guru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
guru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Kasım 15, 2015

Şrila Prabhupada'nın Maddi Dünyadan Ayrılışı!


Iskcon kurucu Açaryası A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada 1977 yılında maddi dünyaya terk ederek spiritüel dünyaya geri döndü. Aradan tam 38 yıl geçmiş. Yani tam da benim yaşım kadar. Şrila Prabhupada'yı benim spiritüel büyük babam. Maddi yaşamımda dedelerimi görme fırsatım olmadı. Resimlerini gördüm, anne ve babamın anlattığı kadar biliyorum. Ama bu bilgi çok sınırlı. Fakat manevi dedem Şrila Prabhupada'yı çok iyi tanıyorum ve kalbim her gün daha da fazla tanıma isteği ile dolup taşıyor. Bu nasıl bir bağ? Anlatılması çok güç fakat sadece yaşayarak deneyimleyebileceğimiz bir şey. Bugünlerde Şrila Prabhupada'nın Batı'ya gelişinin 50. yıl kutlamaları var ISKCON genelinde. Elli yıl önce Batı'ya gelerek maddi enerji, yani mayaya savaş ilan eden bir saddhu! 12 yıllık bir süre içinde 12 kere dünya turu, ISKCON gibi dev bir enstüti, vedik literatürün sanskritçeden İngilizce'ye gece uyku uyumadan çevirileri, yüzlerce eser, ders ve eğitimler, BBT yayınevi, açılan yüzden fazla merkez, Govinda's restora nlar, kendi kendine yeterli çiftlik komünleri, vedik yaşam biçimi ve öğretisini devam ettirecek binlerce öğrenci, saymakla bitmeyecek hizmetler. Şrila Prabhupada bize o kadar büyük bir merhametle o kadar muazzam bir şey verdi ki ona borcumuzu nasıl öderiz? Ben Şrila Prabhupada'ya borcumu nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum ama en azından ömrümün sonuna kadar Şrila Prabhupada'nın yolunda devam eden öğrencisi Şivaram Swami'ye ve adananlara hizmet ederek bizlere bıraktığı mirasını nerede yaşıyor isem, eşimin ve diğer adananların merhametiyle devam ettirmeye çalışacağım.

Bahktivinoda Thakur'un Şaranagati isimli eserinden bir şarkıyı söyleyebiliriz bugün:

OHE VAİŞNAVA THAKUR

ohe! vaiṣṇaba ṭhākura, doyāra sāgara,
e dāse koruṇā kori'
diyā pada-chāyā, śodho he āmāya,
tomāra caraṇa dhori

Ey saygıdeğer Vaişnava, Krişna'nın adananı! Ey merhamet okyanusu, hizmetkarına merhamet et. Bana lotus ayaklarının gölgesini ve beni arındır. Lotus ayaklarına sarılıyorum.

chaya bega domi', chaya doṣa śodhi',
chaya guṇa deho' dāse
chaya sat-sańga, deho' he āmāre,
bosechi sańgera āśe

Bana altı tutkumu nasıl control edeceğimi, altı kusurumu nasıl düzelteceğimi öğret, altı özelliği bana ihsan et ve bana altı çeşit kutsal birliktelik sun.

ekākī āmāra, nāhi pāya bala,
hari-nāma-sańkīrtane
tumi kṛpā kori', śraddhā-bindu diyā,
deho' kṛṣṇa-nāma-dhane

Hari'nin kutsal isminin sankirtanını tek başıma taşıyacak güç bulamıyorum. Lütfen bana sadece bir damla inanç vererek beni kutsa ki bununla Krişna'nın kutsal isminin muazzam hazinesini elde edeyim.

kṛṣṇa se tomāra, kṛṣṇa dīte pāro,
tomāra śakati āche
āmi to' kāńgāla, 'kṛṣṇa' 'kṛṣṇa' boli',
dhāi tava pāche pāche

Krişna senin. O'nu bana vermeil gücün var. Ben sadece senin ardında "Krişna!  Krişna!" diye bağırarak koşan hizmetkarınım.

Peki Şrila Prabhupada'yı daha fazla nasıl tanıyabiliriz diyenler için daimi iyi dilekçimizin kısa bir biyografisini sizlerle paylaşıyorum:

Şri Şrimad A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada 1896 yılında Hindistan Kalküta’da dünyaya geldi. Manevi öğretmeni, Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati Goswami ile ilk olarak 1922 yılında Kalküta’da tanıştı. Bhaktisiddhanta Sarasvati ünlü bir din bilgini ve Hindistan’daki Gaudiya Matha (altmış dört merkezli bir Vaişnava hareketi)’nin kurucusuydu. Bhaktisiddhanta Sarasvati, bu eğitimli genç adamı sevdi ve ona hayatını Vedik bilgisini öğretmeye adaması için ikna etti. Şrila Prabhupada onun öğrencisi oldu ve 1933’te onun öğrencisi olarak inisiyasyon aldı.
Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati ilk görüşmelerinde ɹrila Prabhupɖda’dan Vedik bilgisini İngilizce olarak yayınlamasını istedi. Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada Bhagavad-gita üzerinde bir yorum yazdı ve Gaudya Math’a hizmetinde yardımcı oldu. 1944’te on beş günde bir İngilizce olarak Back to Godhead dergisini yayımladı. Şrila Prabhupada tek başına makaleleri yazdı, onları bastı, müsveddeleri daktiloda yazdı, ilk tahsisleri kontrol etti ve hatta şahsen kopyaları dağıttı. Bu dergi şimdi öğrencileri tarafından değişik dillerde basılmaya devam etmekte ve tüm dünya genelinde dağıtılmaktadır.
1950’de Şrila Prabhupada yazı ve çalışmalarına daha fazla adanmak için aile hayatından emekli oldu. Tarihi Radha-Damodara Tapınağı’nda mütevazı koşullarda yaşadığı kutsal şehir Vriindavan'a gitti. Orada seneler boyunca derin araştırma ve yazma ile meşgul oldu. 1959’da feragat yaşamını (sannyasa) kabul etti. Şrila Prabhupada’nın hayatının eseri Şrimad-Bhagavatam (Bhagavata Purana)’nın on sekiz bin kıtasının, tam yorumuyla çok ciltli çevirisine Radha-Damodara Tapınağı’nda başladı. Bhagavatam’ın üç cildini yayımladıktan sonra, Şrila Prabhupada kargo gemisiyle New York Şehrine seyahat etti. Gerçekte meteliksizdi, fakat manevi öğretmeninin görevini başarılı kılma amacına sahipti. Amerika’ya indiği gün, gökdelen binaların etrafını kaplamış olan gri pusu gördü, günlüğüne şu kelimeleri karaladı: “Benim Sevgili Rabbim Krişna, eminim ki, bu transandantal mesaj kalplerine işlediğinde, kesinlikle sevinecekler ve böylece hayatın tüm mutsuz koşullarından kurtulacaklar.” Altmış dokuz yaşındaydı, yalnız ve çok az olanağa sahipti, fakat spritüel bilginin zenginliği ve sergilemiş olduğu adanma, gücün sarsılmaz bir kaynağı ve ilhamıydı.
Harvard Üniversitesi tanrı bilimcisi ve yazarı Harvey Cox şöyle yazar, “Çok ilerlemiş bir yaşta, birçok insanın defnelerinde dinlendiği zaman, Şrila Prabhupada kendi manevi öğretmeninin emrine dikkatini verdi ve zor ve zahmet gerektiren Amerika seyahatine kalkıştı. Şrila Prabhupada şüphesiz, binlerce öğretmenden biriydi. Fakat diğer taraftan, binde biri belki de bir milyon içerisinden biri idi.”
Şrila Prabhupada 1966’da daha sonra Hare Krişna hareketinin resmi ismi olan, Krişna Bilinci Topluluğu’nu kurdu.
Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada yavaş yavaş onlarca, binlerce takipçiyi cezp etti, yüzden fazla aşram ve tapınak kurdu ve çok sayıda kitap yayımladı. Hindistan’ın çok eski spritüel kültürünü yirminci yüzyıl Batı dünyasına nakletmesindeki başarı takdire şayandır.
Şrila Prabhupada 1968’de üç adanan çifti, Krişna bilincini Birleşik Krallık’a yaymak için gönderdi. Başlangıçta, bu adananlar misyonlarını takdir eden Hindu aileler tarafından gözetildi, fakat kısa zamanda Londra’da Oxford Caddesinde mantra söylemeleriyle çok tanınır hale geldiler. Times gazetesinde bir başlıkta, “Krişna Mantrası Londra’yı Şaşırtıyor.” Fakat maha-mantra kısa zamanda meşhur oldu. Şrila Prabhupada’yı tanıyan ve İngiltere’ye gelen adananlar önünde mantra söyleyen Birinci Beatle George Harrison, yardım etmek istedi. Mantranın bir kaydını Beatles’ın Apple etiketi üzerine üretmeyi organize etti. Bu Britanya’da Top On’a girdi ve diğer bazı ülkelerde bir numara oldu.
Şrila Prabhupada İngiltere’ye geldiğinde, British Müzesi yakınında, Bloomsbury’deki iş devam ederken, John Lennon’un Tittenhurst’taki malikanesinde misafir edildi. Kasım 1969’da Şrila Prabhupada Avrupa’daki ilk tapınağı Radha-Krişna tapınağını açtı. Hareket büyüdü. Bir kez daha George Harrison Hertfordshire’da Tudor krallarına ait güzel bir malikane evini bağışlayarak yardım etmek istedi. Şimdiki ismi Bhaktivedanta Manor olan yer, Topluluğun Britanya’daki ana eğitim merkezidir.
Krişna’nın yeni adananları, topluluk içerisindeki mantra söylemeleri ve Şrila Prabhupada’nın Vedik bilgisi kitaplarını dağıtmalarıyla, çok kısa sürede dünya genelinde başlıca şehirlerde görünür oldular. Yıl boyunca eğlenceli kültürel festivaller sahnelemeye başladılar ve dünya genelinde milyonlarca tabak (prasada olarak bilinen) Krişna’ya sunulmuş lezzetli yiyecekler sundular. Sonuç olarak ISKCON yüzlerce binlerce insanın hayatını kayda değer bir şekilde etkiledi. Hint tarihi ve kültürü üzerine dünyanın önde gelen otoritelerinden A.L. Basham şöyle yazmış, “Hare Krişna hareketi yirmi yıl içerisinde yanında hiçbir şey olamadan yükseldi ve tüm Batı dünyasında bilinir oldu. Bu Batı dünyası tarihinde önemli bir geçektir.”
Sadece on iki yıl içerisinde, ilerlemiş yaşına rağmen, Şrila Prabhupada konferans turlarından on dört kez dünyayı gezdi ve bu, onu altı kıtaya götürdü. Yine de bu enerjik program onun verimli edebi randımanını azaltmadı. Yazıları, Vedik felsefesi, dini ve kültürünün gerçek bir kütüphanesini teşkil eder.
Doğrusu Şrila Prabhupada’nın en kayda değer katkısı kitaplarıdır. Yetkisi, derinliği ve açıklığı ile akademisyenler tarafından oldukça saygı duyulur, kitapları birçok sayıdaki üniversite kurslarında ders kitabı olarak okutulur.
Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde bir profesör olan Garry Gelade kitapları hakkında şunu yazmıştır: “Bu metinler hazinedir. İnanç ya da felsefi ikna etmede bu kitapları açık bir zihin ile okuyan hiç kimse hareket etmede ve etkilenmede başarısız olamaz.” Ve Bucknell Üniversitesi Sanat ve Bilim Koleji Dekanı Dr. Larry Shinn şöyle yazmıştır: “Prabhupada’nın Tanrı’ya olan kişisel hürmeti ona gerçek otoriteyi vermiştir. Kutsal metinlerin tüm emirlerini sergiledi, farkındalığın tuhaf bir derinliği ve üstün bir şahsi örnek, çünkü o gerçekte ne öğrettiyse onu yaşamıştır.”
Yazıları 79 dile çevrildi. Bhaktivedanta Book Trust, (BBT) 1972 yılında Şri Şrimad’ın çalışmalarını yayımlamak için kuruldu, bu sebeple Hint dini ve felsefesi alanındaki dünyanın en büyük yayımcısı oldu. 2005 yılına kadar 79 dilde 450 milyon kopya satılmıştır.
14 Kasım 1977’de bu dünyadan göçmeden önce, Şrila Prabhupada Topluluğa rehberlik etmişti ve onun yüzden fazla aşram, okul, tapınak, enstitü ve çiftlik topluluğundan oluşan dünya genelindeki bir konfederasyon olduğunu görmüştür.

Şrila Prabhupada ki Jaya!

Çarşamba, Ocak 11, 2012

Guru Nedir?

