mantra meditasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mantra meditasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ocak 03, 2019

Öfkelenince ne yapmalı?

Öfke zihnimizin baş düşmanlarından birisi. Daha önceleri öfkelendiğimde bundan rahatsızlık duymayı bırakın, iyi bir şey olduğunu düşündüğüm zamanlar bile olmuştu. Öfke genellikle maddi doğanın üç hali olan erdem, cehalet ve özellikle de ihtiras haliyle temasa geçince ortaya çıkıyor. Bhagavad Gita’da öfkenin duyu tatminine duyulan arzudan kaynaklandığı söylenir. Bu arzular yerine gelmediğinde öfkelenir veya kontrolümüz dışında olan şeyleri yönetmeye çalıştığımızda sinirlerimiz bozulur. Bir başkasının davranışı veya bir yöne gitmek isterken içine düştüğümüz durum ile başka bir yöne gittiğimizi görerek öfkeleniriz.
Çok nadiren karşılaşsak da, Rabbe veya O’nun adananlarına edilen küfürleri duyduğumuzda öfkeleniriz ve bu öfke maddi doğanın üç halinden kaynaklanmaz. Bu öfke Rab Nrsimha-deva’nın adananının hakarete uğrayıp, canını yaktıklarında hissetiği duygudur. Bu durum Rabbi o kadar öfkelendirmişti ki yarı-insan, yarı-aslan suretinde belirerek büyük ateist Hiranyakaşipu’yu öldürmek için belirmişti. Elbette, biz kimseyi öldüremeyiz ama böyle bir öfke ortaya çıkarak gerçeği savunmayı deneyebilir ve adananları koruyabiliriz. 

Başlangıçta belirttiğim gibi en iyisi hiç bir şey söylememek ve yapmamak. O an yapılabilecek en iyi şey eğer mümkünse öfkenin kaynağından uzaklaşarak mantra söylemek ve hislerimizin ana sebebi üzerine düşünmek olur. Çoğu zaman öfkelendikten kısa bir zaman sonra bizim için çok önemli olan düşüncenin zamanla çok değersiz olduğunu görebiliriz. Bu bizim öfkemizi azaltmaya yardımcı olur. 
Öfkeyle hareket ettiğimizde sonradan pişman olacağımız şeylerle karşılaşırız. Bizde de bir atasözü var: “Öfkeyle kalkan, zararla oturur.” Bu yüzden her zaman öfkelendiğimizde konuşmaktan veya harekete geçmekten kaçınmalıyız. 
Kalbe derinden bakarak neden bu şekilde etkilendiğimizi görmek genellikle yardımcı olur. Öfkeye sebep olan bağımlılıklarımızı ve sahip olduğumuz maddi arzuları bulmaya çalışmak da iyi bir yöntem olur. Ve bu bizim diğerlerini hatta Krişna’yı veya başka koşulları suçlamamıza son verir.
Umarım bu ipuçları yardımcı olur. Nihayetinde eğer maha mantra söylersek; 
Bu bizim kalbimizin arınmasına yardımcı olarak bizi ihtirasın ve öfkenin baskısından özgürleştirir. Bunun bize getireceği şey de karşılaştığımız olaylara karşı transandantal bir bakış açısı olacaktır. 
Hizmetinizde, Nrsimha Krişna das

Cuma, Haziran 12, 2015

Mutlu benliğimiz!

