festival etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
festival etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 26, 2022

Govardhan Puja Festivali


Bhakti yogiler için festivaller günlük yaşamın neredeyse bir parçası gibidir. Özellike Hindistan’da Vrindavana, Mayapura gibi kutsal yerlere gittiğinizde oradaki bhakti yoga pratiği yapan kimselerin burada -her adım bir dans, her söz bir şarkı- dediğini duyma şansınız çok yüksektir. Vedik kültüründeki renkli ve zengin festivallerle karşılaşmak bir sürpriz değildir. Bu sene 26 Ekim'e denk gelen çok tatlı bir festivalden bahsetmek istiyorum. Vedik takvimine göre Divali festivalinden bir gün sonraya denk gelen bu festivale Annakuta ya da Govardhan Puja denir. Festivalin ardındaki hikaye ve bu hikayeden edindiğim farkındalıklardan bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu günde Hindistan’ın Vrindavan kasabasının sakinleri (Rab Krsna’nın yer yüzündeki mekanı) kendilerine iyi bir hasat zamanı için bol yağış gönderen yarı tanrı Indra’ya sunular yapardı. Bir gün cennet gezegenlerinin kralı olan Indra sahip olduğu pozisyon nedeniyle aşırı gurura kapılır ve her şeyden haberi olan Rab Krsna’da Vrindavana sakinlerine sunularını Indra’ya değil de, tepesinde taze çimenleriyle süt veren inek ve tarlalarını süren boğlarını besleyen Govardhan Tepesi’ne yapmalarını söyler. Bu durum kibirli Indra’yı çok kızdırır ve Vrindavan kasabasına şimşeklerle birlikte korkunç bir yağmur fırtınası gönderir. 

Bunun üzerine Tanrının Yüce Şahsı, Rab Krsna sol elinin serçe parmağıyla Govardhan Tepesi’ni devasa bir şemsiye gibi kaldırır ve bu korkunç sağanağa maruz kalan Vrindavana’da yaşayan insanlar ve hayvanlara sığınak yapar. Sağanak şidddetini yedi gün boyunca daha da arttırarak devam eder. Yedinci gününün sonunda kendi yanlış davranışlarının farkına varan Kral Indra büyük bir pişmanlıkla yağmurları durdurur ve avuç içlerini kalbinin önünde birleştirerek Tanrının Yüce Şahsı’ndan dularla birlikte af diler. Kendi gerçek pozisyonunu Tanrı’nın hizmetkarı olduğunu hatırlar. Bu keyif dolu meşgale ile Krsna aslında tüm yarı tanrıların efendisi olduğunu gösterir. Bhagavad Gita 10.8’de Krişna Arjuna’ya şöyle der: "Ben spiritüel ve maddi olan tüm dünyaların kaynağıyım. Her şey benden oluşur. Bunu bilen bilglere tüm kalpleriyle bana ibadet ederler ve bana adanma hizmetiyle meşgul olurlar.” Vedik literatüründe açık olan bir şey vardır. Her hangi bir yarı-tanrıya ibadet ederek elde edebileceğiniz her şeyi aslında tüm sebeplerin sebebine giderek de elde edebilirsiniz. 

Bu festival ile ilgili beni çok etkileyen iki şey var: Festivalde adananların ilahi aşkla ve adanarak Govardhan Tepesi için hazırladıkları muazzam çeşitlilikteki ve lezzetteki yiyecekler ve zihnimizin düşmanlarından biri olarak kabul ettiğimiz gururun ne kadar yıkıcı olduğu gerçeği. Indra’nın durumunda bunu çok net görüyoruz. Gurur spiritüel yolda ilerlemeye çalışan bir kişi için korkunç bir engeldir. Biz gurura sahip olmadığımızı söyleyebiliriz, üzerini örtebiliriz, kendimizin haklı olduğunu söyleyebiliriz ama derinlere inersek doğru olmayan bir şeyin varlığını görebiliriz. Spiritüel yolda gurura yer yoktur. Bununla ilgili farkındalık yaratmak için sizinle bir kaç noktayı paylaşmak istiyorum. 

1- Gururlu bir insan çok fazla bu ortam içinde barınamaz. Gurur, yıkıcı düşünceler, sözcükler ve hareketler geliştirken ilişkilerimizin önünde kocaman bir bariyer oluşturur. İnsanları kaba, kibirli, dik başlı bir hale gitiren yıkıcı bir hastalıktır ve bu kişilerle neşe dolu bir an geçirmek zordur. Orijinal spiritüel kimliğimizle bağlantı kurmamızı engeller ki bu olmadan bizim bu yolda ilerlememiz mümkün değildir. Eğer etrafımızdaki insanları takdir etmezsek onları kaybederiz. Gururlu insanların spiritüel pratiklerine devam etmek için heveslerini nasıl kaybettiklerini tekrar tekrar gözlemleyebiliriz.

