona döneceği umudundan vazgeçmedi. Bu şekilde, vipralambha-bhava veya “ayrılıkta aşkın ruh hali” olarak bilinen çok özel transandantal özlemin keyfine vardı.
Bir keresinde Krişna kralken, kuzey merkezi Hindistan’da kutsal bir yer olan Kurukshetra’nın ücra bir köşesinde, Radharani ve arkadaşlarına rastladı. Ama Radharani, Krişna’yı tüm zenginlik ve ihtişamıyla kraliyet giysileriyle görünce, Onu bir zamanlar tanıdığı sade çoban çocuk olarak görmeyi arzuladı. Onu Vrindavan’a geri götürmeyi istedi. 
Bu, Krişna’yı Vrindavan’ın yakınlığına geri götürme arzusunun oluşturduğu ruh hali, Ratha-yatra festivalinin mahrem temasıdır. Adananlar Ratha-yatra arabalarının uzun dayanıklı iplerini çekerken, Krişna’yı Vrindavan topraklarına, kalplerine geri çekmektedirler.Radha ve Krişna, Chaitanya Mahaprabhu olarak bedenlendiler ve bu şekilde onun bedeninde tekrar birleştiler. Buna karşın Jagannath Puri’de geçirdiği son yıllarında, Rab Chaitanya Radharani’nin ruh halini ortaya koydu ve Radha ve Krişna’nın ayrılığının oluşturduğu ilahi trajedi için sonsuz kedere boğuldu.
Her yıl Jagannath Puri’de, Rab Chaitanya Ratha-yatra festivalini, Radharani’nin Krişna’yı Vrindavan’ın sade kırsal atmosferine geri çekme ruh haliyle yaşadı. Mahaprabhu, bu ayrılık duygusunun gerçekte Krişna’nın varlığına ve nihai olarak en yüksek mutluluğa yol açtığını öğretti. Bu Ratha-yatra’nın gizli anlamıdır.



Şri Jagannath, Baladeva, Subadhra ki Jaya! 
Şrila Prabhupada ki Jaya! 

Sevgilerimle,

Salı, Haziran 21, 2011

Elmalı Çatni Tarifi

Bugün sizlerle Hint mutfağından çok sevdiğim bir tarif paylaşmak istedim.  

Bu mesajı okuyanlardan bazılarınızın çatni de nedir diye soranlarınız olacağını bildiğimden bu yan tabak hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Çatni çeşitleri ana yemeklere lezzet verir ve canlı renkleriyle sofraları canlandırır. Çatni pişmiş ya da taze olarak hazırlanabilir. Pişmiş çatniler bazen sebzelerden ve çoğunlukla da meyvelerden hazırlanır. Malzemelerin birbiri içinde absorbe olması ve çatninin kalınlaşabilmesi için uzun süre pişirmek gerekir. Taze çatniler pişirilmez. Taze malzemelerin dövülerek düzgün bir macun kıvamına gelmesiyle yapılır. Taze ya da pişmiş olsun tüm çatniler hem tatlı hem de acıdır. Aynı zamanda iştah açar ve sindirime yardımcı olur. Şrila Prabhupada şöyle demiştir: “İyi bir çatni o kadar acıdır ki zorlukla yersiniz fakat o kadar tatlıdır ki karşı koyamazsınız.” Bir yemek yanında bir-iki tatlı kaşığı ile pilavın yanında servis edilebilir. 



Pratikte her hangi bir elma çeşidinden iyi bir çatnisi olacağında şüphem yok. Sert, olgun olan elmaları seçin ve çok büyük olanları almaktan kaçının. Bu tarifi kullanarak şeftali, kayısı, mango ve böğürtlen gibi diğer meyvelerden de çatni yapabilirsiniz. Dilerseniz hing (şeytan tersi) kullanmayabilir ve damak zevkinize göre kuru çili biberi kullanabilirsiniz. 