Birçok insan mutlu olma arzusunun yaptığımız her şeyin arkasındaki temel güdü olduğu fikrine katılacaktır. Bencilce veya merhamet ve yardım etme duygusuyla yaptığımız hareketlerden tatmin olmak istiyoruz. İnsanlara hayattan beklentilerinin ne olduğu sorulduğunda genelde verilen cevap şudur: “Sadece mutlu olmak istiyorum.”
Krişna bilinci felsefesinin temel noktası gerçekte kim olduğumuzu bilmezsek mutlu olamayacağımızdır.
Yüce bilge Sanatana Goswami bu fikrini Şri Çaitanya Mahaprabhu’ya sorarken belirtmişti: “Ben kimim? Neden bu ıstırap üçlemesi (bedenim ve zihnimden, diğer canlı varlıklardan ve doğadan kaynaklanan) beni her zaman rahatsız ediyor? Bunu bilmezsem nasıl yararlanabilirim ki?” (Caitanya-Caritamrita, Madhya Lila 20.102)
Birçok kıta sonra Rab Caitanya, bilge Sanatana’ya benliğin doğasını açıklar: “Krişna’nın hizmetkarı olmak canlı varlıkların yapısal durumudur çünkü canlı varlık Krişna’nın marjinal enerjisidir ve tıpkı bir güneş ışığı veya ateşin moleküler parçası gibi eş zamanlı olarak Rab ile hem bir, hem de Ondan farklı bir oluşumdur.”
Tanrı ile adananı arasındaki bu değiş tokuş geniş kapsamlı felsefi görüşlere sahiptir. Her şeyden önce bilge Sanatana’nın sorusu hepimizin tarafından sorulması gereken sorudur. “Neden acı çekiyorum?” Aradığımız mutluluk her zaman ulaşabildiğimizin ötesinde. Bizi mutlu edeceğini düşündüğümüz bir şeyleri arzuluyoruz fakat arzularımıza eriştiğimizde bu bize yeterli gelmiyor. Daha fazla bir şeylere  ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Bu sürekli tatminsizlik bizim acılarımızın bir kısmıdır.
Rab Caitanya benliğin doğasını açıklayarak neden acı çektiğimiz sorusuna cevap verir. Çünkü gerçekte kim olduğumuzu unutmuş durumdayız: Krişna’nın ebedi hizmetkarı ve O’nun parçalarıyız. Kendimizi maddi bedenlerle kimliklendiriyoruz ve acılarımız bu yanılgıdan ortaya çıkıyor. Bedenlerimiz hastalanıyor, yaşlanıyor ve ölüyor ve biz bunun bizim başımıza geldiğini düşünüyoruz.
Bütün mutluluğun kaynağı Krişna’nın bir parçası olan spiritüel varlıklar olan bizler de saf orijinal halimizde mutluyuzdur. Bu yüzden mutlu olma girişimlerimizdeki birçok hayal kırıklığına rağmen, asla bundan vazgeçmeyiz.

Bhakti yoga uygulamaları bizim hafıza kaybımızı, gerçek kimliğimizi unutkanlığımızı tedavi etmek ve varoluştaki saf halimize döndürmek içindir. Tedaviye başlamak için hastalığımız hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Sonrasında, her hasta gibi doktorun yani manevi öğretmenin tavsiyelerine uymalıyız.

Manevi öğretmen bize belirli şeyler yapmamızı ve diğerlerinden uzak durmamızı söyleyecektir. Örneğin, tıbbi tedavilerin genellikle beslenme kısıtlamaları vardır. Spritüel hafıza kaybını tedavide kullandığımız bhakti yoga sisteminde et, balık, yumurta yemeyi bırakıyoruz ve prasada diyetini kabul ediyoruz. Aynı zamanda kumar, uyuşturucu ve evlilik dışı cinsellikten uzak duruyoruz. Tedavinin bu bölümleri ise asıl ilacın etkisini arttırmayı garantiler. Asıl ilaç Krişna’nın kutsal isimlerini duymak ve söylemektir:

Hare Krişna Hare Krişna Krişna Krişna Hare Hare
Hare Rama Hare Rama Rama Rama Hare Hare
  
Mutluluk arayışında insanlar bazen kendilerine uygun bir din seçerler. Maalesef, çoğu insan dışsal faktörlere göre kuralları kabul eder ve gereksiz gibi görünen uygulamaları tavsiye eden Tanrı’ya giden yolu reddeder.
Bununla birlikte, Bhakti yoga pratisyeni olan bizler gerçek benliğimizi keşfetmemize ve tamamıyla mutlu ve tatmin olacağımız spiritüel dünyaya geri dönmemize yardımcı olacağını bildiğimiz kısıtlamaları kabul ederiz.
Sevgilerimle,
Nrsimha Krsna das (Serhat Şen)
Not: Prasada Krişna’ya sevgi ve adanmışlıkla hazırlanan yiyecek demektir.


Pazar, Mart 10, 2013

Japa Meditasyon


Hepimizde bir sevme eğilimi var. Bu ruh için çok doğal olan bir şeydir. Ruh can Krişna’yı sever.