2- Gururlu bir insan öğrenemez. Bu özelliği baskın olan insanların yeni bir şeyler öğrenmeye açık değildirler. Gurur ve dik başlılık bizim gelişmemizi, dönüşmemimizi ve evrilmemizi engeller. Sadece yaşamlarımıza yapaylık getirmekle kalmaz, aynı zamanda bunun devamlılığını ve çoğalmasını da sağlar.  Gururlu insanlar spiritüel yaşamda gerçek anlamda ilerleme kaydedemez. Uzun yıllar spiritüel pratik yapsalar bile aslında çok fazla öğrenmediklerini göreceklerdir. 

3- Gururlu bir insan sevemez. Gurur bizi kendi hayal dünyamızı yönettiğimiz küçük tanrılar haline dönüştürür. Hizmetkar sözcüğü gittikçe yabancılaşır ve kişide beklenti ve taleplerde dolu bir eğilim oluşturur. Bencil olmamak derin sevgi ilişkileri kurmanın temelidir. Biz kendimizi gerçek bir şekilde alçak gönüllü bir pozisyona koymadan sahip olduğumuz tüm ilişkilerin sıradan, yüzeysel ve tatminsizleştiğini deneyimleriz.        

Spiritüel yolun her adımında içe dönmeli ve kendimizi gözlemlemeliyiz. Gurur varsa oradaki varlığımız çok uzun sürmez, öğrenemeyiz ve nihayetinde de sevemeyiz.  Bu bağlamda ünlü yazar C.S.Lewis’in çok güzel bir demecini sizinle paylaşmak istiyorum: “Gururlu bir kişi herşeye ve herkese yukarıdan bakar ve elbette aşağıya baktığınız sürece sizin üzerinizde olanları göremezsiniz.” 

Bhakti yogiler bu güzel festivali kutlamak için özellikle farklı tür halavalar ve çeşitli zenginlikteki yiyeceklerden oluşan Govardhan Tepesi replikası yaparlar. Dünya genelinde bazı merkezlerde 108, bazı merkezlerde ise 1008 çeşit yemek hazırlanır. Rab Krsna’ya Govardhana Tepesi’ni kaldıran (Giri-dhari) ve tepeye de onun enkarnasyonu olarak ibadet edilir. Tepedeki Krsna için çok özel olan inekler ve boğalarda bu günün nimetlerinden faydalanırlar. Festivalin sonunda sevgi ve adanma ile hazırlanan prasada (kutsanmış yiyecek) gelenlere dağıtılır. Her sene Goranga Yoga Merkezi’nde coşku dolu bir şekilde kutladığımız festivali bu sene 30 Ekim tarihinde gerçekleştireceğiz. Daha detay almak istiyorsanız program detaylarını sosyal medya hesaplarından @gorangayoga takip ederek öğrenebilirsiniz. Her koşulda festival günü gurur ve sahip olduğumuz kötü niteliklerimizden kurtlulmak için meditasyon yapacağımız çok özel bir gün olabilir. Govardhan Puja Festivali ki Jaya! 

Hizmetkarınız, Nrsimha Krsna das  

Pazar, Mart 18, 2012

Mayapur Seyahati 2012

İlk seyahatimi 2006 yılının Mart ayında yapmıştım bu gizemli ülkeye. Sonrasında benim için vazgeçilmez bir tutku olmuştu Hindistan seyahatleri. Özellikle de Mayapur ve Vrindavan şehirlerine olanlar. Her ziyaretim öncesi duyduğum heyecan, tutku ve ilahi topraklarla kavuşma özlemi katlanarak büyüyor. Bunu bu seyahatimde fark ettim. Aslında Hindistan değil beni çeken, ilahi topraklarda adananlarla birlikte o büyük coşkuyu yaşamak sanırım. Bu sene yola çıkarken yanımda Gaura Şakti Prabhu'nun da olması daha da bir heyecanlandırmıştı belki beni. Spiritüel yaşamımda çok özel bir yeri olan şikşa gurum... Bu sene buradan toplam beş kişilik bir topluluk ile yola çıktık. Yolculuk Kalkuta'ya kadar çok güzel oluyor her zaman. Delhi'de Krisna Caran Prabhu ile bulustuk. Havalimanlarında fazla beklemeden Kalkuta havalimanına vardık. Kalkuta - Mayapur yolu ise maceralarla dolu bir yol. İnsanların Hindistan'da çok iyi araba kullandıklarını söyleyemem. Trafik tam bir keşmekeş. Bizim gittiğimiz yol ise şehirden küçük bir kasabaya giden iki şerit gidiş-geliş bir yol ve herkes bir birini sollamaya pardon trafik tersten akıyor sağlamaya çalışıyor. Bu da çok heyecanlı enstantaneler ile karşılamanıza neden olabiliyor. Yolun bu kısmı fazlasıyla heyecanlı. Hele hele ilk defa gidenler için fazlasıyla korkutucu olabilir. :) Ama gideceğimiz destinasyona yaklaştıkça beliren resimli tabelalar (Iskcon Mayapur) heyecanımı dindiren görüntüler oluyor her defasında. Kaldığımız yer Iskcon'un merkezi kabul edilen Mayapur kampüsü.  www.mayapur.com Kampüs içinde çeşitli konaklama yerleri var. Fakat festival zamanı bütün dünyadan adananlar geldiği için kampüs içinde kalacak yer bulmak gerçekten çok zor. Biz bu ziyaretimizde Goşhala'nın tam karşısında yer alan Vaişnava Akademi'de konakladık. Goşhala Sanskirtçe bir kelime ve inek evi demek. Mayapur'un eşsiz güzellikteki inekleriyle komşu idik. İnek evinden gelen koku zihninizi temizlemeye yetiyor. O kadar saf ve doğal ki! Seslerinden bahsetmiyorum bile. Gerçekten anlatılmaz yaşanır. 
Varış yaptığımızda hava sıcaklığı 32 C civarındaydı ve tüm seyahatimiz süresince sıcaklık 30-35 C civarında oldu. Varışımızın hemen ertesi günü Iskcon Navadwipa Mandala Parikrama başladı. Festivalin en sevdiğim bölümlerinden bir tanesi. Navadwipa dokuz tane küçük adadan oluşan bir yerdir ve her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden gelen adananlar hep beraber bu dokuz adayı yürüyerek ziyaret eder. Bu sene Iskcon parikramında yaklaşık altı bin kişi vardı ve parikrama gruplarını dörde bölmüştü oragnizasyon komitesi. Yani her bir grup yaklaşık bin beşyüz kişiden oluşuyordu. Bu dokuz adanın her birisi adanma hizmetinin dokuz yönteminden birisini temsil eder. Bu dokuz yöntemi şöyle sıralayabiliriz.