Son zamanlarda spiritüellikle ilgili çalışmalar/gruplar çoğalmaya devam ediyor. Herkese göre bir yol mevcut. Ruh canlar karmalarına göre yaşamlarını sürdürüyor ve seçimleriyle hayatlarını şekillendirmeye devam ediyor. Başlangıcı ve sonu olmayan bir süreçte devam ettiği gibi. Bizz bhakti yoga uygulamasını takip eden adananlar için bir manevi öğretmen kabul etmek çok önemlidir. Manevi öğretmen kabul etmekle spiritüel hayatımıza yeniden başlayarak, ikinci doğumumuzu gerçekleştiririz. Fakat bu yolda da seçimlerimizi yaparken çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Birçok yolda çeşitli uygulamalar mevcuttur fakat gurunun gerçek anlamını bilmez isek spiritüel hayatımızı negatif yönde etkileyecek adımlar atabiliriz. Sanskritçe isim almak sevdası ile ya da bir moda gibi gurum falanca filanca swami demek ile atacağımız adımların ilerideki tepkimelerine de razı olmalıyız. ISKCON (Uluslararası Krişna Bilinci Topluluğu) kurucu açaryası Şri Şrimad Bhaktivedanta Swami Prabhupada Science of Self Realization (Benlik İdraki Bilimi) isimli kitabında guru nedir sorusuna çok güzel bir açıklama getirmiştir. Eğer spirtüel hayat ile ilgileniyorsanız mutlaka bu satırları okumalısınız. Sizi kesinlikle aydınlatacaktır.     
"Karmalarına göre, tüm canlı varlıklar evrenler boyunca dolaşmaktadırlar: Bazıları daha yüksek gezegensel sistemlere ve bazıları da daha düşük gezegensel sistemlere gitmektedirler. Seyahat eden milyonlarca varlık içinde, Krişna’nın lütfu ile hakiki bir manevi öğretmen ile tanışma şansını edinen kimse çok talihlidir. Böyle bir kişi, Krişna ve Manevi Öğretmenin merhametiyle, adanma hizmetinin tohumlarını elde eder. " (Caitanya Caritamrita, Madhya Lila 19.151)

ŞRİLA PRABHUPADA - BENLİK İDRAKİ BİLİMİ 
2. BÖLÜM 
GURU NEDİR? 

“Cehaletin en karanlığında doğdum ve manevi öğretmenim bilginin feneriyle gözlerimi açtı. O’na hürmetlerimi sunuyorum.”

Ajnana kelimesi “cehalet” veya “karanlık” demektir.  Eğer bu odadaki bütün ışıklar kapansa ne yanımızdakinin nerede oturduğunu, ne de nerede oturduğumuzu görebilirdik. Her şey karmakarışık olurdu. Benzer şekilde, bu maddi dünyada hepimiz, tamas yani karanlık içinde yaşamaktayız. Tamas veya timira  “karanlık” demektir. Bu maddi dünya karanlıktır, bu sebepten aydınlanmak için güneş ışığına veya ay ışığına ihtiyaç duyarız. Ancak, bir başka dünya daha vardır ki, bu spiritüel dünya karanlığın ötesindedir. Bhagavad-gita (15.6)’da bu dünya Şri Krişna tarafından şöyle açıklanmıştır:

“Benim bu meskenim ne güneş,  ne ay tarafından ne de elektrikle aydınlanır. Oraya bir kere ulaşan bir daha bu maddi dünyaya geri dönmez.”

Gurunun işi, öğrencilerini karanlıktan aydınlığa götürmektir. Bir kimsenin bilgi eksikliğinden dolayı hastalık kapması gibi, günümüzde herkes cehaletten acı çekmektedir. Eğer kişi temizlik kurallarını bilmezse hangi hastalığın bulaşacağını bilemez. Buna göre, hastalık cehalet yüzünden vardır ve hasta olup acı çekeriz. Bir suçlu, “yasayı bilmiyordum” diyebilir fakat bu işlediği suça mazeret olmayacaktır. Cehalet de bir mazeret değildir. Bunun gibi ateşin yaktığını bilmeyen bir çocuk, ateşe dokunduğunda yanacaktır.  Ateş “bu daha bir çocuk ve benim yakacağımı bilmiyor” diye düşünmez.  Hayır, mazeret yoktur. Tıpkı ülke yasaları olduğu gibi, katı doğa yasaları da vardır ve bu yasalar biz bilmesek de işlemektedir. Eğer cehaletten ötürü yanlış bir şey yaparsa bunun bedelini ödemeliyiz. Yasa bunu gerektirir. Ülke yasası ya da doğa yasası olsun, yasaya aykırı davranırsak bunun acısını çekme riskini de göze almış oluruz.

Gurunun görevi bu maddi dünyada hiçbir insanoğlunun acı çekmediğini görmektir. Hiç kimse acı çekmediğini savunamaz. Mümkün değildir. Bu maddi dünyada üç çeşit ıstırap vardır. Bunlar, maddi vücut ve zihinden ortaya çıkan ıstıraplar, diğer canlı varlıklardan oluşan ıstıraplar ve doğanın güçleri tarafından ortaya çıkan ıstıraplardır. Zihinsel acı içinde olabiliriz veya sivrisinek ya da çeşitli canlıların bize verdiği rahatsızlıktan dolayı acı çekebiliriz ya da daha üst güçlerin altında acı çekebiliriz. Yağmur yağmayabilir veya seller olabilir. Çok sıcak veya çok soğuk olabilir. Doğa tarafından birçok ıstıraba maruz kalabiliriz. Böylece, maddi dünyada bu üç çeşit ıstırap mevcuttur ve herkes en az birinden, ikisinden ya da üçünden dolayı acı içindedir. Hiç kimse acıdan tamamen kurtulmuş olduğunu söyleyemez.

Öyleyse niçin canlı varlık acı çekiyor diye sorabiliriz. Cevap şudur: cehaletten. Kişi, “hata yapıyorum ve günahkar bir hayata yöneliyorum, bunun için de acı çekiyorum” diye düşünmez.  Bu sebepten, gurunun görevi, öğrencilerini cehaletten kurtarmaktır. Çocuklarımızı okula acı çekmekten kurtulmaları için göndeririz. Eğer çocuklarımız eğitim almazlarsa, gelecekte acı çekmelerinden korkarız. Guru, bu ıstırabın karanlığa benzetilen cehaletten olduğunu görür.  Karanlıktaki biri nasıl kurtarılabilir?  Işık ile. Guru, bilginin fenerini alır ve karanlıkta yaşayan canlı varlığın önüne tutar. Bu bilgi onu cehalet karanlığının acısından uzaklaştırır. Kişi, bir gurusu olmasının mutlaka gerekli olup olmadığını sorgulayabilir. Vedalar, bizi şu şekilde bilgilendirir:

“Bunları doğru anlamak için, kişi alçakgönüllülükle, Vedaları öğrenmiş ve Mutlak Hakikat’e kendini adamış bir manevi öğretmene yaklaşmalıdır.”

Vedalar bize bir guru aramayı tembihler. Esasında herhangi bir guru değil, o guruyu bulmamızı söylerler. Guru, bir tanedir çünkü gurular zincirinden gelir. Vyasadeva’nın ve Krişna’nın beş bin yıl önce öğrettikleri, bugün de öğretilmektedir. Her iki öğreti arasında hiçbir fark yoktur. Yüzlerce, binlerce açarya gelip gitmiş olsa bile mesaj tektir. Gerçek guru iki tane olamaz, çünkü gerçek guru kendinden önce gelenlerin söylediklerinden farklı bir şey söylemez. Bazı spiritüel öğretmenler “Benim kanımca şunu yapmalısın” derler, ancak bu guru değildir. Bu gibi sözde gurular sadece bir sahtekardır. Esas guru, sadece bir fikre sahiptir  ve o fikir de Krişna, Vyasadeva, Narada, Arjuna, Şri Caitanya Mahaprabhu ve de  Goswamiler tarafından dile getirilmiş olandır. Beş bin yıl önce Rab Şri Krişna Bhagavad-gita’yı konuştu ve Vyasadeva onu kaydetti. Şrila Vyɖsadeva “bu benim fikrim” demedi. Bunun yerine, “Tanrının Yüce Şahsiyeti der ki” olarak yazdı. Vyasadeva’nın yazdığı her şey orijinal olarak Tanrının Yüce Şahsiyeti tarafından söylenmiştir. Şrila Vyasadeva kendi fikrini vermemiştir.