Koşullu var oluşta bu sevme eğilimi yanlış yönlendirilmekte, yönetilmekte, anlaşılmakta ve kullanılmaktadır. Kalplerimiz maddi enerji ile temasta olduğu için katılaşıyor ve kendi arzumuzla Krişna’dan uzaklaşıyoruz.

Kali Yuga çağında ruhun hissettiği baskın Tanrı sevgisini uyandırmanın yöntemi kutsal isimleri söylemektir. Kutsal isimler kalbi temizler ve açar. Mantra söylemek bu yöntemdir.
Mantra söylemek bir duadır. Krişna’ya onunla bir ilişkiye sahip olmak için yapılan bir dua. Maha Mantra “lütfen beni Senin hizmetinde meşgul et” anlamına gelir. Krişna’nın hizmetinde olabilmek için Krişna ile ilişkide olmanız gerekir. Bizler hizmetkarız. Biz Krişna ile hizmetkar olarak ilişkideyiz. Japa uygulaması yaptığımızda aslında Krişna’dan O’nunla ilişkide olabilmemiz için izin istiyoruz.
Krişna tüm canlı varlıkların arzularını yerine getirir. Kalbimizde ne arzu var ise Krişna bunu bilir. Japa meditasyonu yaptığımızda kaplerimizi açma arzusu olursa bu bize Krişna ile olan ilişkimizin yeniden canlanmasında yardımcı olur. Bu uygulamada sadece mantra söylemiyoruz, aynı zamanda yakarıyoruz.
Kalbi bu şekilde yönlendirerek adanmayı da mantra içine katarsak japa uygulaması daha da kuvvetli olur. Şöyle düşünün: Bir şeyin çok olmasını istiyorsunuz ve bunun için dua edeceksiniz. Bunu nasıl yaprdınız? Duanız sırasında aynı anda 20 farklı şey düşünürken sıradan bir şekilde onu istediğinizi mi söylerdiniz? Bence hayır. Gerçekten isterseniz, ona odaklanır ve tüm kalbinizle duanızda isterdiniz.
Koşullanmış durumda Krişna’yı bu şekilde istemek çok zordur. Tüm diğer şeyleri arzulauyoruz ve kalplerimizi onları elde etmek için yönlendiriyoruz. Spiritüel hayat hakkında daha ciddi olmaya başladıkça hayatlarımızdaki maddi şeylere karşı arzular azalır. İnce şeylere daha fazla ilgi duymaya başlarız. Hepimizin arzuları var. Bu arzularımızı kalbimizden içtenlikle dua ederek Tanrı aşkı için yönlendirebiliriz.
Yine de hepimizin Krişna’yı sevme arzusu var. Mantra söylediğimizde kalplerimizi Krişna’ya açmaya odaklanarak O’nunla ilişki kurmak için dua edebiliriz. Mantrayı söylerken bunu sahip olduğunuz samimiyet ve adanma ile Krişna’ya dua haline getirin. Arınmaya istekli olun. Krişna’yı sevmeye istekli olun. Maddi bağımlılıklardan kurtulmaya istekli olun. Bu isteklilik kendiliğinden Krişna’yı sevme arzusunu doğuracaktır. Bizler Krişna’yı sevme azrumuzda saflaşana kadar bu aşk isteklilik olarak ortaya çıkacaktır.
Krişna, Sana teslim olmayı istiyorum. Sana hizmet etmek istiyorum. Seni sevmeyi istiyorum. Arınmayı istiyorum. Maddi bağımlılıklarımdan kurtulmayı istiyorum. Seninle olan ilişkimi geliştirmek istiyorum.
Bu arzu japa meditasyon yaparken Krişna’ya dua formunu alır. Bizler sadece istekli olarak kalplerimizi bunun içine sokmalıyız.
Japa meditasyon adanma, aşk, ve kalbten gelen istekle yapıldığında çok daha etkilidir.


Söyleyin ve mutlu olun:

Hare Krishna, Hare Krishna, Krishna Krishna, Hare Hare
Hare Rama, Hare Rama, Rama Rama, Hare Hare

Yakında Japa meditasyon atölyelerimiz başlayacak. Duyurularımızı takip ediniz.  