Malzemeler:

• 6 tane orta boy elma
• 4 çorba kaşığı sıvı yağ
• 2 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil
• 2 tane 5 cm uzunluğunda çubuk tarçın
• 1 çay kaşığı anason tohumu
• 2 ya da 3 adet dövülmüş çili biberi kurusu
• 5 tane karanfil
• 1 çay kaşığı zerdeçal
• 1 tutam hing (şeytan tersi)
• 4 çorba kaşığı su
• 4 çorba kaşığı esmer şeker

Hazırlanışı:

Elmaları yıkayın, soyun ve çekirdeklerini ayıklayın. Sonra elmaları küçük parçalara kesin. Sıvı yağı bir derin bir tavada ya da tencerede kızartın. Yağ kızdığında zencefil, çubuk tarçın, anason tohumu, çili biberi ve karanfili atın. Anason tohumları kahverengileşinceye kadar ( yaklaşık 30 saniye ) kızartın. Hemen zerdeçal ve asafetidayı ekleyin, sonrasında elma parçalarını ekleyin. Elmalar kahverengileşinceye kadar 5 ya da 6 dakika karıştırarak kızartmaya devam edin. Sonra suyu ekleyin.

Tencerenin kapağını kapayın ve sık sık karıştırarak elmalar oldukça yumuşak kıvama gelene kadar 15 dakika yüksek ateşte pişirin. Tencere içinde elmaları ezin. Şekeri ekleyin, ateşi yükseltin ve çatni kalınlaşıncaya kadar devamlı karıştırın. Çubuk Tarçın ve karanfilleri çıkarın. Çatnimiz servise hazır. :) 

Sevgilerimle,

Pazartesi, Haziran 20, 2011

Yaşamın amacı nedir?


Herşey gerçekten anlamsız ve gelişi güzel olsaydı o zaman bu sorunun kendisi anlamsız olurdu. ‘Yaşamın amacı nedir?’. Fakat pratikte bazen çok açık olarak görülmese de her şeyin bir sebebi olduğunu deneyimleriz:
“Mutfağı kim böyle dağınık bıraktı?” (birisi yaptı)
“Ben değil.” (Ben olduğumu kabul etmek istemiyorum)
“Neden?” diye sormak bizim birşeylerin arkasında bir amaç olduğunu kabul etmemize yatkınlığımızı gösterir ve bir bilinç (ya da kişi) amacın arkasındadır.
Bir keresinde gazetecenin birisi Şrila Prabhupada’ya yaşamın amacı hakkında sorar ve Prabhupada’nın hızlı cevabı şu şekildedir: “Hayatın amacı keyif almaktır.”
anandamayo ‘bhyasat

Bizim spiritual doğamızın gerçek amacı zevki aramaktır. Herkesin yaptığı da budur.  Vedalar yaşamın amacı hakkında detaylıca bilgi verir: Krişna, Yüce Hoşlanıcı tüm sebeplerin sebebidir ve sınırsız keyifli ilişkiler içine girmek için kendisini limitsiz olarak yayar. Kirşna’nın yaptığı budur.
Eğer keyif almak istiyorsak, temel olarak iki yol vardır:
1) Ben merkezli yaklaşım
2) Mutlak Hakikat merkezli yaklaşım
İkinci yolda nihai bir yaratıcı ve yönetmeni kabul ederek, nihai amaç ile uyum içinde hareket etmeye bhakti-yoga; gerçek spiritual yaşam denir. Bunun sonuçları gerçekte sonsuz keyiftir.
Birinci yolda Tanrı kavramı ve nihai amaç yoktur ya da herşey benim hakkımdadır ve herşeyin benim istediğim şekilde olmasını ümit etmek vardır. Bunun sonucuda kısa surely mutluluklar ve sona erdiğinde depresyonlar kaçınılmazdır. Bu materyalistik yaşamdır.
Bu konu hakkında dahafazla bilgi için İngilizceniz var ise şu linke tıklayabilirsiniz: Bhagavad-gita, Chapter 15, verse 7 Veya bana ulaşarak Türkçe Bhagavad-Gita edinebilirsiniz.
Seviglerimle,