1. Duymak (sravanam)
2. Mantra söylemek (kirtanam) 
3. Hatırlamak (visnu smaranam)
4. Rabbin Lotus ayaklarına hizmet etmek (pada sevanam)
5. Murti ibadeti (arcanam)
6. Dua etmek (vandanam)
7. Talimatları yerine getirmek (dasyam)
8. Bir arkadaş olarak hizmet etmek (sakhyam)
9. Tümüyle teslimiyet (atma nivedanam)
Yürüdüğümüz topraklar Gaudiya Vaişnava geleneğine göre kutsal sayılan topraklar olduğu için bizler için bu topraklarda yürümenin verdiği huzur en üst seviylerde olur. Benim içinde çok huzurlu ve coşku dolu bir parikrama oldu. Her gün ayrı bir ada, her gün yep yeni paylaşımlar ve öğretiler. Tanımadığınız ama bakınca sanki asırlardır beraber yaşadığınız insanlarla olmanın verdiği mutluluk! Zaman kavramı yok. Sadece sevgi var, aşk var, kirtan var! Hare Krişna Hare Krişna Krişna Krişna Hare Hare Hare Rama Hare Rama Rama Rama Hare Hare. Tam bir hafta süren inanılmaz bir deneyim altı bin kişilik grubun Caitanya Mahaprabhu'nun belirdiği kutsal yer Yogapit'te kucaklaşmasıyla son buldu.  Aslında bu ziyaretimizin amacı Gaura Purnima festivali yani Caitanya Mahaprabhu'nun beliriş günü kutlaması idi ve zaman yaklaştıkça herkesin heyecanı daha da artıyordu. Şrila Prabhupada'nın festivaller hakkında şöyle bir konuşması aklım geldi yazarken: "-Utsava priya manavha- diye bir söylem vardır. İnsanlar festivalleri severler. Festivallere olan merakımız bize bir mirastır çünkü Spiritüel Dünya'da her gün bir festival, her adım dans ve her söz şarkıdır." Yaşadıklarımızı çok güzel özetleyen bir açıklama. Parikrama mabede müthiş coşkulu bir kirtan ile döndü. Mabedde kirtan, dans ve coşku saatlerce devam etti. 
Kalan bir haftalık sürede her gün ayrı bir festival vardı. kampüs içinde kutlamalar devam etti. 

- Radha Madhava Bot Festivali
- Şantipur Festivali 
- Ganga Puja
- Ratha Yatra Festivali 
- Gaura Purnima Festivali 
- Jagannath Misra'nın Ziyafeti 

Yani anlayacağınız her günümüz neşe dolu geçti. Ganj'ın kutsal sularında ve kenarında geçirdiğimiz vakitler zaman kavramının yok olduğu anlardı. Tıpkı Bhaktivinode Thakur'un evini ziyaretimizdeki japa meditasyonumuzdaki gibi. Zaman kavranamaz şekilde hem çabuk, hem de çok yavaş ilerliyordu.  Sabah 03.30 da derin meditasyon ile başlayan günlerimiz 21.30 civarı odalarımızda son buluyordu. 
Festivalin en güzel taraflarından birisi de Manevi Öğretmenim HH Şivarama Swami ile buluşmamızdı. Dönmemize yakın bir zaman kala kendisi bir kaç Macar adanan ile birlikte Mayapur'a geldi. Çok özel anlar yaşadık. Akşamları teras bhajanları ise muhteşemdi. İlk akşam bhajanını siz de dinleyebilirsiniz. Bu siteden dilediğiniz gibi hem ücretsiz indirebilirsiniz, hem de online dinleme şansınız olur.  http://www.sivaramaswami.com/en/2012/03/07/first-evenings-bhajans-in-mayapura/