Sonuç olarak, Şrila Vyasadeva bir gurudur. Krişna’nın sözlerini yanlış yorumlamaz, sadece anlatıldıkları gibi aynen aktarır. Telgraf gönderdiğimizde onu gönderen kişi,  düzeltmek, düzenlemek ya da ona eklemeler yapmak zorunda değildir. O sadece sunumu yapar. Gurunun işi de budur. Guru, o ya da bu kişi olabilir ama mesaj hep aynıdır; bu nedenle guru tektir denir.
Gurular zincirinde sadece aynı konunun tekrarını buluruz. Bhagavad-gita (9.34)’da Şri Krişna şöyle der:

“Zihnini her zaman Beni düşünerek meşgul et, Bana adan, itaatini sun ve Bana ibadet et. Tamamen Benle yoğrul, emin ol ki Bana geleceksin.” Bu talimatlar tüm açaryalar, Ramanujacarya, Madhvacarya ve Caitanya Mahaprabhu tarafından tekrar edilmiştir. Altı Goswamiler de aynı mesajı iletmişlerdir ve biz sadece onların ayak izlerini takip ederiz. Hiçbir fark yoktur. Krişna’nın sözlerini, “Benim fikrimce, Kurukşetra savaş alanı insan bedenini sembolize ediyor” diye yorumlayamayız. Bu gibi yorumlar alçak kimseler tarafından öne sürülür.  Dünyada kendi fikrini veren pek çok sahte guru vardır ancak biz alçaklara meydan okuyabiliriz. Bir alçak guru,  “Ben Tanrıyım” ya da, “Hepimiz Tanrıyız”  diyebilir. Bu doğru olabilir, fakat sözlükten açıp Tanrı’nın ne demek olduğunu bulmamız gerekir. Genellikle, sözlük bize Tanrı kelimesinin, En Yüce Varlık demek olduğunu söyleyecektir. Bu guruya şöyle sorabiliriz: “Sen En Yüce Varlık mısın?” Bunu anlayamazsa, o zaman, ona En Yüce’nin anlamını söylemeliyiz. Her sözlük bize en yücenin “en yüksek otorite” olduğunu söyleyecektir. O zaman da, “sen en yüksek otorite misin?” diye sorabiliriz. Böylesine bir alçak guru, kendisinin Tanrı olduğunu iddia etse bile, böyle bir soruya cevap veremez. Tanrı En Yüce Varlık ve en yüksek otoritedir. Kimse O’na eşit veya ondan yüksek değildir. Ancak En Yüce olduğunu iddia eden bir sürü guru-tanrı vardır. Bu gibi alçaklar, maddi varoluşun karanlığından kaçışımızda bize yardımcı olamazlar. Bizim karanlığımızı, spiritüel bilginin feneriyle aydınlatamazlar.

Gerçek kutsal kitaplar, gerçek bir gurunun sadece yüce guruyu, Tanrı’yı temsil ettiğini söylemektedir. Bir guru, gurular zincirinin mesajını değiştiremez.

Şunu anlamalıyız ki, Mutlak Gerçek’i bulmak için bir araştırma yürütemeyiz. Caitanya Mahaprabhu kendisi söylemiştir, “Guru Maharaj’ım, manevi öğretmenim beni gerçek bir ahmak olarak görürdü.” Gurusunun gözünde gerçek bir budala olmasına rağmen, kendisi bir guruydu. Ancak, kişi, “Ben çok ilerledim, kendi gurumdan daha iyi konuşurum” derse bir budaladan başka bir şey değildir. Bhagavad-gita (4.2)’da Şri Krişna şöyle der:

“Bu yüce bilim gurular zinciri aracılığıyla alınır ve aziz krallar da bilimi bu şekilde anlamışlardır. Ancak zaman sürecinde zincir kırılmıştır ve böylece bilim kaybolmuş gibi görünmektedir.”

Bir guruya sahip olmak sadece modaya uymak değildir. Spiritüel hayatı ciddiye alan bir kimse bir guruya ihtiyaç duyacaktır. Bir Guru, kişinin spiritüel hayatı, Tanrı’yı, doğru davranışı ve Tanrı’yla arasındaki ilişkiyi anlaması için bir gerekliliktir ve kişi bu konuda çok ciddi olmalıdır.  Bunları anlamak konusunda ciddi olduğumuzda guruya ihtiyacımız vardır. Guruya, sadece günün modası olduğu için gitmemeliyiz. Teslimiyetle gitmeliyiz, çünkü teslim olmadan hiçbir şey öğrenemeyiz. Guru’ya yalnızca meydan okumak için gidersek, hiçbir şey öğrenemeyiz.  Guruyu, Arjuna’nın, kendi gurusu Şri Krişna’yı kabul ettiği gibi kabul etmeliyiz:

“Şu an, zayıflığımdan dolayı görevim ile ilgili aklım karıştı ve tüm sükunetimi yitirdim. Bu koşulda benim için en iyi olanın ne olduğunu Sana soruyorum. Şimdi Senin öğrencinim ve Sana teslim olmuş bir ruhum. Lütfen bana rehberlik et.” (Bhagavad-gita 2.7)

Bu, bir guruyu kabul etme sürecidir. Guru, Krişna’nın ve geçmişteki  açaryaların temsilcisidir. Krişna tüm açaryaların Kendi temsilcileri olduğunu söyler; öyleyse guruya da Tanrı’ya duyulan saygı duyulmalıdır. Vişvanatha Cakravarti Thakura’nın, manevi öğretmenine olan dualarında söylediği gibi: “Kişi, manevi öğretmenin lütfüyla, Krişna’nın rahmetini kazanır.” Böylece, eğer gerçek bir guruya teslim olursak, Tanrı’ya teslim olmuş oluruz. Tanrı guruya teslimiyetimizi kabul eder.
 
