kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Kasım 06, 2012

Bhagavad Gita Okumanın Önemi


Her Pazar günü Govinda İstanbul’da 18.30'da Bhakti Yoga programları düzenliyoruz. Yaklaşık 1,5 senedir düzenli olarak yaptığımız bu programların en önemli bölümlerinden birisini “Bhagavad Gita As It Is” okumaları ve arkasından yaptığımız sohbet oluşturuyor. Bhagavad Gita’yı olduğu gibi okumak ve anlamak çok önemlidir. Peki neden Gita okuyoruz? Aklıma gelen küçük bir hikayeyi sizlerle paylaşmak isterim:

Yaşlı bir çiftçi torunuyla beraber dağların yamacında bir çiftlikte yaşamaktaydı. Büyükbaba her sabah çok erken kalkıyor ve mutfak masasında Bhagavad Gita okuyordu. Torunu dedesini taklit etmek istiyordu ve onun gibi olmak için elinden geleni yapıyordu.
Bir gün torunu dedesine sordu: "Dedeciğim! Ben de senin gibi Bhagavad Gita okumaya çalışıyorum ama bir türlü anlamıyorum ve anladıklarımı da kitabın kapağını kapatana kadar unutmuş oluyorum bile. Ne yapayım da okuduklarım işe yarar bir hal alsın?”

Büyükbaba sobaya kömür attıktan sonra torununa dödü ve şöyle dedi: "Bu kömür kovasını al ve nehire git ve oradan bana bir kova su getir.”

Torunu dedesinin söylediğini yaptı fakat eve ulaşmadan önce kovadaki bütün su yere dökülmüştü. Dedesi güldü ve “Bir dahaki sefere daha hızlı olmalısın” dedi ve torununu kovayla birlikte tekrar nehire gönderdi.

Bu sefer çocuk daha hızlı koştu fakat kova yine eve varmadan önce boşalmıştı. Nefes nefese dedesine bu kovayla su getirmenin imkansız olduğunu söylerek bir maşrapa aldı. Bunu gören dedesi “ben suyu maşrapada değil, kovada istiyorum. Sen sadece yeterince denemedin.” dedi. Ve troununu izlemek üzere kapının dışına çktı.

Bu noktada çocuk yaptığının imkansız bir şey olduğunu biliyordu fakat yine de dedesine ne kadar hızlı koşarsa koşsun sutyun eve varmadan döküleceğini göstermek istiyordu.

Çocuk tekrar kovayı nehre daldırdı ve hızla koşmaya başladı fakat dedesinin yanına geldiğinde kova yine boşalmıştı. Nefesi kesilerek, “Dedeciğim gördün mü? İşe yaramıyor işte!” dedi. Dedesi kovayı işaret ederek, “İşe yaramadığını mı düşünüyorsun?” dedi.

Çocuk kovanın içine baktı ve o ana kadar görmediği bir şeyin farkına vardı. Kapkara olan kovanın içi ve dışı tertemizdi.

Dedesi babacan bir eda ile, "İşte evlat, Bhagavad Gita okuduğunda olan şey bu. Sen bir şey anlamayabilir ya da hatırlamayabilirsin fakat okudukça değişeceksin. İçin ve dışın değişecek. Tıpkı o elindeki kova gibi. Krişna’nın hayatlarımızdaki rolü budur.”

Ben şahsen her gün Gita okumaya gayret ediyorum. Haftada bir kez de bunu beraber yapmak da çok keyifli oluyor. Ardından yapılan meditatif bhajanlar ise gerçekten günün cilası oluyor. Kim bilir bir gün belki siz de bizimle olursunuz. Bilmeyenler için Govinda İstanbul adresi:

Govinda İstanbul
Adres - KM Çelebi Mah. İpek Sokak No.15 Beyoğlu
Telefon - 212-2524015
E-posta info@govindaistanbul.com

Sevgilerimle,
Nrsimha Krsna das

Çarşamba, Ocak 11, 2012

Guru Nedir?