Pazar, Haziran 12, 2011

Adi Purusha Prabhu ile Türkçe Şrimad Bhagavatam Söyleşileri


Geçtiğimiz hafta Ukrayna’dan bir misafirim vardı.  Adi Puruşa Prabhu yoğun temposu içinde bizleri ziyaret etti. Kendisi Hindistan, Vrindavan’da VIHE (http://vihe.org/)  enstitüde eğitmenlik yapan Vedalar üzerine çok bilgili bir insan. Aynı zamanda çok iyi de bir kişi. 6-7-8-9 Haziran günleri Govinda İstanbul’da çok keyifli sohbetler ve paylaşımlarda bulunduk. Şrimad Bhagavatam’ın kendi ana dilimizde Türkçe bulunması bizler için büyük bir şans. Hem Adi Puruşa’nın anlattıklarını takip edebilme şansımız oldu, hem de Vedalar ile ilgilenen kişiler için inanılmaz derin bir kaynağa sahip olmuş olduk.

Söyleşilerimiz özetle Yüce Kişi ile bağlantımız, onunla olan bağlantımızı nasıl tekrar canlandıracağımız, yoga sistemleri, Şrimad Bhagavatam tanımlamaları, maha mantranın önemi, insanların egoları, en güçlü maddi güdülerimiz, ölüm ve korkularımız, Vedalara gore diğer gezegen sistemleri hakkında idi. Karşılıklı soru cevaplar sonrasında da mantra meditasyon uygulamaları yaptık hep beraber. Keyifli anları, keyifli insanlarla paylaştık. Çok güzel ruhlarla tanıştık. Umarım Adi Puruşa Prabhu yakın zamanda bizleri tekrar ziyaret eder ve hoş sohbetini çok özletmez.

Sevgilerimle.     

Salı, Mayıs 31, 2011

Türkçe Şrimad Bhagavatam



Bir kaç önceki yazımda vedik literatürünün özü kabul edilen Şrimad Bhagavatam’dan bahsetmiştim. Benim ve bazı arkadaşlarımızın rüyasıydı Şrimad Bhagavatam’ı kendi ana dilimizde okumak. Şri Guru ve Gauranga’nın merhametiyle spiritüel rüyalar gerçekleşebilir. Uzun süren bir çalışmanın meyvesini aldık ve Şrimad Bhagavatam, Birinci Şarkı – birinci bölümü Türkçe olarak basıldı. Nasıl mı oldu? Bahar festivali için Macaristan, Krişna Vadisi’ni ziyarete gitmiştim. Arkadaşlarım Şebnem, Engin ve Grace’te bana eşlik ettiler ziyaretimde. Maalesef çok istememize rağmen çeviri hizmetinde çok ciddi çalışan Nilüfer Mataji bizlere katılamadı. Bu çeviri kendisinin çok ciddi bir emeğidir. Ayrıca, Macaristan yatrasından Sundara-rupa Prabhu bize her zamanki gibi inanılmaz destek olarak, tam zamanında kitabı baskıdan çıkardı. Gaura Şakti Prabhu’nun yaptıklarından bahsetmeye bile gerek yok. O olmasa her şey rüya olmaya devam edecekti.
Gaura Şakti Prabhu festivalden bir gün önce odasına çağırıp baskıdan çıkmış kitapları gösterdiğinde nefesim kesilmiş ve söyleyecek bir kelime bulamamıştım heyecandan. Hala önümdeki baskıya baktıkça aynı heyecanı hissediyorum. Bu kesinlikle Şrila Prabhupada ve Şri Caitanya Mahaprabhu’nun merhametidir.
Manevi öğretmenim HH Srila Şivarama Maharaj’ın Vyasa Puja kutlaması gününde çok heyecanlanmıştım. Öğleden sonra Gaura Sakti Prabhu, Adi Radhika Mataji, tatlı kızları Hladini & Padma ve ben ilk Türkçe Şrimad Bhagavatam kopyasını Guru Maharaj’a sunduk. Unutulmaz bir andı. Gurudeva kitabı eline aldığında çok mutluydu. Daha sonra bu sene aldığı en güzel Vyasa-puja hediyesinin bu kitap olduğunu söyledi.
Artık Türkçe konuşan insanlar da Tanrının Yüce Şahsiyeti, Şri Krişna hakkında derin felsefi anlayışa sahip olma şansına sahipler. Bu kitaptan edinmek isterseniz lütfen benimle bağlantı kurun.