Bhagavad-gita (18.66)’da Krişna şöyle buyurur:

“Dinin tüm teferruatlarını bırak ve sadece Bana teslim ol. Seni bütün günahsal tepkilerden kurtaracağım. Sakın korkma.” Bazıları buna karşı gelebilir, “Krişna nerede ki? O’na teslim olayım.” Fakat hayır, süreç önce Krişna’nın temsilcisine teslim olmak; daha sonra Krişna’ya teslim olmaktır. Şöyle denir, Guru Tanrı kadar iyidir. Guruya saygılarımızı sunduğumuz zaman, Tanrı’ya saygılarımızı sunarız. Tanrı bilincine varmaya çalıştığımız için, Tanrı’ya saygının nasıl sunulduğunu, Tanrı’nın temsilcisi yoluyla öğrenmemiz gerekir. Tüm şastralarda, guru, Tanrı kadar iyi olan olarak tarif edilir, fakat bir guru asla “Ben Tanrıyım” demez. Öğrencinin görevi Tanrı’ya hürmetlerini sunduğu gibi, guruya da aynı şekilde hürmetlerini sunmaktır lakin bir guru asla ‘öğrencilerim bana Tanrı’ya gösterdikleri aynı saygıyı gösteriyorlar; bu sebepten ben Tanrı oldum’ demez. Böyle düşündüğü anda bir hayvan olur. Vişvanatha Cakravarti der ki; kintu prabhor yaɦ priya eva tasya. Tanrı’nın en güvenilir hizmetkarı olarak, guruya Tanrı’ya sunduğumuz saygı sunulur. Tanrı her zaman Tanrı’dır, guru her zaman gurudur.  Bir davranış bilgisi olarak, Tanrı ibadet edilir Tanrı’dır, guru ise Tanrı'ya ibadet edendir (sevaka-bhagavan). Bu sebeple guruya Prabhupada diye hitap edilir. Prabhu “Rab” demektir ve pada “konum” demektir. Yani Prabhupada “Rabbin konumunu almış olan” anlamına gelir. 

Gerçekten Tanrı bilimini anlamak konusunda ciddiysek guru şarttır. Bir guruyu kabul etmiş bir kişi zekice konuşur. Hiçbir zaman anlamsız konuşmaz. Bu, onun gerçek bir guruya sahip olduğunun göstergesidir. Manevi öğretmene kesinlikle saygılarımızı sunmalıyız ama aynı zamanda da onun emirlerini nasıl yerine getireceğimizi de hatırlamalıyız. Bhagavad-gita (4.34)’da Şri Krişna'nın Kendisi guruyu arama ve ona yaklaşma metodunu bizlere anlatır:

“Hakikati yalnızca bir manevi öğretmene yaklaşarak öğrenin. Teslim olmuş bir şekilde ondan sorun ve ona hizmet edin. Benlik idrakine varmış bir ruh size bilgiyi aktarabilir çünkü Hakikati görmüştür.” İlk süreç teslim olmaktır. Yüce bir kişi bulmalı ve kendi irademizle ona teslim olmalıyız.  Şastralar, bir guruya sahip olmadan önce, ona teslim olup olamayacağımızı anlamak için onu dikkatli bir şekilde tanımamızı buyururlar. Fanatik bir şekilde hemen bir guruyu kabul etmemeliyiz. Bu çok tehlikelidir. Guru da aynı zamanda öğrencisi olmak isteyen kişiyi, uygun olup olmadığını görmek için iyice tanımalıdır. Guru ile öğrenci arasında bir ilişki kurmanın yolu budur. Her şey bize sunulmuştur ancak bu süreci ciddiye almalıyız. Ancak o zaman nasıl gerçek bir öğrenci olunacağı bize öğretilebilir. Önce gerçek bir guru bulmalı, onunla ilişki kurup ona göre davranmalıyız. O zaman, hayatımız başarılı olacaktır, çünkü guru karanlıktaki dürüst öğrencisini aydınlatabilir.

Herkes bir ahmak ve budala olarak doğar. Eğer bilgili olarak doğsaydık, okula gitmemiz neden gerekirdi? Eğer bilgiyi geliştirmezsek, hayvandan bir farkımız kalmaz. Bir hayvanın kitaplara ihtiyacı yoktur, ben guru oldum diyebilir, ancak bilim ve felsefe üzerine otorite kitaplarından çalışmadan bir kimse bilgiyi nasıl elde eder? Sahte gurular bu gibi şeyleri geçiştirmektedirler. Hepimiz ahmak ve budala olarak doğduğumuzu ve aydınlanmamız gerektiğini anlamalıyız. Hayatımızı mükemmel kılmak için bilgi edinmeliyiz. Eğer hayatımızı mükemmelleştirmezsek, yenilgiye uğramışızdır. Nedir bu yenilgi? Yenilgi, varolmanın mücadelesidir. Daha iyi bir hayat elde etmek, daha üst bir konuma sahip olmak için çalışıyoruz ve bunun için çok mücadeleler veriyoruz. Ancak gerçek anlamda daha yüksek konumun ne demek olduğunu aslında bilmiyoruz.

Maddi dünyada hangi pozisyonda olursak olalım bundan vazgeçilmelidir. İyi ya da kötü bir konumumuz olabilir; her şekilde orada sürekli kalamayız. Milyonlarca dolar kazanıp, “Şimdi daha iyi bir konumdayım” diye düşünebiliriz. Ancak küçücük dizanteri veya kolera mikrobu konumumuzu sona erdirecektir. Banka batarsa, konumumuz sona erecektir. Yani aslında maddi dünyadaki konumun hiçbir iyiliği yoktur. Bu bir oyundur. Maddi dünyada bir konuma sahip olmaya çalışanlar sonuç olarak yeniktirler çünkü daha iyi bir konum yoktur. Bhagavad-gita (14.26) daha iyi konumun ne demek olduğunu söylemektedir:

“Kendini saf adanma hizmetinin spiritüel faaliyetleriyle meşgul eden kişi, bir hamlede maddi doğanın bağlayıcı güçlerini aşarak spiritüel platforma yükselebilir.”

Bize ölümsüzlüğün bilgisini veren bir bilim dalı var mıdır? Evet, ölümsüz olabiliriz ama maddi anlamda değil. Bu bilgiyi, üniversitelerde öğrenemeyiz. Ancak, Vedik kutsal yazıtlarında ölümsüz olabileceğimizin bilgisi vardır. Daha iyi konumumuz bu ölümsüzlüktür. Artık doğum yok, ölüm yok, yaşlılık yok, hastalık yok. Yani guru büyük bir sorumluluk alır. Öğrencisine rehberlik etmeli ve onun en mükemmel konuma, ölümsüzlüğe ulaşması için iyi bir aday olmasını sağlamalıdır. Guru öğrencisini evine, Tanrı’ya geri göndermek için yetenekli olmalıdır.

Yolunuz açık olsun,
Nrsimha Krişna das (Serhat)

Salı, Mayıs 03, 2011

Şrimad Bhagavatam

Vedalar çok farklı konulara değinir. Yüksek bir medeniyete ait kitaplardır ve bilginin tüm bölümlerini kapsar. Bunların arasında Şrimad Bhagavatam, Tanrı hakkındaki konularla özellikle ilgilenir. Şrimad güzel ya da zengin, Bhagavtam ise Tanrı ile ilgili demektir. Bu şekilde Şrimad-Bhagavatam‘ı 'Tanrı'nın güzel hikayesi' olarak çevirebiliriz.
Şrimad-Bhagavatam Tanrı’yı, bizlerin Onunla ilişkisini ve bu ilişkinin farkına varma yöntemlerini anlatır. 18,000 kıtası Tanrı’nın isimleri, suretleri, doğası, kişiliği, adananları, aktiviteleri, mekanları ve çok daha fazlası hakkında detaylı bilgiler verir.
Başlagıç bölümlerinden bir tanesinde Vedik literatürünün bir kısmını yazan ve gerisini derleyen bilge Vyasadeva’nın başarısına ragmen tatminizliğinden bahsedilir. Sonrasında Gurusunun talimatıyla Vedaların ağacının olgun meyvesi olarak adlandırılan Şrimad-Bhagavatam’ı yazmaya başlar.