Son zamanlarda spiritüellikle ilgili çalışmalar/gruplar çoğalmaya devam ediyor. Herkese göre bir yol mevcut. Ruh canlar karmalarına göre yaşamlarını sürdürüyor ve seçimleriyle hayatlarını şekillendirmeye devam ediyor. Başlangıcı ve sonu olmayan bir süreçte devam ettiği gibi. Bizz bhakti yoga uygulamasını takip eden adananlar için bir manevi öğretmen kabul etmek çok önemlidir. Manevi öğretmen kabul etmekle spiritüel hayatımıza yeniden başlayarak, ikinci doğumumuzu gerçekleştiririz. Fakat bu yolda da seçimlerimizi yaparken çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Birçok yolda çeşitli uygulamalar mevcuttur fakat gurunun gerçek anlamını bilmez isek spiritüel hayatımızı negatif yönde etkileyecek adımlar atabiliriz. Sanskritçe isim almak sevdası ile ya da bir moda gibi gurum falanca filanca swami demek ile atacağımız adımların ilerideki tepkimelerine de razı olmalıyız. ISKCON (Uluslararası Krişna Bilinci Topluluğu) kurucu açaryası Şri Şrimad Bhaktivedanta Swami Prabhupada Science of Self Realization (Benlik İdraki Bilimi) isimli kitabında guru nedir sorusuna çok güzel bir açıklama getirmiştir. Eğer spirtüel hayat ile ilgileniyorsanız mutlaka bu satırları okumalısınız. Sizi kesinlikle aydınlatacaktır.     
"Karmalarına göre, tüm canlı varlıklar evrenler boyunca dolaşmaktadırlar: Bazıları daha yüksek gezegensel sistemlere ve bazıları da daha düşük gezegensel sistemlere gitmektedirler. Seyahat eden milyonlarca varlık içinde, Krişna’nın lütfu ile hakiki bir manevi öğretmen ile tanışma şansını edinen kimse çok talihlidir. Böyle bir kişi, Krişna ve Manevi Öğretmenin merhametiyle, adanma hizmetinin tohumlarını elde eder. (Caitanya Caritamrita, Madhya Lila 19.151)

ŞRİLA PRABHUPADA - BENLİK İDRAKİ BİLİMİ 
2. BÖLÜM 
GURU NEDİR? 

“Cehaletin en karanlığında doğdum ve manevi öğretmenim bilginin feneriyle gözlerimi açtı. O’na hürmetlerimi sunuyorum.”

Ajnana kelimesi “cehalet” veya “karanlık” demektir.  Eğer bu odadaki bütün ışıklar kapansa ne yanımızdakinin nerede oturduğunu, ne de nerede oturduğumuzu görebilirdik. Her şey karmakarışık olurdu. Benzer şekilde, bu maddi dünyada hepimiz, tamas yani karanlık içinde yaşamaktayız. Tamas veya timira  “karanlık” demektir. Bu maddi dünya karanlıktır, bu sebepten aydınlanmak için güneş ışığına veya ay ışığına ihtiyaç duyarız. Ancak, bir başka dünya daha vardır ki, bu spiritüel dünya karanlığın ötesindedir. Bhagavad-gita (15.6)’da bu dünya Şri Krişna tarafından şöyle açıklanmıştır:

“Benim bu meskenim ne güneş,  ne ay tarafından ne de elektrikle aydınlanır. Oraya bir kere ulaşan bir daha bu maddi dünyaya geri dönmez.”

Gurunun işi, öğrencilerini karanlıktan aydınlığa götürmektir. Bir kimsenin bilgi eksikliğinden dolayı hastalık kapması gibi, günümüzde herkes cehaletten acı çekmektedir. Eğer kişi temizlik kurallarını bilmezse hangi hastalığın bulaşacağını bilemez. Buna göre, hastalık cehalet yüzünden vardır ve hasta olup acı çekeriz. Bir suçlu, “yasayı bilmiyordum” diyebilir fakat bu işlediği suça mazeret olmayacaktır. Cehalet de bir mazeret değildir. Bunun gibi ateşin yaktığını bilmeyen bir çocuk, ateşe dokunduğunda yanacaktır.  Ateş “bu daha bir çocuk ve benim yakacağımı bilmiyor” diye düşünmez.  Hayır, mazeret yoktur. Tıpkı ülke yasaları olduğu gibi, katı doğa yasaları da vardır ve bu yasalar biz bilmesek de işlemektedir. Eğer cehaletten ötürü yanlış bir şey yaparsa bunun bedelini ödemeliyiz. Yasa bunu gerektirir. Ülke yasası ya da doğa yasası olsun, yasaya aykırı davranırsak bunun acısını çekme riskini de göze almış oluruz.