Sevgilerimle,
Serhat

Pazar, Haziran 12, 2011

Adi Purusha Prabhu ile Türkçe Şrimad Bhagavatam Söyleşileri


Geçtiğimiz hafta Ukrayna’dan bir misafirim vardı.  Adi Puruşa Prabhu yoğun temposu içinde bizleri ziyaret etti. Kendisi Hindistan, Vrindavan’da VIHE (http://vihe.org/)  enstitüde eğitmenlik yapan Vedalar üzerine çok bilgili bir insan. Aynı zamanda çok iyi de bir kişi. 6-7-8-9 Haziran günleri Govinda İstanbul’da çok keyifli sohbetler ve paylaşımlarda bulunduk. Şrimad Bhagavatam’ın kendi ana dilimizde Türkçe bulunması bizler için büyük bir şans. Hem Adi Puruşa’nın anlattıklarını takip edebilme şansımız oldu, hem de Vedalar ile ilgilenen kişiler için inanılmaz derin bir kaynağa sahip olmuş olduk.

Söyleşilerimiz özetle Yüce Kişi ile bağlantımız, onunla olan bağlantımızı nasıl tekrar canlandıracağımız, yoga sistemleri, Şrimad Bhagavatam tanımlamaları, maha mantranın önemi, insanların egoları, en güçlü maddi güdülerimiz, ölüm ve korkularımız, Vedalara gore diğer gezegen sistemleri hakkında idi. Karşılıklı soru cevaplar sonrasında da mantra meditasyon uygulamaları yaptık hep beraber. Keyifli anları, keyifli insanlarla paylaştık. Çok güzel ruhlarla tanıştık. Umarım Adi Puruşa Prabhu yakın zamanda bizleri tekrar ziyaret eder ve hoş sohbetini çok özletmez.

Sevgilerimle.     

Cumartesi, Kasım 03, 2007

Arkadaşım... / My Friend...

Arkadaşım…

İki hafta önce arkadaşım Enikö beni ziyarete geldi. :) Birbirimizi Macaristan’daki ekolojik köyümüzden uzun senelerdir tanıyoruz, bu yüzden onun İstanbul’a geleceğini duyduğumda çok mutlu olmuştum. Küçük bir tatil düşünüyordu fakat nereye gideceğine karar verememişti... ta ki bir sabah Gaura Şakti ona sorana kadar: "Neden Anuragi’yi ziyaret etmek için Türkiye’ye gitmiyorsun? Onların yeri İstanbul’un en güzel sahil semtlerinden birisi olan Yeşilyurt’ta; tatil için mükemmel bir yer." Bu fikir hoşuna gitti :) ve bir ay kalmaya karar verdi.

Enikö her sabah günlük atma-yoga uygulamalarımda bana eşlik ediyor. Daha önceleri Macaristan’da biraz Yoga yapmış fakat yoğun programı yüzünden, sırtındaki problemlerden dolayı çok fazla ihtiyacı olmasına rağmen daha önce düzenli olarak uygulama yapamamış. Ona birkaç kolay asanadan oluşan sadece yarım saatini alacak bir set öğretmeye karar verdim, fakat tüm duruşlar sırtındaki koşulları iyileştirmek ve aynı zamanda enerji alanlarını dengelemek amaçlı idi. Yoğun çalışan kimseler için zihni ve bedeni günde sadece birkaç dakika ile sağlıklı tutmak için mükemmel bir set. :) Sadece birkaç gün içerisinde farkı hissedebildi. :)

Gerçeği söylemek gerekirse onun gelişinde beni heyecanlandıran özel bir neden vardı. Enikö değişik müzik aletlerini çalmakta gerçekten çok iyi. Müzik aşkı daha bir çocukken başlamış: Piyano ve flüt gibi çeşitli müzik aletlerini çalmak için müzik okuluna gidiyormuş. Evinde maraca, mızıka ve çan gibi özel parçalar varmış. Sonrasında meditasyona merak sarmış ve Hint müzik aletlerinin sanatını öğrenmeye karar vermiş. Elbette bu da onun için çok kolay olmuş. :)