Şrimad Bhagavatam ki Jaya! Transandantal kitaplar ki Jaya! Şrila Prabhupada ki Jaya!

Sevgilerimle,

Pazar, Mayıs 29, 2011

Krişna Vadisi'nde Bahar Festivali

Türkiye’den dört kişi bahar festivali zamanı Vadi’yi ziyaret ettik. Kirşna Vadisi bir toplum, bir kültür, oraya gidenlerin kalbini çalan bir yaşam biçimidir. Neden? Bu çok adil bir soru. Neden bir kimse Krişna Vadisi’ne gitmelidir? Dünyada insanların tatil, eğlence için gidebileceği bir sürü güzel yer varken, neden burası? Krişna Vadisi’ne gelenler  evlerine geldiklerini hissederler. Krişna Vadisi’nin eski bir kültüre ait nesnelerin görüldüğü bir müze değil; burada yaşayan herkesin günlük yaşantısında uygulamak istediği değerleri uyguladığı bir yerdir. Krişna Vadisi sadece Avrupa’da değil tüm dünya genelinde sıradışıdır ve “Yüksek düşünmek, basit yaşamak” sloganı ile gastronomi, tarım ve inek koruması programı, giyim, mabed ibadeti ve müzik gibi hayatın her tarafına nüfuz etmektedir.


Girişte iki tane dev, 4 metre yüksekliğinde taş fillerin ziyaretçileri karşılamak için bekliyor. (Vedik geleneğe göre, filler şans getirir.) Sadece bir kaç adım ötedeki gölette Jaipur stili büyük kameriyelerin muazzam atmosferinde, günlük sıkıntı ve problemlerlerinizi hemen unutabilirsiniz.
Buradaki yaşama bir anlık bakışa sahip olabilir, Tanrı’nın Şahsı Krişna (Shyamasundara)  ve ebedi eşi Radharani’yi görebilir ve mabeddeki meditasyon prpgramlarına katılabilirsiniz. Dilerseniz Govinda restroranında özel Hint stili bir akşam yemeğinin tadını çıkarabilir ve sevdikleriniz için köyde imal edilen ekolojik ürünlerden hediyeler alabilirsiniz.

Genellikle kesimhanelerden kurtarılmış olan koruma altındaki (ISCOWP) yaklaşık elli adet inek, sığır ve buzağıları Goshala’da ziyaret edebilirsiniz. Burada inekler o kadar mutlu ve kendilerine o kadar iyi bakılıyor ki yavruları olmadan süt veren ineklerle tanışma fırsatı yakalayabilirsiniz. Burada her ineğin bir ismi ve kimliği var.

Tabii ki adananlardan bahsetmeye gerek bile yok. O kadar iyi karşılanırsınız ki ben nereye geldim diye düşünmekten kendinizi alamazsınız. Gaura Şakti Prabhu ve Türk eşi adi Radhika Mataji ve minik türkler Hladini ve Padma bizleri çok iyi misafir ettiler. Çok güzel anılarla döndük Türkiye’ye. 19 Ağustos’ta bu sefer yaz festivali Janmastami zamanı dostlarımızla tekrar birlikte olmak için Macaristan’a gideceğiz. Bizlere eşlik etmek isterseniz bana yazın lütfen.