Gurunun görevi bu maddi dünyada hiçbir insanoğlunun acı çekmediğini görmektir. Hiç kimse acı çekmediğini savunamaz. Mümkün değildir. Bu maddi dünyada üç çeşit ıstırap vardır. Bunlar, maddi vücut ve zihinden ortaya çıkan ıstıraplar, diğer canlı varlıklardan oluşan ıstıraplar ve doğanın güçleri tarafından ortaya çıkan ıstıraplardır. Zihinsel acı içinde olabiliriz veya sivrisinek ya da çeşitli canlıların bize verdiği rahatsızlıktan dolayı acı çekebiliriz ya da daha üst güçlerin altında acı çekebiliriz. Yağmur yağmayabilir veya seller olabilir. Çok sıcak veya çok soğuk olabilir. Doğa tarafından birçok ıstıraba maruz kalabiliriz. Böylece, maddi dünyada bu üç çeşit ıstırap mevcuttur ve herkes en az birinden, ikisinden ya da üçünden dolayı acı içindedir. Hiç kimse acıdan tamamen kurtulmuş olduğunu söyleyemez.

Öyleyse niçin canlı varlık acı çekiyor diye sorabiliriz. Cevap şudur: cehaletten. Kişi, “hata yapıyorum ve günahkar bir hayata yöneliyorum, bunun için de acı çekiyorum” diye düşünmez.  Bu sebepten, gurunun görevi, öğrencilerini cehaletten kurtarmaktır. Çocuklarımızı okula acı çekmekten kurtulmaları için göndeririz. Eğer çocuklarımız eğitim almazlarsa, gelecekte acı çekmelerinden korkarız. Guru, bu ıstırabın karanlığa benzetilen cehaletten olduğunu görür.  Karanlıktaki biri nasıl kurtarılabilir?  Işık ile. Guru, bilginin fenerini alır ve karanlıkta yaşayan canlı varlığın önüne tutar. Bu bilgi onu cehalet karanlığının acısından uzaklaştırır. Kişi, bir gurusu olmasının mutlaka gerekli olup olmadığını sorgulayabilir. Vedalar, bizi şu şekilde bilgilendirir:

“Bunları doğru anlamak için, kişi alçakgönüllülükle, Vedaları öğrenmiş ve Mutlak Hakikat’e kendini adamış bir manevi öğretmene yaklaşmalıdır.”

Vedalar bize bir guru aramayı tembihler. Esasında herhangi bir guru değil, o guruyu bulmamızı söylerler. Guru, bir tanedir çünkü gurular zincirinden gelir. Vyasadeva’nın ve Krişna’nın beş bin yıl önce öğrettikleri, bugün de öğretilmektedir. Her iki öğreti arasında hiçbir fark yoktur. Yüzlerce, binlerce açarya gelip gitmiş olsa bile mesaj tektir. Gerçek guru iki tane olamaz, çünkü gerçek guru kendinden önce gelenlerin söylediklerinden farklı bir şey söylemez. Bazı spiritüel öğretmenler “Benim kanımca şunu yapmalısın” derler, ancak bu guru değildir. Bu gibi sözde gurular sadece bir sahtekardır. Esas guru, sadece bir fikre sahiptir  ve o fikir de Krişna, Vyasadeva, Narada, Arjuna, Şri Caitanya Mahaprabhu ve de  Goswamiler tarafından dile getirilmiş olandır. Beş bin yıl önce Rab Şri Krişna Bhagavad-gita’yı konuştu ve Vyasadeva onu kaydetti. Şrila Vyɖsadeva “bu benim fikrim” demedi. Bunun yerine, “Tanrının Yüce Şahsiyeti der ki” olarak yazdı. Vyasadeva’nın yazdığı her şey orijinal olarak Tanrının Yüce Şahsiyeti tarafından söylenmiştir. Şrila Vyasadeva kendi fikrini vermemiştir.

Sonuç olarak, Şrila Vyasadeva bir gurudur. Krişna’nın sözlerini yanlış yorumlamaz, sadece anlatıldıkları gibi aynen aktarır. Telgraf gönderdiğimizde onu gönderen kişi,  düzeltmek, düzenlemek ya da ona eklemeler yapmak zorunda değildir. O sadece sunumu yapar. Gurunun işi de budur. Guru, o ya da bu kişi olabilir ama mesaj hep aynıdır; bu nedenle guru tektir denir.
Gurular zincirinde sadece aynı konunun tekrarını buluruz. Bhagavad-gita (9.34)’da Şri Krişna şöyle der:

“Zihnini her zaman Beni düşünerek meşgul et, Bana adan, itaatini sun ve Bana ibadet et. Tamamen Benle yoğrul, emin ol ki Bana geleceksin.” Bu talimatlar tüm açaryalar, Ramanujacarya, Madhvacarya ve Caitanya Mahaprabhu tarafından tekrar edilmiştir. Altı Goswamiler de aynı mesajı iletmişlerdir ve biz sadece onların ayak izlerini takip ederiz. Hiçbir fark yoktur. Krişna’nın sözlerini, “Benim fikrimce, Kurukşetra savaş alanı insan bedenini sembolize ediyor” diye yorumlayamayız. Bu gibi yorumlar alçak kimseler tarafından öne sürülür.  Dünyada kendi fikrini veren pek çok sahte guru vardır ancak biz alçaklara meydan okuyabiliriz. Bir alçak guru,  “Ben Tanrıyım” ya da, “Hepimiz Tanrıyız”  diyebilir. Bu doğru olabilir, fakat sözlükten açıp Tanrı’nın ne demek olduğunu bulmamız gerekir. Genellikle, sözlük bize Tanrı kelimesinin, En Yüce Varlık demek olduğunu söyleyecektir. Bu guruya şöyle sorabiliriz: “Sen En Yüce Varlık mısın?” Bunu anlayamazsa, o zaman, ona En Yüce’nin anlamını söylemeliyiz. Her sözlük bize en yücenin “en yüksek otorite” olduğunu söyleyecektir. O zaman da, “sen en yüksek otorite misin?” diye sorabiliriz. Böylesine bir alçak guru, kendisinin Tanrı olduğunu iddia etse bile, böyle bir soruya cevap veremez. Tanrı En Yüce Varlık ve en yüksek otoritedir. Kimse O’na eşit veya ondan yüksek değildir. Ancak En Yüce olduğunu iddia eden bir sürü guru-tanrı vardır. Bu gibi alçaklar, maddi varoluşun karanlığından kaçışımızda bize yardımcı olamazlar. Bizim karanlığımızı, spiritüel bilginin feneriyle aydınlatamazlar.

Gerçek kutsal kitaplar, gerçek bir gurunun sadece yüce guruyu, Tanrı’yı temsil ettiğini söylemektedir. Bir guru, gurular zincirinin mesajını değiştiremez.

Şunu anlamalıyız ki, Mutlak Gerçek’i bulmak için bir araştırma yürütemeyiz. Caitanya Mahaprabhu kendisi söylemiştir, “Guru Maharaj’ım, manevi öğretmenim beni gerçek bir ahmak olarak görürdü.” Gurusunun gözünde gerçek bir budala olmasına rağmen, kendisi bir guruydu. Ancak, kişi, “Ben çok ilerledim, kendi gurumdan daha iyi konuşurum” derse bir budaladan başka bir şey değildir. Bhagavad-gita (4.2)’da Şri Krişna şöyle der:

“Bu yüce bilim gurular zinciri aracılığıyla alınır ve aziz krallar da bilimi bu şekilde anlamışlardır. Ancak zaman sürecinde zincir kırılmıştır ve böylece bilim kaybolmuş gibi görünmektedir.”

Bir guruya sahip olmak sadece modaya uymak değildir. Spiritüel hayatı ciddiye alan bir kimse bir guruya ihtiyaç duyacaktır. Bir Guru, kişinin spiritüel hayatı, Tanrı’yı, doğru davranışı ve Tanrı’yla arasındaki ilişkiyi anlaması için bir gerekliliktir ve kişi bu konuda çok ciddi olmalıdır.  Bunları anlamak konusunda ciddi olduğumuzda guruya ihtiyacımız vardır. Guruya, sadece günün modası olduğu için gitmemeliyiz. Teslimiyetle gitmeliyiz, çünkü teslim olmadan hiçbir şey öğrenemeyiz. Guru’ya yalnızca meydan okumak için gidersek, hiçbir şey öğrenemeyiz.  Guruyu, Arjuna’nın, kendi gurusu Şri Krişna’yı kabul ettiği gibi kabul etmeliyiz:

“Şu an, zayıflığımdan dolayı görevim ile ilgili aklım karıştı ve tüm sükunetimi yitirdim. Bu koşulda benim için en iyi olanın ne olduğunu Sana soruyorum. Şimdi Senin öğrencinim ve Sana teslim olmuş bir ruhum. Lütfen bana rehberlik et.” (Bhagavad-gita 2.7)

Bu, bir guruyu kabul etme sürecidir. Guru, Krişna’nın ve geçmişteki  açaryaların temsilcisidir. Krişna tüm açaryaların Kendi temsilcileri olduğunu söyler; öyleyse guruya da Tanrı’ya duyulan saygı duyulmalıdır. Vişvanatha Cakravarti Thakura’nın, manevi öğretmenine olan dualarında söylediği gibi: “Kişi, manevi öğretmenin lütfüyla, Krişna’nın rahmetini kazanır.” Böylece, eğer gerçek bir guruya teslim olursak, Tanrı’ya teslim olmuş oluruz. Tanrı guruya teslimiyetimizi kabul eder.
 