Böylece akşamları beraber mantra meditasyonu yapıyoruz. Ve daha da özel olanı, o bana nasıl harmonyum, mridanga ve karatala çalacağımı öğretiyor. Sadece birazcık biliyordum, fakat şimdi o bana çok yardımcı oluyor. Yeni melodiler, vuruşlar öğretirken, dikkatle yanlışlarımı düzeltiyor ve sabırla benimle birlikte çalışıyor. Sadece birkaç gün içerisinde fark dikkatimi çekti. :)

Sevgiyle,
Anuragi


My friend

My friend, Eniko has come to visit me two weeks ago We know each other from our ecological village from Hungary for a long time, so i was very happy when i heard she's coming to Istanbul. She was thinking about taking a little rest, but she couldn't decide where to go... until one morning Gaura Sakti prabhu asked her: "Why don't you go to Turkey to visit Anuragi? Their place is in Yenikoy, which is one of the most beautiful beaches in Istanbul- the perfect place for a nice holiday." She liked the idea and she decided to stay for a month.

She joins me every morning with my daily atma-yoga practises. She has done little yoga before in Hungary, but because of her busy schedule she couldn't practise it regularly although she would really need it because her back is not healthy. I decided to teach her a simple set which consist of easy asanas, takes only half an hour to do, but all the positions are aiming to help the condition of the back and at the same time they are balancing the energy field. The perfect set for busy persons to keep body and mind healthy in only a few minutes every day. She could feel the difference in only a few days .

I have to tell the truth, i had one special reason why i was really looking forward to her visit: Eniko is really good in playing different kinds of musical instruments. Her love for music started when she was a child: she was going to music school learning singing and playing various instruments, like piano and flute. She used to have special pieces also at home, like maraca, mouth organ and dong. Then later on she took interest in meditation, and she decided to learn the art of the indian instruments. Of course it was very easy for her.

So in the evenings we are doing mantra-mediatation together. And what is even more special... she's teaching me how to play the harmonium, the mridanga and the karatal. I only know a little, but now she's helping me a lot: she's teaching new tunes, beats, carefully correcting my mistakes and patiently practising together with me. I could also notice the difference in only a few days.

With Love,
Anuragi

Cumartesi, Ekim 20, 2007

Özel Misafir... - Special Guest...

Özel Misafir

Eylül ayında İstanbul’da günlerimiz çok çabuk geçiyordu. Zamanımızın çoğunu yoga merkezimizi açmak için harcadık. Yenilenmiş, boş bir daireyi, sıcak atmosfer ile güzel görünümlü hoş bir yoga merkezine çevirmek uzun bir yol. :) Temizlik ve etraftaki her şey ve değişik odalara (salona, ofis odasına, size en iyi şekilde hizmet verebilmek için girişe) uygun mobilyayı bulabilmek ile meşgul idik ve mutfak gelecekteki yemek kursları için donatılmalıydı. Çok mutluyduk çünkü arkadaşlarımız Gaura Şakti ve Adi Radhika Eylül ayı sonunda hazırlıklar için bize yardım etmeye gelmişlerdi. Onlar gelmeden önce sadece temizliği ve her şeyi mutfağa yerleştirme işini bitirebilmiştik. Ve doğal gaz bir gün önce son dakikada bağlanmıştı...

Fakat hala hiç mobilyamız yoktu ve zaman çok çabuk geçiyordu. Yoga öğretmenimiz Şivarama
Swami Maharaj’ın gelişini 5 Ekim’de bekliyorduk. Günler geçtikçe daha da heyecanlanıyorduk ve hala uygun mobilyaları bulamamıştık. Fakat Maharaj’ın gelişinden önceki son gün O’nu ağırlamak ve ilk programlarımıza başlamak için her şeyi birlikte yerine koymuştuk. Bu Şivarama Swami’nin İstanbul’a ilk ziyaretiydi.