Birçok dilde mevcut olan bu 12 şarkıdan oluşan şaheser bilgi kaynağını yakında Şrila Prabhupada yorumlarıyla birlikte Türkçe okuyabileceğiz. Gelişmelerden sizleri mutlaka haberdar edeceğim.
Sevgiler.

Cuma, Eylül 03, 2010

Şrila Prabhupada Vyasa Puja

Şrila Prabhupada'nın beliriş günü özellikle ISKCON adananları için  çok özel bir gündür çünkü dünyanın dört bir yerinde neşe içinde ebedi kurtarıcaları Şrila Prabhupada'yı yüceltirler. Biz de Krişna Vadisi'nde muazzam bir kutlama yaptık.
Peki kimdir Şrila Prabhupada? Daimi iyi dilekçimizin kısa bir biyografisini sizlerle paylaşıyorum:

Şri Şrimad A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada 1896 yılında Hindistan Kalküta’da dünyaya geldi. Manevi öğretmeni, Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati Goswami ile ilk olarak 1922 yılında Kalküta’da tanıştı. Bhaktisiddhanta Sarasvati ünlü bir din bilgini ve Hindistan’daki Gaudiya Matha (altmış dört merkezli bir Vaişnava hareketi)’nin kurucusuydu. Bhaktisiddhanta Sarasvati, bu eğitimli genç adamı sevdi ve ona hayatını Vedik bilgisini öğretmeye adaması için ikna etti. Şrila Prabhupada onun öğrencisi oldu ve 1933’te onun öğrencisi olarak inisiyasyon aldı.
Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati ilk görüşmelerinde ɹrila Prabhupɖda’dan Vedik bilgisini İngilizce olarak yayınlamasını istedi. Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada Bhagavad-gita üzerinde bir yorum yazdı ve Gaudya Math’a hizmetinde yardımcı oldu. 1944’te on beş günde bir İngilizce olarak Back to Godhead dergisini yayımladı. Şrila Prabhupada tek başına makaleleri yazdı, onları bastı, müsveddeleri daktiloda yazdı, ilk tahsisleri kontrol etti ve hatta şahsen kopyaları dağıttı. Bu dergi şimdi öğrencileri tarafından değişik dillerde basılmaya devam etmekte ve tüm dünya genelinde dağıtılmaktadır.
1950’de Şrila Prabhupada yazı ve çalışmalarına daha fazla adanmak için aile hayatından emekli oldu. Tarihi Radha-Damodara Tapınağı’nda mütevazı koşullarda yaşadığı kutsal şehir Vriindavan'a gitti. Orada seneler boyunca derin araştırma ve yazma ile meşgul oldu. 1959’da feragat yaşamını (sannyasa) kabul etti. Şrila Prabhupada’nın hayatının eseri Şrimad-Bhagavatam (Bhagavata Purana)’nın on sekiz bin kıtasının, tam yorumuyla çok ciltli çevirisine Radha-Damodara Tapınağı’nda başladı. Bhagavatam’ın üç cildini yayımladıktan sonra, Şrila Prabhupada kargo gemisiyle New York Şehrine seyahat etti. Gerçekte meteliksizdi, fakat manevi öğretmeninin görevini başarılı kılma amacına sahipti. Amerika’ya indiği gün, gökdelen binaların etrafını kaplamış olan gri pusu gördü, günlüğüne şu kelimeleri karaladı: “Benim Sevgili Rabbim Krişna, eminim ki, bu transandantal mesaj kalplerine işlediğinde, kesinlikle sevinecekler ve böylece hayatın tüm mutsuz koşullarından kurtulacaklar.” Altmış dokuz yaşındaydı, yalnız ve çok az olanağa sahipti, fakat spritüel bilginin zenginliği ve sergilemiş olduğu adanma, gücün sarsılmaz bir kaynağı ve ilhamıydı.
Harvard Üniversitesi tanrı bilimcisi ve yazarı Harvey Cox şöyle yazar, “Çok ilerlemiş bir yaşta, birçok insanın defnelerinde dinlendiği zaman, Şrila Prabhupada kendi manevi öğretmeninin emrine dikkatini verdi ve zor ve zahmet gerektiren Amerika seyahatine kalkıştı. Şrila Prabhupada şüphesiz, binlerce öğretmenden biriydi. Fakat diğer taraftan, binde biri belki de bir milyon içerisinden biri idi.”
Şrila Prabhupada 1966’da daha sonra Hare Krişna hareketinin resmi ismi olan, Krişna Bilinci Topluluğu’nu kurdu.
Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada yavaş yavaş onlarca, binlerce takipçiyi cezp etti, yüzden fazla aşram ve tapınak kurdu ve çok sayıda kitap yayımladı. Hindistan’ın çok eski spritüel kültürünü yirminci yüzyıl Batı dünyasına nakletmesindeki başarı takdire şayandır.
Şrila Prabhupada 1968’de üç adanan çifti, Krişna bilincini Birleşik Krallık’a yaymak için gönderdi. Başlangıçta, bu adananlar misyonlarını takdir eden Hindu aileler tarafından gözetildi, fakat kısa zamanda Londra’da Oxford Caddesinde mantra söylemeleriyle çok tanınır hale geldiler. Times gazetesinde bir başlıkta, “Krişna Mantrası Londra’yı Şaşırtıyor.” Fakat maha-mantra kısa zamanda meşhur oldu. Şrila Prabhupada’yı tanıyan ve İngiltere’ye gelen adananlar önünde mantra söyleyen Birinci Beatle George Harrison, yardım etmek istedi. Mantranın bir kaydını Beatles’ın Apple etiketi üzerine üretmeyi organize etti. Bu Britanya’da Top On’a girdi ve diğer bazı ülkelerde bir numara oldu.
Şrila Prabhupada İngiltere’ye geldiğinde, British Müzesi yakınında, Bloomsbury’deki iş devam ederken, John Lennon’un Tittenhurst’taki malikanesinde misafir edildi. Kasım 1969’da Şrila Prabhupada Avrupa’daki ilk tapınağı Radha-Krişna tapınağını açtı. Hareket büyüdü. Bir kez daha George Harrison Hertfordshire’da Tudor krallarına ait güzel bir malikane evini bağışlayarak yardım etmek istedi. Şimdiki ismi Bhaktivedanta Manor olan yer, Topluluğun Britanya’daki ana eğitim merkezidir.
Krişna’nın yeni adananları, topluluk içerisindeki mantra söylemeleri ve Şrila Prabhupada’nın Vedik bilgisi kitaplarını dağıtmalarıyla, çok kısa sürede dünya genelinde başlıca şehirlerde görünür oldular. Yıl boyunca eğlenceli kültürel festivaller sahnelemeye başladılar ve dünya genelinde milyonlarca tabak (prasada olarak bilinen) Krişna’ya sunulmuş lezzetli yiyecekler sundular. Sonuç olarak ISKCON yüzlerce binlerce insanın hayatını kayda değer bir şekilde etkiledi. Hint tarihi ve kültürü üzerine dünyanın önde gelen otoritelerinden A.L. Basham şöyle yazmış, “Hare Krişna hareketi yirmi yıl içerisinde yanında hiçbir şey olamadan yükseldi ve tüm Batı dünyasında bilinir oldu. Bu Batı dünyası tarihinde önemli bir geçektir.”
Sadece on iki yıl içerisinde, ilerlemiş yaşına rağmen, Şrila Prabhupada konferans turlarından on dört kez dünyayı gezdi ve bu, onu altı kıtaya götürdü. Yine de bu enerjik program onun verimli edebi randımanını azaltmadı. Yazıları, Vedik felsefesi, dini ve kültürünün gerçek bir kütüphanesini teşkil eder.
Doğrusu Şrila Prabhupada’nın en kayda değer katkısı kitaplarıdır. Yetkisi, derinliği ve açıklığı ile akademisyenler tarafından oldukça saygı duyulur, kitapları birçok sayıdaki üniversite kurslarında ders kitabı olarak okutulur.
Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde bir profesör olan Garry Gelade kitapları hakkında şunu yazmıştır: “Bu metinler hazinedir. İnanç ya da felsefi ikna etmede bu kitapları açık bir zihin ile okuyan hiç kimse hareket etmede ve etkilenmede başarısız olamaz.” Ve Bucknell Üniversitesi Sanat ve Bilim Koleji Dekanı Dr. Larry Shinn şöyle yazmıştır: “Prabhupada’nın Tanrı’ya olan kişisel hürmeti ona gerçek otoriteyi vermiştir. Kutsal metinlerin tüm emirlerini sergiledi, farkındalığın tuhaf bir derinliği ve üstün bir şahsi örnek, çünkü o gerçekte ne öğrettiyse onu yaşamıştır.”
Yazıları 79 dile çevrildi. Bhaktivedanta Book Trust, 1972 yılında Şri Şrimad’ın çalışmalarını yayımlamak için kuruldu, bu sebeple Hint dini ve felsefesi alanındaki dünyanın en büyük yayımcısı oldu. 2005 yılına kadar 79 dilde 450 milyon kopya satılmıştır.
14 Kasım 1977’de bu dünyadan göçmeden önce, Şrila Prabhupada Topluluğa rehberlik etmişti ve onun yüzden fazla aşram, okul, tapınak, enstitü ve çiftlik topluluğundan oluşan dünya genelindeki bir konfederasyon olduğunu görmüştür.

