bhajan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bhajan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Kasım 06, 2012

Bhagavad Gita Okumanın Önemi


Her Pazar günü Govinda İstanbul’da 18.30'da Bhakti Yoga programları düzenliyoruz. Yaklaşık 1,5 senedir düzenli olarak yaptığımız bu programların en önemli bölümlerinden birisini “Bhagavad Gita As It Is” okumaları ve arkasından yaptığımız sohbet oluşturuyor. Bhagavad Gita’yı olduğu gibi okumak ve anlamak çok önemlidir. Peki neden Gita okuyoruz? Aklıma gelen küçük bir hikayeyi sizlerle paylaşmak isterim:

Yaşlı bir çiftçi torunuyla beraber dağların yamacında bir çiftlikte yaşamaktaydı. Büyükbaba her sabah çok erken kalkıyor ve mutfak masasında Bhagavad Gita okuyordu. Torunu dedesini taklit etmek istiyordu ve onun gibi olmak için elinden geleni yapıyordu.
Bir gün torunu dedesine sordu: "Dedeciğim! Ben de senin gibi Bhagavad Gita okumaya çalışıyorum ama bir türlü anlamıyorum ve anladıklarımı da kitabın kapağını kapatana kadar unutmuş oluyorum bile. Ne yapayım da okuduklarım işe yarar bir hal alsın?”

Büyükbaba sobaya kömür attıktan sonra torununa dödü ve şöyle dedi: "Bu kömür kovasını al ve nehire git ve oradan bana bir kova su getir.”

Torunu dedesinin söylediğini yaptı fakat eve ulaşmadan önce kovadaki bütün su yere dökülmüştü. Dedesi güldü ve “Bir dahaki sefere daha hızlı olmalısın” dedi ve torununu kovayla birlikte tekrar nehire gönderdi.

Bu sefer çocuk daha hızlı koştu fakat kova yine eve varmadan önce boşalmıştı. Nefes nefese dedesine bu kovayla su getirmenin imkansız olduğunu söylerek bir maşrapa aldı. Bunu gören dedesi “ben suyu maşrapada değil, kovada istiyorum. Sen sadece yeterince denemedin.” dedi. Ve troununu izlemek üzere kapının dışına çktı.

Bu noktada çocuk yaptığının imkansız bir şey olduğunu biliyordu fakat yine de dedesine ne kadar hızlı koşarsa koşsun sutyun eve varmadan döküleceğini göstermek istiyordu.

Çocuk tekrar kovayı nehre daldırdı ve hızla koşmaya başladı fakat dedesinin yanına geldiğinde kova yine boşalmıştı. Nefesi kesilerek, “Dedeciğim gördün mü? İşe yaramıyor işte!” dedi. Dedesi kovayı işaret ederek, “İşe yaramadığını mı düşünüyorsun?” dedi.

Çocuk kovanın içine baktı ve o ana kadar görmediği bir şeyin farkına vardı. Kapkara olan kovanın içi ve dışı tertemizdi.

Dedesi babacan bir eda ile, "İşte evlat, Bhagavad Gita okuduğunda olan şey bu. Sen bir şey anlamayabilir ya da hatırlamayabilirsin fakat okudukça değişeceksin. İçin ve dışın değişecek. Tıpkı o elindeki kova gibi. Krişna’nın hayatlarımızdaki rolü budur.”

Ben şahsen her gün Gita okumaya gayret ediyorum. Haftada bir kez de bunu beraber yapmak da çok keyifli oluyor. Ardından yapılan meditatif bhajanlar ise gerçekten günün cilası oluyor. Kim bilir bir gün belki siz de bizimle olursunuz. Bilmeyenler için Govinda İstanbul adresi:

Govinda İstanbul
Adres - KM Çelebi Mah. İpek Sokak No.15 Beyoğlu
Telefon - 212-2524015
E-posta info@govindaistanbul.com

Sevgilerimle,
Nrsimha Krsna das

Salı, Kasım 20, 2007

Haftasonu Toplantıları... / Weekend Meetings...

Haftasonu toplantıları...

Her cumartesi ya da Pazar günü tüm arkadaşlarımız bir araya geldiğinde bir program yapıyoruz. Normalde tüm öğleden önceyi vejetaryen festivalin hazırlıklarıyla mutfakta geçiriyorum. Elbette her zaman yardımcılarım oluyor çünkü 8-9 çeşit yemek hazırlamak biraz vakit alıyor. Enikö geldiğinden bu yana bana yardım etmekte, fakat geçen hafta Serhat da bize katılmaya karar verdi. Cuma günü bana ertesi gün ne pişireceğimi sormuştu. "Her zamanki hazırlıklar: bir çorba, iki sebze tabağı, pilav, bir Hint ekmeği, çatniyli bir lezzet ve tabii ki bir festivalin olmazsa olmazı tatlı; bu yüzden tatlı pirinç ve samosa yapacağımı söyledim." Bir anda gözlerinin parladığını gördüm ve onun da yemek pişirmeyi çok sevdiğini hatırladım. Hazırlıkların bazılarına yardım etmek isteyip istemediğini sordum ve sevinçle kabul etti.