Ayrılık vakti geldiğinde ise coşku yerini hüzüne bıraktı. 15 günlük seyahatimiz benim için fazlasıyla kısaydı. İstanbul'a döndüğümüzde bizi karlı bir hava karşılamıştı ve yaklaşık otuz derecelik sıcaklık farkı ciddi bir adaptasyon problemi doğurmuştu. Gelişimiz üzerinden bir hafta geçti ve daha yeni yeni kendime gelebiliyorum. Bir sonraki yıl bu toprakları tekrar ziyaret edebilme umuduyla yaşıyorum. Belki seneye siz de bana eşlik eder, bu tarifsiz deneyimi yaşama şansına sahip olursunuz...   

Hare Krişna!

Cumartesi, Şubat 11, 2012

Sürpriz Parti


Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü sevgili arkadaşımız Semra’nın doğum günüydü. Kendisine Pazar günü Govinda Istanbul’daki program sonrası sürpriz bir parti yapma arzum vardı. Hediyesini daha önceden kurgulamıştım. Kocaman bir vegan lazanya. Yalnız tek problem daha önce hiç lazanya pişirmemiş olmamdı. İnternette tarifler aradım tüm hafta ve Cihangir’de Ecolife isimli organik ürünler satan işletmenin sahibi Tarkan bana harika bir lazanya tarifi gönderdi. Her Pazar 11:30-13:00 arası Bakırköy’de çok şirin ve sıcak bir yoga merkezine gidiyoruz. Shanti Yoga Merkezi arkadaşlarımız Ebru ve Rishi’nin işlettiği harika bir mekan. Lazanyayı sabah yogaya gitmeden hazırlamak istiyordum çünkü yogadan geldikten sonra Semra ve eşi Mehmet Ali bize lazanya yemeye gelecekti. Bir yandan da Emil akşam Govinda’da keseceğimiz sürpriz vegan pastayı hazırlıyordu. İki kişi mutfakta sıkı bir çalışma içindeydik. Saat 10:50 gibi vegan lazanyam hazırdı. Emil’de iki adet vegan pastalarımızı hazırlamıştı.
Dışarı çıktığımızda harika bir hava bizi bekliyordu. Karlı ve soğuk günlerden sonra müthiş bir bahar sabahı gibiydi. Güneşi böyle görmek çok mutluluk vericiydi. Hemen aklıma o günün ne kadar hayırlı bir gün olduğu geldi. Nityananda Troyadasi idi ve içimde müthiş bir coşku ve mutluluk vardı. Akşam yapacağımız bhajanları düşünmeye başlamıştım. Yoga’dan geldikten sonra afiyetle yedik lazanyamızı. İlk defa doğum günü hediyesi olarak bir yemek pişirmiştim. Ama çok mutlu oldum.

Akşam program harika geçti. Bitmesini istemediğimiz uzun bhajanların içinde aşk ile dolduk. Gecenin sonunda Semra çok şaşırmıştı. Çünkü gerçekten sürpriz olmıştu. Programa gelenlerle birlikte kutladık. May you never take birth again... May you never take birth again... Hare Krişna to you! Hare Krişna to youuuu... Govinda İstanbul ekibimizin annesi, kardeşi, aşçısı, sevgi kelebeği ve saf kalpli güzel arkadaşı. Seni seviyoruz...

Pazar, Temmuz 03, 2011

Tatli Heyecan - Ratha Yatra Festivali


Önümüzdeki hafta Budapeşte'ye Ratha Yatra Festivali'ne gidiyorum. Oradan da Krişna Vadisi'ni ziyaret edeceğim. Aslında Macaristan'a gidişimin bir başka nedeni de var fakat henüz sonuçlanmadığı için henüz paylaşmıyorum. Döndüğümde sürprizim olabilir.   Ratha Yatra Festivali Vaişnava geleneğindeki en renkli festivallerden bir tanesidir. Jagannath, Baladeva ve Subadhra Murtileri mebedden çıkarak şehirde tura çıkarlar. :) Bu festivalin aslı her yıl Puri'de binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşir. Şrila Prabhupada sayesinde bu festival sadece Hindistan'da değil, ISKCON organizasyonu ile tüm dünyada gerçekleşmektedir. Belli mi olur günün birinde belki Türkiye'de de tanık oluruz bu festivale. Çok renkli gözüken bu festivalin ayrıca çok derin de felsefi anlamı vardır. Bunu da sizinle paylaşmak isterim. 