Bhagavad-gita (18.66)’da Krişna şöyle buyurur:

“Dinin tüm teferruatlarını bırak ve sadece Bana teslim ol. Seni bütün günahsal tepkilerden kurtaracağım. Sakın korkma.” Bazıları buna karşı gelebilir, “Krişna nerede ki? O’na teslim olayım.” Fakat hayır, süreç önce Krişna’nın temsilcisine teslim olmak; daha sonra Krişna’ya teslim olmaktır. Şöyle denir, Guru Tanrı kadar iyidir. Guruya saygılarımızı sunduğumuz zaman, Tanrı’ya saygılarımızı sunarız. Tanrı bilincine varmaya çalıştığımız için, Tanrı’ya saygının nasıl sunulduğunu, Tanrı’nın temsilcisi yoluyla öğrenmemiz gerekir. Tüm şastralarda, guru, Tanrı kadar iyi olan olarak tarif edilir, fakat bir guru asla “Ben Tanrıyım” demez. Öğrencinin görevi Tanrı’ya hürmetlerini sunduğu gibi, guruya da aynı şekilde hürmetlerini sunmaktır lakin bir guru asla ‘öğrencilerim bana Tanrı’ya gösterdikleri aynı saygıyı gösteriyorlar; bu sebepten ben Tanrı oldum’ demez. Böyle düşündüğü anda bir hayvan olur. Vişvanatha Cakravarti der ki; kintu prabhor yaɦ priya eva tasya. Tanrı’nın en güvenilir hizmetkarı olarak, guruya Tanrı’ya sunduğumuz saygı sunulur. Tanrı her zaman Tanrı’dır, guru her zaman gurudur.  Bir davranış bilgisi olarak, Tanrı ibadet edilir Tanrı’dır, guru ise Tanrı'ya ibadet edendir (sevaka-bhagavan). Bu sebeple guruya Prabhupada diye hitap edilir. Prabhu “Rab” demektir ve pada “konum” demektir. Yani Prabhupada “Rabbin konumunu almış olan” anlamına gelir. 

Gerçekten Tanrı bilimini anlamak konusunda ciddiysek guru şarttır. Bir guruyu kabul etmiş bir kişi zekice konuşur. Hiçbir zaman anlamsız konuşmaz. Bu, onun gerçek bir guruya sahip olduğunun göstergesidir. Manevi öğretmene kesinlikle saygılarımızı sunmalıyız ama aynı zamanda da onun emirlerini nasıl yerine getireceğimizi de hatırlamalıyız. Bhagavad-gita (4.34)’da Şri Krişna'nın Kendisi guruyu arama ve ona yaklaşma metodunu bizlere anlatır:

“Hakikati yalnızca bir manevi öğretmene yaklaşarak öğrenin. Teslim olmuş bir şekilde ondan sorun ve ona hizmet edin. Benlik idrakine varmış bir ruh size bilgiyi aktarabilir çünkü Hakikati görmüştür.” İlk süreç teslim olmaktır. Yüce bir kişi bulmalı ve kendi irademizle ona teslim olmalıyız.  Şastralar, bir guruya sahip olmadan önce, ona teslim olup olamayacağımızı anlamak için onu dikkatli bir şekilde tanımamızı buyururlar. Fanatik bir şekilde hemen bir guruyu kabul etmemeliyiz. Bu çok tehlikelidir. Guru da aynı zamanda öğrencisi olmak isteyen kişiyi, uygun olup olmadığını görmek için iyice tanımalıdır. Guru ile öğrenci arasında bir ilişki kurmanın yolu budur. Her şey bize sunulmuştur ancak bu süreci ciddiye almalıyız. Ancak o zaman nasıl gerçek bir öğrenci olunacağı bize öğretilebilir. Önce gerçek bir guru bulmalı, onunla ilişki kurup ona göre davranmalıyız. O zaman, hayatımız başarılı olacaktır, çünkü guru karanlıktaki dürüst öğrencisini aydınlatabilir.