Bana bir şekilde daha karmaşık tariflerden pişirmek istediğini söyledi. Tatlı samosaları yapmasında anlaştık ve gönüllü olarak bir tarif daha pişirmek istedi. Karar vermek kolay değildi. Bana ne çeşit sebze tarifi pişireceğimi sordu. Domates, kızarmış karnabahar ve panirden ( ev yapımı Hint peyniri) oluşan basit bir tarif ve biraz daha zor olanı nohutlu ıspanağı seçmiştim. Serhat dedi ki: "Bu benim en sevdiğim yemeklerden birisi, bu yüzden sen pişirmelisin. Bu yemeği iyi pişirme riskine girmek istemiyorum." Bunun üzerine gülüştük. Sonrasında ona pakuraları ( nohut unu sosuyla kaplı kızarmış sebzeler) pişirmesini önerdim. Bu kez özel bir tane yamak istediğimi söyledim. Bir kürdan üzerinde yatan farklı sebzeler. Bu fikir çok ilgisini çekti, fakat bunu pişirmeden önce bir kez beni izlemek istediğini söyledi. Böylece en sonunda Serhat’ın pakuraların yan tabağı olan çatniyi ( sindirime yardımcı olması amaçlı hazırlanan meyveden yapılmış acı ve tatlı reçel) pişirmesine karar verdik. Nihai sonuç mükemmeldi.



Programlarımız ana hatlarıyla bhajan (müzik aletleriyle yapılan mantra meditasyon), vedik felsefesi hakkında farklı konular hakkında okumak ve fikir alışverişi ve en sonunda büyük bir ziyafetten oluşmaktadır. Enikö buraya geldiğinden beri bhajan tarafının biraz daha fazla önem kazandığına dikkat ettim çünkü harmonyumu o kadar güzel çalıyor ki hepimiz çok seviyoruz.

Arkadaşlarımızın hepsi toplantımızın sonunda ziyafeti onurlandırdıklarında tüm hazırlananları beğendiler. Serhat ile birlikte o kadar mutlu olmuştuk ki bundan sonra her ne zaman fırsat bulursak ziyafeti beraber hazırlamaya karar verdik. İkimiz de şuna karar vermiştik: Yemek pişirmenin kendisi arkadaşlarla birlikte olduğunda çok keyif verici fakat en önemli şey ise hazırlananları yiyen kimselerin yüzlerindeki mutlu ifadeyi görmek.
Sevgiyle,
Anuragi

Weekend Meetings...

Weekend meetings Every Saturday or Sunday we have a program when all of us friends get together. Normally I spend all morning in the kitchen with the preparation of a vegetarian feast. Of course i always have helpers, since it takes time to cook 8-9 preparations Eniko has been helping me since she came, but last week Serhat also decided to join us. He asked me on Friday what i was planning to cook next day. I told him: "The usual feast preparations: a soup, two vegetable dishes, rice, an indian bread, a savoury with chutney... and of course a feast wouldn't be complete without sweets, so i'm going to make sweetrice and samosas." I immediately noticed his eyes lit up, and i remembered he also likes to cook... I asked him whether he would also like to make some of the preparations, and he happily agreed.
He told me: "I would like to make something which is somewhat complicated." We agreed that he's going to make the sweet samosas and he volunteered for an other dish also. It wasn't that easy to decide. He asked about what kind of vegetable dishes i'm going to make. I chose one simple recipe made of tomatoes, fried cauliflowers and paneer (indian home-made cheese), and a bit more difficult one: chickpeas with spinach. Serhat said: "This is my favorite, so you should make it, i don't want to take the risk of not making it good." We had a good laugh on this. Then i suggested for him to make the pakoras (fried vegetables covered with chickpea-flour coating). I told him i was planning to make a special one this time: different vegetables larded on a long wooden stick. He became very intrigued with the idea... but first he wanted to watch me how do i do it before making them himself. So finally we decided he makes the chutney (sweet and hot jam made of fruits, aiming to help the digestion) which is the side-dish for the pakoras. The end result was wonderful.
Our programs mainly consists of bhajanas (mantra meditation with instruments), reading and sharing thoughts about different topics of vedic philosophy and then a big feast in the end. Since Eniko is here i noticed that the emhasis is a bit more on the bhajan side, since she's playing harmonium so nicely, all of us like it very much.
All of our friends liked all the preparations when they honored the feast at the end of our meeting. We were so happy with Serhat that we decided to cook together every time whenever we have the opportunity. Both of us agreed on the following: cooking is delightful in itself, it's more delightful when you do it together with friends, but the most delightful thing is to see the happy faces of the persons having the nice preparations
With Love,
Anuragi