Şrila Prabhupada ki Jaya!

Pazar, Mayıs 30, 2010

İkinci Doğum

brahmāṇḍa bhramite kona bhāgyavān jīva

guru-kṛṣṇa-prasāde pāya bhakti-latā-bīja

ÇEVİRİ

"Canlı varlıklar karmalarına göre tüm evren boyunca dolaşmaktadır. Bazıları daha yüksek gezegen sistemlerine çıkmakta, bazıları ise daha düşük gezegen sistemlerine inmektedirler. Seyahat eden canlı varlıklardan Krişna’nın lütfu ile hakiki bir manevi öğretmen ile birliktelik şansını elde eden kimse çok şanslıdır. Böyle bir kişi Krişna ve manevi öğretmeninin merhameti ile adanma hizmeti sarmaşığının tohumlarını alır.
Śrī Caitanya Caritāmṛta Madhya 19.151

Krişna bilinci ile ilk tanışmam bundan 10 yıl öncesine varıyor. Krişna hakkında ilk duyduğumda çok kabullenmemekle birlikte kendimi alıkoyamadığım bir coşku girdabı içine girdiğimi sonradan fark ettim. 5 yıl boyunca bocalayaşım sırasında Şrila Prabhupada’nın kitapları aracılığı ile uzattığı yardım eli. “Science of Self Realization” ve “Bhagavad Gita”dan okuduğum ve çok hoşuma giden pasajlar.



Sonunda 2005 yılında bu bilinci kabul edişim. Dört düzenleyici ilkeyi kabul edip, sıkıca uygulamaya başlayışım. 2006 başında başlayan ve sonrasında hemen her yıl tekrarlanan Mayapur ve Vrindavan Iskcon merkezleri gezilerim. Şrila Prabhupada’nın kitaplarına olan derin ilgi ve saygı. Her okuduğum satırı dikkatle hazmetmeye çalışmak. Bu süreçte başlayan hakiki bir manevi öğretmen ile tanışma arzusu ve dualar. 2007 yılında Gaura Sakti Prabhu ve Adi Radhika Mataji ile tanıştıktan sonra değişen spiritüel hayatım. Macaristan, New Vraja Dhama (Krişna Vadisi) ile tanışmak. Gelecekteki manevi öğretmenim olacağını bilmeden H.H. Sivarama Swami ile olan ilk konuşmalarım. Macaristan seyahatlerim. Her şey Krişna tarafından mükmmelce hazırlanmış aslında. Bizler sadece bu oyunun bir parçası olarak rollerimizi oynuyoruz. O an farkında olmasak da geçmişe dönüp baktığımızda her şeyi çok net görebiliyoruz. Ben de şu an geçmişe baktığımda çok net görebiliyorum her şeyi. Yukarıdaki kıtanın yorumunun bir bölümünde Şrila Prabhupada şöyle diyor:

“Kṛṣṇa herkesin kalbinde oturmaktadır ve eğer kişi bir şey arzu ederse Kṛṣṇa hemen yerine getirir. Canlı varlık şansa ya da iyi talihi ile Krişna bilinci hareketi ile temasa geçer ve hareket ile birliktelik yapmak isterse herkesin kalbinde oturan Krişna ona hakiki bir manevi öğretmen ile tanışma şansı verir. Bu guru-kṛṣṇa-prasāda olarak adlandırılır. Kṛṣṇa merhametini tüm canlı varlıklara ihsan etmeye hazırdır ve canlı varlık Rabbin merhmetini arzuladığı anda Rab hemen ona hakiki bir manevi öğretmen ile şansı verir. Böylesi talihli bir kimse hem Krişna hem de manevi öğretmen tarafından desteklenir. İçeriden Krişna’dan dışarıdan manevi öğretmeninden yardım görür. Her ikisi de samimi canlı varlığa maddi esaretten kurtulması için yardımcı olamaya hazırdır.”