Herkes bir ahmak ve budala olarak doğar. Eğer bilgili olarak doğsaydık, okula gitmemiz neden gerekirdi? Eğer bilgiyi geliştirmezsek, hayvandan bir farkımız kalmaz. Bir hayvanın kitaplara ihtiyacı yoktur, ben guru oldum diyebilir, ancak bilim ve felsefe üzerine otorite kitaplarından çalışmadan bir kimse bilgiyi nasıl elde eder? Sahte gurular bu gibi şeyleri geçiştirmektedirler. Hepimiz ahmak ve budala olarak doğduğumuzu ve aydınlanmamız gerektiğini anlamalıyız. Hayatımızı mükemmel kılmak için bilgi edinmeliyiz. Eğer hayatımızı mükemmelleştirmezsek, yenilgiye uğramışızdır. Nedir bu yenilgi? Yenilgi, varolmanın mücadelesidir. Daha iyi bir hayat elde etmek, daha üst bir konuma sahip olmak için çalışıyoruz ve bunun için çok mücadeleler veriyoruz. Ancak gerçek anlamda daha yüksek konumun ne demek olduğunu aslında bilmiyoruz.

Maddi dünyada hangi pozisyonda olursak olalım bundan vazgeçilmelidir. İyi ya da kötü bir konumumuz olabilir; her şekilde orada sürekli kalamayız. Milyonlarca dolar kazanıp, “Şimdi daha iyi bir konumdayım” diye düşünebiliriz. Ancak küçücük dizanteri veya kolera mikrobu konumumuzu sona erdirecektir. Banka batarsa, konumumuz sona erecektir. Yani aslında maddi dünyadaki konumun hiçbir iyiliği yoktur. Bu bir oyundur. Maddi dünyada bir konuma sahip olmaya çalışanlar sonuç olarak yeniktirler çünkü daha iyi bir konum yoktur. Bhagavad-gita (14.26) daha iyi konumun ne demek olduğunu söylemektedir:

“Kendini saf adanma hizmetinin spiritüel faaliyetleriyle meşgul eden kişi, bir hamlede maddi doğanın bağlayıcı güçlerini aşarak spiritüel platforma yükselebilir.”

Bize ölümsüzlüğün bilgisini veren bir bilim dalı var mıdır? Evet, ölümsüz olabiliriz ama maddi anlamda değil. Bu bilgiyi, üniversitelerde öğrenemeyiz. Ancak, Vedik kutsal yazıtlarında ölümsüz olabileceğimizin bilgisi vardır. Daha iyi konumumuz bu ölümsüzlüktür. Artık doğum yok, ölüm yok, yaşlılık yok, hastalık yok. Yani guru büyük bir sorumluluk alır. Öğrencisine rehberlik etmeli ve onun en mükemmel konuma, ölümsüzlüğe ulaşması için iyi bir aday olmasını sağlamalıdır. Guru öğrencisini evine, Tanrı’ya geri göndermek için yetenekli olmalıdır.

Yolunuz açık olsun,
Nrsimha Krişna das (Serhat)

Cumartesi, Aralık 24, 2011

BBT FAN KULUBU



Bhakti Yoga yolunu takip etmeye başladığımdan beri Şrila Prabhupada'nın tüm kitaplarını kendi ana dilim Türkçe okumak en büyük hayallerimden birisi olmuştu hep. Hayallerim gerçek oluyor. Şrila Prabhupada'nın kitapları birer birer Türkçe'ye çevriliyor ve yakında yayım evlerinin raflarında dünya üzerinde birçok insanın hayatını değiştiren çok özel kitaplar yer alacak. Türk okuyucunun Şrila Prabhupada eserleri ile tanışmasını beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. BBT Türkiye üyelerinden birisi olarak küçük ama samimi ekibimizle çalışmalarımıza tüm hızımızla devam ediyoruz. Bir yandan da çeviri çalışmalarımızı herkesle paylaşmak istiyoruz. Bu amaçla BBT Türkiye Fan Kulübü isimli bir Yahoo Grubu oluşturduk. Vedik felsefe - Vaişnavizm ve Bhakti Yoga meraklıları bu gruba üye olarak BBT yayınlarını kısa kısa da olsa takip edebilirler. Grup web sitesi:

http://tech.groups.yahoo.com/group/bbtfanklubu/



Grup açıklamasında şunu göreceksiniz:

1972 yılında Şri Şrimad Bhaktivedanta Swami Prabhupada tarafından kurulan The Bhaktivedanta Book Trust (BBT) Vaişnava metinleri, destanları, Bahkti yoga kültürü ve felsefesinin dünya üzerindeki en büyük yayımcı kuruluşudur. BBT, özellikle Gaudiya-Vaişnava geleneğinde çalışmalar üzerinde durur.
BBT yayınları altmıştan fazla dilde mevcuttur ve kitaplar bu geleneksel metinleri açıklar. Ayrıca, MP3, CD, VCD, DVD ve multimedya sunumlara da ulaşmanız mümkündür. 
BBT yayınları içinde özet ölçekteki giriş kitapları ve kısa Sanskritçe özet çalışmaları elde edebilirken, Sanskritçe ve Bengalce yazılmış çok derin, destansı ve çoklu ciltli yorumlu çevirileri de bulabilirsiniz. 
BBT, Bhagavad-gita, Şrimad-Bhagavatam, Isopanişad, Narada-bhakti-sutra ve (Gaudiya adanma geleneğinden) Şri Chaitanya-charitamrita ve diğer birçok kitapları yayımlar. 
BBT yayım ailesi içinde Back to Godhead dergisi, Bhaktivedanta Arşivleri, Special Projects, Krishna.com ve Friends of the BBT’yi de bulabilirsiniz. 
Bu grupta amacımız Vedik Felsefesi ve Vedalara ilgi duyan ve felsefeyi özümseyerek takip eden kimselerle, bu kadim bilgileri BBT Türkiye aracılığı ile kendi ana dilimizde paylaşmaktır. 



BBT Türkiye ki Jaya!
Şrila Prabhupada ki Jaya! 


Sevgiler,
Nrsimha Krsna das (Serhat) 

Cumartesi, Temmuz 30, 2011

Bhagavad Gita


Bhagavad-gita. Bir kitaba benziyor. Evet, aslında bir kitap, fakat icerisinde…

Bhagavad-gita  bundan beş bin yıl önce bir savaş alanında Krişna ve Arjuna arasında gecen konuşmalar mı? Peki öyleyse bizimle ne ilgisi var? Onlar ne konuştular ki?
Arjuna’nın bir problemi vardı. Savaşa hazırlanıyordu ve son anda, ordular savaş alanına geldiğinde artık savaşmamaya karar vermişti.
Diğer tarafta akrabaları vardı. Arkadaşları vardı. Öğretmenleri vardı. Büyük babası oradaydi. Bir anda ölümüne savaşmak fikri Arjuna’nın en son istediği şey olmuştu:
"Öldürmek doğru değil. Burada olması gereken bu değil. Buradan uzaklasmalıyım ya da onların beni öldurmesine izin vermeliyim. . ."
Kulağa hoş geliyor. Arjuna barışçı bir kişiydi. Kimseye zarar vemek istemiyordu. Fakat arkadaşı Krişna’nin tamamıyla farklı bir bakış açısı vardı.
Şöyle dedi, "Arjuna, her şeyden önce sen bu beden degilsin. Ruh ve beden farklıdır. Ruhu öldüremezsin. Buradaki hiç kimsenin var oluşları sona ermeyecek. Ne sen, ne ben, ne de tüm bu savaşçılar. . .

"Aynı zamanda buradaki herkesin ölümü benim planım: en azından geçici bedenlerinin sonu geldi ve ben bunu zaten ayarladım. Zaten olmuş bir sey bu.
Tek yapman gereken bu olayda bir araç olmak."
Sonrasında Krişna, Arjuna’ya her şeyi açıklar. Ama gerçekten her şeyi! Ruhun doğasını. Ruhun bedenden nasıl farklı olduğunu. Bütün bu ebedi ruhların geçici bedenlerden gelip geçtiğini. Bu dünyada ne yapmamız gerektiğini. Burada sonsuza kadar kalıp, kalmayacağımızı.Tanrı’nın kim olduğunu ve bütün bunlar hakkında ne dediğini…
Bhagavad-gita, edebi olarak, Tanrı’nın ezgisi demektir. Krishna bunu olduğu gibi söyler. Her zaman konuyla ilgilidir. Sorularınız, en azından gerçekten felsefik açıdan iyi olan sorularınız var mı? Bhagavad-gita’nın tüm bu sorularınıza verecek gerçekten sağlam felsefik cevapları vardır.
Bhagavad-gita, Özgün Haliyle A.C. Bahktivedanta Swami Prabhupada çevirisi ve yorumlarıyla Türkçemizde de mevcut bir kitap. Her pazar günü 18.30’da Govinda Istanbul’da (www.govindaistanbul.com) bir bölüm okuyarak üzerine konuşuyoruz. Bu konu ilginizi çekiyor ise kaçırılmayacak bir fırsat!
Bir kitaba benziyor ama çok daha fazlasını ifade ediyor. Aslında tümüyle bir yaşam tarzı…