Sevgilerimle…

Pazar, Mayıs 08, 2011

Dünya Ana


Vaişnava geleneğinde yaşayan kimseler dünyaya Tanrı’nın bir enerjisi olarak saygı duyar ve annemiz olarak kabul eder. Rabbin arzusuyla, dünya ana bedenlerimizi meydana getirir ve bize yiyecek ve koruma sağlar. Giydiğimiz giyisiler, içinde yaşadığımız binalar, bu blog sayfasını okuduğumuz bilgisayarların tümü onun birimlerinden üretilmiştir. Kutsal Vedalar bizim bağımsız ilişkimizi açıklar. Eğer annemizle uyum içinde yaşar, sadece yaşayacağımız kadarını alır ve bize sağladığı her şeyi Yüce Tanrı’nın hizmetinde kullanırsak barış ve huzur artar. Bununla birlikte, dünyamızı sömürürsek, kaynaklarını kötü amaçlar için kullanırsak, hırsız oluruz ve cezalandırılmayı hak ederiz. Doğal afetler, savaşlar ve belalar artar ve bunun sonucu da kıtlık ve daha fazla ıstıraptır.
Bu sebeple, bilge kimseler günümüz çağında gezegeni beladan koruma yolunun insanlar arasında Tanrı bilincini canlandırmak olduğunu tavsiye ederler. Krişna bilinci her şeyin dünya tarafından, Tanrı’nın enerjisiyle yaratıldığını ve Tanrı’ya ait olduğunu, O’nun hizmetinde kullanılması gerektiğini anlatır. Hepimiz kardeş olarak bağlantılı olduğumuz için her birimizin, birbirimize, Dünya Ana’ya ve Tanrı’ya karşı sorumluluklarımız vardır. Bütün canlı varlıklar, insanlar, hayvanlar, ağaçlar, bitkiler, nehirler, dağlar, denizler Tanrı tarafından yaratılmıştır, kutsaldır ve bu sebeple bizim özenimizi ve saygımızı hak ederler.
Konu ile ilgilenenler için İngizilizce kaynaklardan web sitesi önermek isterim. "Save Earth Now"  yazar - Satsvarupa dasa Goswami. Ayrıca Sri Ishopanishad 1.1, Bhagavad-gita 3.12-14, ve Srimad-Bhagavatam, Fourth Canto, Chapter 18.

Anneler gününüz kutlu olsun!

Sevgilerimle…

Salı, Mayıs 03, 2011

Şrimad Bhagavatam

Vedalar çok farklı konulara değinir. Yüksek bir medeniyete ait kitaplardır ve bilginin tüm bölümlerini kapsar. Bunların arasında Şrimad Bhagavatam, Tanrı hakkındaki konularla özellikle ilgilenir. Şrimad güzel ya da zengin, Bhagavtam ise Tanrı ile ilgili demektir. Bu şekilde Şrimad-Bhagavatam‘ı 'Tanrı'nın güzel hikayesi' olarak çevirebiliriz.
Şrimad-Bhagavatam Tanrı’yı, bizlerin Onunla ilişkisini ve bu ilişkinin farkına varma yöntemlerini anlatır. 18,000 kıtası Tanrı’nın isimleri, suretleri, doğası, kişiliği, adananları, aktiviteleri, mekanları ve çok daha fazlası hakkında detaylı bilgiler verir.
Başlagıç bölümlerinden bir tanesinde Vedik literatürünün bir kısmını yazan ve gerisini derleyen bilge Vyasadeva’nın başarısına ragmen tatminizliğinden bahsedilir. Sonrasında Gurusunun talimatıyla Vedaların ağacının olgun meyvesi olarak adlandırılan Şrimad-Bhagavatam’ı yazmaya başlar.