             
Ratha-yatra’nın Gizli Anlamı
Zamanında Rab Krişna bir kral olmasına rağmen, çocukluğunu Vrindavan köyünde geçirdi. Orada çoban erkek ve kız çocuklarla oyunlar oynadı ve hepsinin içinde Radharani en sevdiğiydi. Krişna Dvaraka kralı olmak üzere Vrindavan’ı terk ettiğinde, Shrimati Radharani’nin kederinin evrende bir benzeri yoktu. Asla bir gün Ona döneceği umudundan vazgeçmedi. Bu şekilde, vipralambha-bhava veya “ayrılıkta aşkın ruh hali” olarak bilinen çok özel transandantal özlemin keyfine vardı.
Bir keresinde Krişna kralken, kuzey merkezi Hindistan’da kutsal bir yer olan Kurukshetra’nın ücra bir köşesinde, Radharani ve arkadaşlarına rastladı. Ama Radharani, Krişna’yı tüm zenginlik ve ihtişamıyla kraliyet giysileriyle görünce, Onu bir zamanlar tanıdığı sade çoban çocuk olarak görmeyi arzuladı. Onu Vrindavan’a geri götürmeyi istedi. 
Bu, Krişna’yı Vrindavan’ın yakınlığına geri götürme arzusunun oluşturduğu ruh hali, Ratha-yatra festivalinin mahrem temasıdır. Adananlar Ratha-yatra arabalarının uzun dayanıklı iplerini çekerken, Krişna’yı Vrindavan topraklarına, kalplerine geri çekmektedirler.Radha ve Krişna, Chaitanya Mahaprabhu olarak bedenlendiler ve bu şekilde onun bedeninde tekrar birleştiler. Buna karşın Jagannath Puri’de geçirdiği son yıllarında, Rab Chaitanya Radharani’nin ruh halini ortaya koydu ve Radha ve Krişna’nın ayrılığının oluşturduğu ilahi trajedi için sonsuz kedere boğuldu.
Her yıl Jagannath Puri’de, Rab Chaitanya Ratha-yatra festivalini, Radharani’nin Krişna’yı Vrindavan’ın sade kırsal atmosferine geri çekme ruh haliyle yaşadı. Mahaprabhu, bu ayrılık duygusunun gerçekte Krişna’nın varlığına ve nihai olarak en yüksek mutluluğa yol açtığını öğretti. Bu Ratha-yatra’nın gizli anlamıdır.



Şri Jagannath, Baladeva, Subadhra ki Jaya! 
Şrila Prabhupada ki Jaya! 

Sevgilerimle,

Salı, Mayıs 31, 2011

Türkçe Şrimad Bhagavatam



Bir kaç önceki yazımda vedik literatürünün özü kabul edilen Şrimad Bhagavatam’dan bahsetmiştim. Benim ve bazı arkadaşlarımızın rüyasıydı Şrimad Bhagavatam’ı kendi ana dilimizde okumak. Şri Guru ve Gauranga’nın merhametiyle spiritüel rüyalar gerçekleşebilir. Uzun süren bir çalışmanın meyvesini aldık ve Şrimad Bhagavatam, Birinci Şarkı – birinci bölümü Türkçe olarak basıldı. Nasıl mı oldu? Bahar festivali için Macaristan, Krişna Vadisi’ni ziyarete gitmiştim. Arkadaşlarım Şebnem, Engin ve Grace’te bana eşlik ettiler ziyaretimde. Maalesef çok istememize rağmen çeviri hizmetinde çok ciddi çalışan Nilüfer Mataji bizlere katılamadı. Bu çeviri kendisinin çok ciddi bir emeğidir. Ayrıca, Macaristan yatrasından Sundara-rupa Prabhu bize her zamanki gibi inanılmaz destek olarak, tam zamanında kitabı baskıdan çıkardı. Gaura Şakti Prabhu’nun yaptıklarından bahsetmeye bile gerek yok. O olmasa her şey rüya olmaya devam edecekti.
Gaura Şakti Prabhu festivalden bir gün önce odasına çağırıp baskıdan çıkmış kitapları gösterdiğinde nefesim kesilmiş ve söyleyecek bir kelime bulamamıştım heyecandan. Hala önümdeki baskıya baktıkça aynı heyecanı hissediyorum. Bu kesinlikle Şrila Prabhupada ve Şri Caitanya Mahaprabhu’nun merhametidir.
Manevi öğretmenim HH Srila Şivarama Maharaj’ın Vyasa Puja kutlaması gününde çok heyecanlanmıştım. Öğleden sonra Gaura Sakti Prabhu, Adi Radhika Mataji, tatlı kızları Hladini & Padma ve ben ilk Türkçe Şrimad Bhagavatam kopyasını Guru Maharaj’a sunduk. Unutulmaz bir andı. Gurudeva kitabı eline aldığında çok mutluydu. Daha sonra bu sene aldığı en güzel Vyasa-puja hediyesinin bu kitap olduğunu söyledi.
Artık Türkçe konuşan insanlar da Tanrının Yüce Şahsiyeti, Şri Krişna hakkında derin felsefi anlayışa sahip olma şansına sahipler. Bu kitaptan edinmek isterseniz lütfen benimle bağlantı kurun.