Salı, Mayıs 31, 2011

Türkçe Şrimad Bhagavatam



Bir kaç önceki yazımda vedik literatürünün özü kabul edilen Şrimad Bhagavatam’dan bahsetmiştim. Benim ve bazı arkadaşlarımızın rüyasıydı Şrimad Bhagavatam’ı kendi ana dilimizde okumak. Şri Guru ve Gauranga’nın merhametiyle spiritüel rüyalar gerçekleşebilir. Uzun süren bir çalışmanın meyvesini aldık ve Şrimad Bhagavatam, Birinci Şarkı – birinci bölümü Türkçe olarak basıldı. Nasıl mı oldu? Bahar festivali için Macaristan, Krişna Vadisi’ni ziyarete gitmiştim. Arkadaşlarım Şebnem, Engin ve Grace’te bana eşlik ettiler ziyaretimde. Maalesef çok istememize rağmen çeviri hizmetinde çok ciddi çalışan Nilüfer Mataji bizlere katılamadı. Bu çeviri kendisinin çok ciddi bir emeğidir. Ayrıca, Macaristan yatrasından Sundara-rupa Prabhu bize her zamanki gibi inanılmaz destek olarak, tam zamanında kitabı baskıdan çıkardı. Gaura Şakti Prabhu’nun yaptıklarından bahsetmeye bile gerek yok. O olmasa her şey rüya olmaya devam edecekti.
Gaura Şakti Prabhu festivalden bir gün önce odasına çağırıp baskıdan çıkmış kitapları gösterdiğinde nefesim kesilmiş ve söyleyecek bir kelime bulamamıştım heyecandan. Hala önümdeki baskıya baktıkça aynı heyecanı hissediyorum. Bu kesinlikle Şrila Prabhupada ve Şri Caitanya Mahaprabhu’nun merhametidir.
Manevi öğretmenim HH Srila Şivarama Maharaj’ın Vyasa Puja kutlaması gününde çok heyecanlanmıştım. Öğleden sonra Gaura Sakti Prabhu, Adi Radhika Mataji, tatlı kızları Hladini & Padma ve ben ilk Türkçe Şrimad Bhagavatam kopyasını Guru Maharaj’a sunduk. Unutulmaz bir andı. Gurudeva kitabı eline aldığında çok mutluydu. Daha sonra bu sene aldığı en güzel Vyasa-puja hediyesinin bu kitap olduğunu söyledi.
Artık Türkçe konuşan insanlar da Tanrının Yüce Şahsiyeti, Şri Krişna hakkında derin felsefi anlayışa sahip olma şansına sahipler. Bu kitaptan edinmek isterseniz lütfen benimle bağlantı kurun.

Şrimad Bhagavatam ki Jaya! Transandantal kitaplar ki Jaya! Şrila Prabhupada ki Jaya!

Sevgilerimle,

Salı, Eylül 07, 2010

Yeni Kitaplar!

Her gün sabah 09:00'da manevi öğretmenim Srila Swami Maharaja ile evinde görüşmlerimiz oluyor. Bana Istanbul' dönene kadar her gün puja yaptığı saatte evinde kendisi ile görüşmemizi söylediğinde kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu. Bugün Türkçe'ye çevrilen ve bir yayıncı kuruluş tarafından yakında dağıtımı yapılarak kitapçıların raflarında göreceğimiz 2 yeni kitabı manevi öğretmenime götürdüm. Vedalardan Şrila Prabhupada'nın açıklamalarıyla Karma ve Reenkarnasyon hakkında çok fazla bilgiye sahip olabileceğiniz ender bilgi kaynaklarından olan bu kitapları, konu ile ilgileniyorsanız mutlaka edinmelisiniz. Eminim ki, bu kitaplar sizin bilgi hazinenize katma değer katacak ve daha önce hiç düşünmediğiniz taraflarından konuları değerlendirme şansı bulacaksınız.
Şrila Prabupada'nın bir öğrencisi olan manevi öğretmenim gurusunun yeni kitapların basılması nedeniyle ne kadar mutlu olduğunu anlatırken kendi mutluluğu da gözlerinden okunuyordu. Doğa Yasaları daha çok Karma üzerinde durarak evrendeki işleyen Yanılmayan Adalet'i ele alırken, Reenkarnasyon bilimi de reenkarnasyon hakkında bugüne kadar en fazla açıklamanın yapıldığı kitap olarak biliniyor.

Keyifli okumalar!