Birçok dilde mevcut olan bu 12 şarkıdan oluşan şaheser bilgi kaynağını yakında Şrila Prabhupada yorumlarıyla birlikte Türkçe okuyabileceğiz. Gelişmelerden sizleri mutlaka haberdar edeceğim.
Sevgiler.

Salı, Kasım 16, 2010

Anne Sevgisi

Yumurtasiz elde acma baklava da mi olur demeyin. Oyle bir olur ki parmaklarinizi yersiniz. Bir insan vejetaryen olunca onceki yasantisindan sevdigi tatlari yiyemeyecegini dusunebilir. Aksine bu yiyeceklerin vejetaryen tarfileri daha da bir lezzetli oluyor. Annecigim her sene en azindan bir kere benim icin maharetli  elleriyle baklava acar. Hem de yumurtasizindan. Bu sefer amacim seyrederken hem yardim etmek, hem de ustadan bir seyler kapabilmekti. Ama bu cok ozel bir yetenek. Henuz ben ortaya cikaramadim kendimde. Annem super bir ascidir. Elbette her cocuk icin annesi en mukemmel ascidir ama bu farkli bir sey. Resimde gordugunuz sanat eseri 30 kat zar gibi acilan yufkadan ibarettir.
Annem cok saglikli olmasa da bu sahaser icin birkac saatini ve enerjisini tuketti. Anne sevgisi boyle bir sey iste. Cocugu mutlu olsun. Daimi iyi dilekcimiz, Srila Prabhupada bir annenin cocuguna duydugu  sevginin bu dunya uzerindeki en saf sureti oldugunu aciklar. Bu ruhu alabilsek ve tum tum dunya uzerinde herkes ile paylasabilsek ne harika olurdu degil mi? 

Koca tepsiyi tek basima yedigimi dusunmeyin lutfen. :) Vejetaryen arkadaslarimla birlikte tadini cikarttik. Paylasmaktan guzel bir sey var mi ki? 

Sevgilerimle,

Pazartesi, Kasım 15, 2010

Karmadan kacis yok!

Son iki gundur oldukca gerginim aslinda. Her sene kurban bayrami geldiginde benzer duygulari yasiyorum. Bugun araba kullanirken yanimdan gecen arabalarda gordugum inek ve koyunlarin caresizligi beni mahvetti. Bu tur manazaralarla karsilasmamak icin daha onceki senelerde hep yurt disina cikarak en azindan bu goruntulerden kaciyordum. Fakat bu sene Istanbul'dayim ve insanlarin can alarak kutladigi bayrami burada gecirmek durumundayim.

Aklima Srila Prabhupada'nin soyledikleri geldi bugun:


"Masum inekler ve diğer hayvanları öldürüyorsunuz fakat doğa intikamını alacaktır. Sadece bekleyin. Zamanı geldiğinde doğa tüm bu ahmakları bir araya toplayacak ve kıyım yapacaktır. Bitti. Kendi aralarında savaşacaklardır; Protestanlar ve Katolikler, Rusya ve Amerika, şu ve bu. Devam ediyor. Neden? Bu doğa yasasıdır. Tit e karşılık tat. “Öldürdün. Şimdi kendini öldür.”

Şrila Prabhupada


Evet, karmadan kacis yoktur. Bugun oldurenler icin yarin her sey tersine donecek ve roller degisecektir. Doga kanunlari mukemmel isler. Her birey kendi eylemlerinden sorumludur.

Sevgilerimle, 

Cumartesi, Kasım 13, 2010

Kafe Govinda Tr

Son zamanlarda hicbir şey yazamadım çünkü fazlasıyla yoğun olarak çalışıyorum. :) Dünyaca ünlü vejetaryen restaurant&cafe zinciri olan Govinda's ile anlaşarak Türkiye'deki şubesini yakında Taksim'de arkadaşlarımla birlikte faaliyete geçireceğiz. Kafemizde çok hoş sürprizlerimiz ve harika mönümüzle hizmetinizde olacağız. Detayları bilahare vereceğim. Çok yakında geliyoruz....