Merkezimizi, sahildeki meditasyon yürüyüşlerini,tanıştığı yeni insanları çok sevdi. Fakat en hoş olanı sabahları Bhagavad-gita’dan verdiği atma yoga seminerleriydi. Atma kelimesinin farklı anlamları, özellikleri ve yoga uygulamasıyla atma hakkında her şeyi nasıl anlayabileceğimiz hakkında konuştu. Yoganın gerçek anlamının ne olduğundan, bu çok eski uygulamanın günümüzde nasıl yapılması gerektiğinden bahsetti. Şivarama Maharaj’ın açtığı farklı konu ve temalar misafirlerimiz ve hepimizin merakını uyandırdı. Lütfen üzülmeyin, her şeyi sizler için kaydettik böylelikle bizi ziyarete geldiğinizde bu konferanslar sizler için de elde edilebilir olacaktır. :)


Ayrıntılarıyla üzerinde durduğu ana konulardan birisi mantra meditasyonu idi. Her seminerden önce Hint müzik aletleri ile birlikte Maharaj’ın etrafında toplandık ve mantra meditasyonu yaptık. Bu bizlerin her gün kişisel olarak yaptığı bir uygulama, fakat daha çok kişi ile birlikte yapıldığında daha lezzetli olmakta. :) Ve bu kez daha özeldi çünkü Maharaj beraberinde sıra dışı telli bir çalgı olan tambura getirmişti. Adi Radhika nasıl çalındığını öğrenmekten çok mutlu olmuştu ve çalışıyla mantra meditasyonumuzun en önemli bölümü olmuştu. :)


Gün boyunca Adi Radhika ve Gaura Şakti, Maharaj’ı İstanbul’un en güzel ve ilgi çekici yerlerine götürdü. Ne yazık ki Maharaj çok yoğun programı nedeniyle bizlerle sadece beş gün geçirebildi, bu yüzden bir çok yeri görme şansı olmadı; fakat Maharaj’ın bir sonraki Türkiye ziyaretinde devam edecekler. Şivarama Maharaj Sultanahmet ve Aya Sofya’nın güzelliği ve mimari yapısından çok etkilendi ve Kapalıçarşı’ya hayran kaldı.


Sevgiyle...
Anuragi dd


Special guest

Our days were passing very quickly in September here in Istanbul. We spent most of our time with preparing for the opening of our yoga-centre. It is quite a long way from an empty, newly refurbished apartment to a nice-looking, pleasant yoga-centre with a warm atmosphere We were busy with cleaning everything throughly, and finding suitable furniture to the different rooms: to the saloon, the office and the reception area to serve you the best, and the kitchen also had to be equipped for the future cooking courses. We were very happy: our friends, Gaura Sakti prabhu and Adi Radhika also came at the end of September to spend time with us and help with the preparations. By the time they came we only managed to be ready with cleaning and putting everything together in the kitchen. And we only got natural gas connected a day earlier- in the last minute...

But we still didn't have any furniture and time was passing quickly: we were expecting our yoga-teacher, Sivarama Swami Maharaja to visit on the 5th of October. We got more and more excited and busy as the days were passing and we still didn't find the suitable ones... but on the final day before his arrival we managed to put everything together to accomodate him and to start our first programs. It was Maharaja's first time in Istanbul. He liked it very much- the centre, the mantra meditation walks on the beach nearby, and the people whom he met.

But the nicest thing was that in the mornings he gave seminars about atma-yoga from the most famous and well-known book, the Bhagavad-gita. He spoke about the different meanings of the word atma, the qualities of it, and how can we understand everything about atma through the practice of yoga. He talked about what is the real meaning of yoga, how should this ancient practice be applied in these modern days. All of us and our guests were very much intrigued by the different topics and themes he brought up, and please don't worry... we recorded everything for you, so that when you come to visit us these lectures will be available for you as well.

One of the main topics he elaborated on was mantra-meditation. Before each part of the seminar we sat together with some indian musical instruments and we did mantra-meditation. It is such a practise we do every day individually also, but it's much more relishable when more people do it together And this time was even more special since Maharaja brought a tambura, a unique stringed musical instrument with him. Adi Radhika was very happy to learn it and she quickly became the highlight of our mantra-meditation with her playing.

During the day Adi Radhika and Gaura Sakti prabhu took Maharaja around to some of the most beautiful and interesting places in Istanbul. Unfortunately Maharaja only spent five days with us, so they couldn't get to see so many places; but they will continue when he comes next time to Turkey. He was very much impressed with the beauty and architectural expertees of the Blue Mosk and Hagia Sophia, and he liked Kapalicarsi Bazar very much.

With Love,
Anuragi dd