Şrimad Bhagavatam ki Jaya! Transandantal kitaplar ki Jaya! Şrila Prabhupada ki Jaya!

Sevgilerimle,

Pazar, Mayıs 29, 2011

Krişna Vadisi'nde Bahar Festivali

Türkiye’den dört kişi bahar festivali zamanı Vadi’yi ziyaret ettik. Kirşna Vadisi bir toplum, bir kültür, oraya gidenlerin kalbini çalan bir yaşam biçimidir. Neden? Bu çok adil bir soru. Neden bir kimse Krişna Vadisi’ne gitmelidir? Dünyada insanların tatil, eğlence için gidebileceği bir sürü güzel yer varken, neden burası? Krişna Vadisi’ne gelenler  evlerine geldiklerini hissederler. Krişna Vadisi’nin eski bir kültüre ait nesnelerin görüldüğü bir müze değil; burada yaşayan herkesin günlük yaşantısında uygulamak istediği değerleri uyguladığı bir yerdir. Krişna Vadisi sadece Avrupa’da değil tüm dünya genelinde sıradışıdır ve “Yüksek düşünmek, basit yaşamak” sloganı ile gastronomi, tarım ve inek koruması programı, giyim, mabed ibadeti ve müzik gibi hayatın her tarafına nüfuz etmektedir.


Girişte iki tane dev, 4 metre yüksekliğinde taş fillerin ziyaretçileri karşılamak için bekliyor. (Vedik geleneğe göre, filler şans getirir.) Sadece bir kaç adım ötedeki gölette Jaipur stili büyük kameriyelerin muazzam atmosferinde, günlük sıkıntı ve problemlerlerinizi hemen unutabilirsiniz.
Buradaki yaşama bir anlık bakışa sahip olabilir, Tanrı’nın Şahsı Krişna (Shyamasundara)  ve ebedi eşi Radharani’yi görebilir ve mabeddeki meditasyon prpgramlarına katılabilirsiniz. Dilerseniz Govinda restroranında özel Hint stili bir akşam yemeğinin tadını çıkarabilir ve sevdikleriniz için köyde imal edilen ekolojik ürünlerden hediyeler alabilirsiniz.

Genellikle kesimhanelerden kurtarılmış olan koruma altındaki (ISCOWP) yaklaşık elli adet inek, sığır ve buzağıları Goshala’da ziyaret edebilirsiniz. Burada inekler o kadar mutlu ve kendilerine o kadar iyi bakılıyor ki yavruları olmadan süt veren ineklerle tanışma fırsatı yakalayabilirsiniz. Burada her ineğin bir ismi ve kimliği var.

Tabii ki adananlardan bahsetmeye gerek bile yok. O kadar iyi karşılanırsınız ki ben nereye geldim diye düşünmekten kendinizi alamazsınız. Gaura Şakti Prabhu ve Türk eşi adi Radhika Mataji ve minik türkler Hladini ve Padma bizleri çok iyi misafir ettiler. Çok güzel anılarla döndük Türkiye’ye. 19 Ağustos’ta bu sefer yaz festivali Janmastami zamanı dostlarımızla tekrar birlikte olmak için Macaristan’a gideceğiz. Bizlere eşlik etmek isterseniz bana yazın lütfen.


Sevgilerimle…

Cuma, Eylül 03, 2010

Şrila Prabhupada Vyasa Puja

Şrila Prabhupada'nın beliriş günü özellikle ISKCON adananları için  çok özel bir gündür çünkü dünyanın dört bir yerinde neşe içinde ebedi kurtarıcaları Şrila Prabhupada'yı yüceltirler. Biz de Krişna Vadisi'nde muazzam bir kutlama yaptık.
Peki kimdir Şrila Prabhupada? Daimi iyi dilekçimizin kısa bir biyografisini sizlerle paylaşıyorum:

Şri Şrimad A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada 1896 yılında Hindistan Kalküta’da dünyaya geldi. Manevi öğretmeni, Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati Goswami ile ilk olarak 1922 yılında Kalküta’da tanıştı. Bhaktisiddhanta Sarasvati ünlü bir din bilgini ve Hindistan’daki Gaudiya Matha (altmış dört merkezli bir Vaişnava hareketi)’nin kurucusuydu. Bhaktisiddhanta Sarasvati, bu eğitimli genç adamı sevdi ve ona hayatını Vedik bilgisini öğretmeye adaması için ikna etti. Şrila Prabhupada onun öğrencisi oldu ve 1933’te onun öğrencisi olarak inisiyasyon aldı.
Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati ilk görüşmelerinde ɹrila Prabhupɖda’dan Vedik bilgisini İngilizce olarak yayınlamasını istedi. Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada Bhagavad-gita üzerinde bir yorum yazdı ve Gaudya Math’a hizmetinde yardımcı oldu. 1944’te on beş günde bir İngilizce olarak Back to Godhead dergisini yayımladı. Şrila Prabhupada tek başına makaleleri yazdı, onları bastı, müsveddeleri daktiloda yazdı, ilk tahsisleri kontrol etti ve hatta şahsen kopyaları dağıttı. Bu dergi şimdi öğrencileri tarafından değişik dillerde basılmaya devam etmekte ve tüm dünya genelinde dağıtılmaktadır.
1950’de Şrila Prabhupada yazı ve çalışmalarına daha fazla adanmak için aile hayatından emekli oldu. Tarihi Radha-Damodara Tapınağı’nda mütevazı koşullarda yaşadığı kutsal şehir Vriindavan'a gitti. Orada seneler boyunca derin araştırma ve yazma ile meşgul oldu. 1959’da feragat yaşamını (sannyasa) kabul etti. Şrila Prabhupada’nın hayatının eseri Şrimad-Bhagavatam (Bhagavata Purana)’nın on sekiz bin kıtasının, tam yorumuyla çok ciltli çevirisine Radha-Damodara Tapınağı’nda başladı. Bhagavatam’ın üç cildini yayımladıktan sonra, Şrila Prabhupada kargo gemisiyle New York Şehrine seyahat etti. Gerçekte meteliksizdi, fakat manevi öğretmeninin görevini başarılı kılma amacına sahipti. Amerika’ya indiği gün, gökdelen binaların etrafını kaplamış olan gri pusu gördü, günlüğüne şu kelimeleri karaladı: “Benim Sevgili Rabbim Krişna, eminim ki, bu transandantal mesaj kalplerine işlediğinde, kesinlikle sevinecekler ve böylece hayatın tüm mutsuz koşullarından kurtulacaklar.” Altmış dokuz yaşındaydı, yalnız ve çok az olanağa sahipti, fakat spritüel bilginin zenginliği ve sergilemiş olduğu adanma, gücün sarsılmaz bir kaynağı ve ilhamıydı.
Harvard Üniversitesi tanrı bilimcisi ve yazarı Harvey Cox şöyle yazar, “Çok ilerlemiş bir yaşta, birçok insanın defnelerinde dinlendiği zaman, Şrila Prabhupada kendi manevi öğretmeninin emrine dikkatini verdi ve zor ve zahmet gerektiren Amerika seyahatine kalkıştı. Şrila Prabhupada şüphesiz, binlerce öğretmenden biriydi. Fakat diğer taraftan, binde biri belki de bir milyon içerisinden biri idi.”
Şrila Prabhupada 1966’da daha sonra Hare Krişna hareketinin resmi ismi olan, Krişna Bilinci Topluluğu’nu kurdu.
Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada yavaş yavaş onlarca, binlerce takipçiyi cezp etti, yüzden fazla aşram ve tapınak kurdu ve çok sayıda kitap yayımladı. Hindistan’ın çok eski spritüel kültürünü yirminci yüzyıl Batı dünyasına nakletmesindeki başarı takdire şayandır.
Şrila Prabhupada 1968’de üç adanan çifti, Krişna bilincini Birleşik Krallık’a yaymak için gönderdi. Başlangıçta, bu adananlar misyonlarını takdir eden Hindu aileler tarafından gözetildi, fakat kısa zamanda Londra’da Oxford Caddesinde mantra söylemeleriyle çok tanınır hale geldiler. Times gazetesinde bir başlıkta, “Krişna Mantrası Londra’yı Şaşırtıyor.” Fakat maha-mantra kısa zamanda meşhur oldu. Şrila Prabhupada’yı tanıyan ve İngiltere’ye gelen adananlar önünde mantra söyleyen Birinci Beatle George Harrison, yardım etmek istedi. Mantranın bir kaydını Beatles’ın Apple etiketi üzerine üretmeyi organize etti. Bu Britanya’da Top On’a girdi ve diğer bazı ülkelerde bir numara oldu.
Şrila Prabhupada İngiltere’ye geldiğinde, British Müzesi yakınında, Bloomsbury’deki iş devam ederken, John Lennon’un Tittenhurst’taki malikanesinde misafir edildi. Kasım 1969’da Şrila Prabhupada Avrupa’daki ilk tapınağı Radha-Krişna tapınağını açtı. Hareket büyüdü. Bir kez daha George Harrison Hertfordshire’da Tudor krallarına ait güzel bir malikane evini bağışlayarak yardım etmek istedi. Şimdiki ismi Bhaktivedanta Manor olan yer, Topluluğun Britanya’daki ana eğitim merkezidir.
Krişna’nın yeni adananları, topluluk içerisindeki mantra söylemeleri ve Şrila Prabhupada’nın Vedik bilgisi kitaplarını dağıtmalarıyla, çok kısa sürede dünya genelinde başlıca şehirlerde görünür oldular. Yıl boyunca eğlenceli kültürel festivaller sahnelemeye başladılar ve dünya genelinde milyonlarca tabak (prasada olarak bilinen) Krişna’ya sunulmuş lezzetli yiyecekler sundular. Sonuç olarak ISKCON yüzlerce binlerce insanın hayatını kayda değer bir şekilde etkiledi. Hint tarihi ve kültürü üzerine dünyanın önde gelen otoritelerinden A.L. Basham şöyle yazmış, “Hare Krişna hareketi yirmi yıl içerisinde yanında hiçbir şey olamadan yükseldi ve tüm Batı dünyasında bilinir oldu. Bu Batı dünyası tarihinde önemli bir geçektir.”
Sadece on iki yıl içerisinde, ilerlemiş yaşına rağmen, Şrila Prabhupada konferans turlarından on dört kez dünyayı gezdi ve bu, onu altı kıtaya götürdü. Yine de bu enerjik program onun verimli edebi randımanını azaltmadı. Yazıları, Vedik felsefesi, dini ve kültürünün gerçek bir kütüphanesini teşkil eder.
Doğrusu Şrila Prabhupada’nın en kayda değer katkısı kitaplarıdır. Yetkisi, derinliği ve açıklığı ile akademisyenler tarafından oldukça saygı duyulur, kitapları birçok sayıdaki üniversite kurslarında ders kitabı olarak okutulur.
Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde bir profesör olan Garry Gelade kitapları hakkında şunu yazmıştır: “Bu metinler hazinedir. İnanç ya da felsefi ikna etmede bu kitapları açık bir zihin ile okuyan hiç kimse hareket etmede ve etkilenmede başarısız olamaz.” Ve Bucknell Üniversitesi Sanat ve Bilim Koleji Dekanı Dr. Larry Shinn şöyle yazmıştır: “Prabhupada’nın Tanrı’ya olan kişisel hürmeti ona gerçek otoriteyi vermiştir. Kutsal metinlerin tüm emirlerini sergiledi, farkındalığın tuhaf bir derinliği ve üstün bir şahsi örnek, çünkü o gerçekte ne öğrettiyse onu yaşamıştır.”
Yazıları 79 dile çevrildi. Bhaktivedanta Book Trust, 1972 yılında Şri Şrimad’ın çalışmalarını yayımlamak için kuruldu, bu sebeple Hint dini ve felsefesi alanındaki dünyanın en büyük yayımcısı oldu. 2005 yılına kadar 79 dilde 450 milyon kopya satılmıştır.
14 Kasım 1977’de bu dünyadan göçmeden önce, Şrila Prabhupada Topluluğa rehberlik etmişti ve onun yüzden fazla aşram, okul, tapınak, enstitü ve çiftlik topluluğundan oluşan dünya genelindeki bir konfederasyon olduğunu görmüştür.