Pazar, Eylül 26, 2010

Japa Meditasyon

Günümüz çağı Vedik kaynaklara göre Kali-yuga çağı olarak belirtilmektedir. Kali-yuga demir çağı ya da  kavga ve çekişme çağı olarak bilinir. Bir haber dinlediğimizde ya da gazete elimize aldığımızda dünyanın belirli bir kesiminde mutlaka savaş haberi ile karşılaşıyoruz. Günlük yaşantımızı incelediğimizde de etrafımızdaki herkesin küçücük şeyler için ne kadar inanılmaz çabalar sarf ettiğini görebiliriz. Vedalara göre bu çağ yaklaşık 5000 yl önce Krişna’nın dünya üzerinde belirmesinden sonra başlamış olup 432,000 yıl süreceği söylenmektedir. Bundan yaklaşık 500 yıl önce Rab Krişna’nın enkarnasyonu olan Rab Caitanya dünya üzerinde belirmiş ve bizlere bu çağda yapılabilecek en basit meditasyon yöntemini öğretmiştir. Hiçbir zorluk ve katı kural mevcut olmayan bu sistem Kali-yuga çağı için tavsiye edilen meditasyon yöntemidir. Hare Krişna mantrasının tekrarlanarak söylenmesi.
Hare Krişna mantrası "Maha Mantra" olarak bilinir. “Maha” kelime anlamı olarak “büyük, en yüksek” demektir. Maha mantra en yüksek, en etkili mantra demektir. Maha mantra üç kelimeden oluşur Hare, Krişna ve Rama. Hara, sözcüğü Tanrı’nın enerjisine hitap etme şeklidir ve Krişna ile Rama sözcükleri ise Tanrı’nın Kendisine hitap etme şeklidir. Hem Krişna, hem de Rama "yüce zevk anlamına gelir" ve Hara ise "Tanrının yüce zevk enerjisi" anlamına gelir ve Hare olarak telaffuz edilir. Söylenişi ve söz dizilim şu şekildedir:

Hare Krişna, Hare Krişna, Krişna Krişna, Hare Hare
Hare Rama, Hare Rama, Rama Rama, Hare Hare

Bu mantra tekrar edildiğinde özgün, orijinal bilinç uyanır. Bireysel tekrar etmeyle (japa meditasyon) veya toplu halde melodi (kirtan) ile söylenebilir. Spirituel farkındalık için en hızlı ve etkili meditasyon yöntemidir.
Her gün günün belirli saatlerinde japa meditasyon yapıyorum. Bugün sabah japa meditasyonuma başlamadan önce Mahanidhi Swami’nin Nama Aparadha üzerine olan açıklamalarından bir kısım okuma şansı buldum. Sizlerle paylaşmak üzere hemen çevirisini yaptım:

“Bir kimse şu dört özelliği edinirse on kabahati işlemekten korunacaktır.

1-Alçakgönüllülük
2-Hoşgörü
3-Kibirsizlik
4-Başkalarına saygı duymak

Şri Caitanya'nın Sikşastakası'nın üçüncü kıtası bir kimsenin boynuna garland gibi dolanması gereken bu özellikleri açıklar.

trinâd api sunîcena
taror api sahishnunâ
amâninâ mânadena
kîrtanîyah sadâ harih

Kendisini bir ottan daha düşük, bir ağaçtan daha hoşgörülü gören ve şahsının onurlandırılmasını beklemeyip daima başkalarına saygı göstermeye hazır olan kişi, Rabbin isimlerini her zaman kolayca zikredebilir.”
Günlük yaşantıda bu öğretiyi kaç kişi uygulamaya geçiriyor bilmiyorum. Ben kendi adıma konuşursam deniyorum en azından tabii ne kadar başarılı olabildiğim büyük bir tartışma konusu olurdu herhalde. :)  

Sevgilerimle.