29 Mayıs 2010 günü uğurlu Nrsimha Caturdasi kutlamasında Macaristan’da Krişna Vadisi’nde Vaişnava geleneğinde ikinci doğum olarak kabul edilen harinam inisiyasyonumu H.H. Srila Sivarama Swami’den aldım. Üstelik maddi dünyadaki doğum günüm olan 30 Mayıs ile neredeyse aynı günde. Bazılarınız beni Bhakta Serhat olarak biliyorsunuz. İkinci doğumumla birlikte manevi öğretmenim bana “Nrisimha Krişna das” ismini verdi. Yeni bir isim, yeni bir hayat. Hayatımın en heyecanlı ve mutlu günü.


Sevgiler,
Nrsimha Krsna das

Cumartesi, Ekim 20, 2007

Özel Misafir... - Special Guest...

Özel Misafir

Eylül ayında İstanbul’da günlerimiz çok çabuk geçiyordu. Zamanımızın çoğunu yoga merkezimizi açmak için harcadık. Yenilenmiş, boş bir daireyi, sıcak atmosfer ile güzel görünümlü hoş bir yoga merkezine çevirmek uzun bir yol. :) Temizlik ve etraftaki her şey ve değişik odalara (salona, ofis odasına, size en iyi şekilde hizmet verebilmek için girişe) uygun mobilyayı bulabilmek ile meşgul idik ve mutfak gelecekteki yemek kursları için donatılmalıydı. Çok mutluyduk çünkü arkadaşlarımız Gaura Şakti ve Adi Radhika Eylül ayı sonunda hazırlıklar için bize yardım etmeye gelmişlerdi. Onlar gelmeden önce sadece temizliği ve her şeyi mutfağa yerleştirme işini bitirebilmiştik. Ve doğal gaz bir gün önce son dakikada bağlanmıştı...

Fakat hala hiç mobilyamız yoktu ve zaman çok çabuk geçiyordu. Yoga öğretmenimiz Şivarama
Swami Maharaj’ın gelişini 5 Ekim’de bekliyorduk. Günler geçtikçe daha da heyecanlanıyorduk ve hala uygun mobilyaları bulamamıştık. Fakat Maharaj’ın gelişinden önceki son gün O’nu ağırlamak ve ilk programlarımıza başlamak için her şeyi birlikte yerine koymuştuk. Bu Şivarama Swami’nin İstanbul’a ilk ziyaretiydi.


Merkezimizi, sahildeki meditasyon yürüyüşlerini,tanıştığı yeni insanları çok sevdi. Fakat en hoş olanı sabahları Bhagavad-gita’dan verdiği atma yoga seminerleriydi. Atma kelimesinin farklı anlamları, özellikleri ve yoga uygulamasıyla atma hakkında her şeyi nasıl anlayabileceğimiz hakkında konuştu. Yoganın gerçek anlamının ne olduğundan, bu çok eski uygulamanın günümüzde nasıl yapılması gerektiğinden bahsetti. Şivarama Maharaj’ın açtığı farklı konu ve temalar misafirlerimiz ve hepimizin merakını uyandırdı. Lütfen üzülmeyin, her şeyi sizler için kaydettik böylelikle bizi ziyarete geldiğinizde bu konferanslar sizler için de elde edilebilir olacaktır. :)


Ayrıntılarıyla üzerinde durduğu ana konulardan birisi mantra meditasyonu idi. Her seminerden önce Hint müzik aletleri ile birlikte Maharaj’ın etrafında toplandık ve mantra meditasyonu yaptık. Bu bizlerin her gün kişisel olarak yaptığı bir uygulama, fakat daha çok kişi ile birlikte yapıldığında daha lezzetli olmakta. :) Ve bu kez daha özeldi çünkü Maharaj beraberinde sıra dışı telli bir çalgı olan tambura getirmişti. Adi Radhika nasıl çalındığını öğrenmekten çok mutlu olmuştu ve çalışıyla mantra meditasyonumuzun en önemli bölümü olmuştu. :)


Gün boyunca Adi Radhika ve Gaura Şakti, Maharaj’ı İstanbul’un en güzel ve ilgi çekici yerlerine götürdü. Ne yazık ki Maharaj çok yoğun programı nedeniyle bizlerle sadece beş gün geçirebildi, bu yüzden bir çok yeri görme şansı olmadı; fakat Maharaj’ın bir sonraki Türkiye ziyaretinde devam edecekler. Şivarama Maharaj Sultanahmet ve Aya Sofya’nın güzelliği ve mimari yapısından çok etkilendi ve Kapalıçarşı’ya hayran kaldı.


Sevgiyle...
Anuragi dd


Special guest

Our days were passing very quickly in September here in Istanbul. We spent most of our time with preparing for the opening of our yoga-centre. It is quite a long way from an empty, newly refurbished apartment to a nice-looking, pleasant yoga-centre with a warm atmosphere We were busy with cleaning everything throughly, and finding suitable furniture to the different rooms: to the saloon, the office and the reception area to serve you the best, and the kitchen also had to be equipped for the future cooking courses. We were very happy: our friends, Gaura Sakti prabhu and Adi Radhika also came at the end of September to spend time with us and help with the preparations. By the time they came we only managed to be ready with cleaning and putting everything together in the kitchen. And we only got natural gas connected a day earlier- in the last minute...

But we still didn't have any furniture and time was passing quickly: we were expecting our yoga-teacher, Sivarama Swami Maharaja to visit on the 5th of October. We got more and more excited and busy as the days were passing and we still didn't find the suitable ones... but on the final day before his arrival we managed to put everything together to accomodate him and to start our first programs. It was Maharaja's first time in Istanbul. He liked it very much- the centre, the mantra meditation walks on the beach nearby, and the people whom he met.

But the nicest thing was that in the mornings he gave seminars about atma-yoga from the most famous and well-known book, the Bhagavad-gita. He spoke about the different meanings of the word atma, the qualities of it, and how can we understand everything about atma through the practice of yoga. He talked about what is the real meaning of yoga, how should this ancient practice be applied in these modern days. All of us and our guests were very much intrigued by the different topics and themes he brought up, and please don't worry... we recorded everything for you, so that when you come to visit us these lectures will be available for you as well.

One of the main topics he elaborated on was mantra-meditation. Before each part of the seminar we sat together with some indian musical instruments and we did mantra-meditation. It is such a practise we do every day individually also, but it's much more relishable when more people do it together And this time was even more special since Maharaja brought a tambura, a unique stringed musical instrument with him. Adi Radhika was very happy to learn it and she quickly became the highlight of our mantra-meditation with her playing.

During the day Adi Radhika and Gaura Sakti prabhu took Maharaja around to some of the most beautiful and interesting places in Istanbul. Unfortunately Maharaja only spent five days with us, so they couldn't get to see so many places; but they will continue when he comes next time to Turkey. He was very much impressed with the beauty and architectural expertees of the Blue Mosk and Hagia Sophia, and he liked Kapalicarsi Bazar very much.

With Love,
Anuragi dd