Şrila Prabhupada ki Jaya!

Janmaştami 2010

Janmashtami Hindistan'ın kutsal metinlerinde Tanrı'nın kendisi olarak tanımlanan Krişna'nın dünya üzerinde belirişi adına yapılan bir kutlamadır. Dünya üzerindeki en büyük sprituel kutlamalardan birisi olan Janmaştami yaklaşık 930 milyon kişi tarafından her sene kutlanır.

Peki neden Janmaştami diye sorabilirsiniz? Kirşna hakkında özel olan şey nedir? Özel olan şey Krişna'nın kişiselliğidir. Kendisine sevgi sunan her adanına sıra dışı ve kişisel bir şekilde cevap verir. En fazla hayranlık duyulan, en yaramaz, en romatik aşık, en yakın arkadaştır. Adananlar Janmaştami'de Krişna'yı tüm bu yönleriyle kutlarlar.

Krişna, Bhagavad-gita'da şöyle der:

aham sarvasya prabhavo
mattah sarvam pravartate

iti matva bhajante mam
budha bhava-samanvitah

"Ben tüm spirituel ve maddi dünyaların kaynağıyım. Her şey Benden yayılır. Bunu mükkemelen bilen akıllı kişi Bana adanma hizmetiyle meşgul olur ve Bana tüm kalbiyle ibadet eder."

Biz de Krişna Vadisi'nde dün çok güzel bir kutlama gerçekleştirdik. Şri Krişna Janmastami ki Jaya!

Perşembe, Mayıs 25, 2006

Renkli Festival - Colorful Festival














Bu Salı Macaristan'dan döndüm, eşimin köyü olan Krisna-völgy'deydik. Hep beraber bahar festivalini kutladık. Köy, dünyaca ünlü büyük Balaton gölünün güneyinde. Oldukça büyük arazi içerisinde ekolojik tarımla uğraşan yaklaşık 120 kişi var. Yıl boyu turistlerin ilgisini çeken köyü özellikle festival dönemlerinde ziyaret edenler epeyce. Festival ziyafeti için 200 kişilik çadır kuruluyor.


























Festivalin en heyecanlı anı herkesin renkli boyalarla birbirlerine "sevgiyle" saldırmalarıydı :-)