Pazar, Eylül 19, 2010

Şri Nathji Prabhu ile...

Şri Nathji Prabhu ve eşi bizi Istanbul'da ziyaret ederek onurlandırdılar. Kendisi şu anda yetmiş yaşında ve ailesi Hindistan'da Bombay'da yaşıyorlar. İş için geldikleri Türkiye'de adananlar ile buluşmaktan çok memnun oldular. Çok özel adananlarla çok güzel bir birliktelik yaptık dört saat boyunca. Şri Nathji Prabhu'nun ağzından dökülen cümleler tam bir nektar kıvamında idi. Şri Nathji Prabhu 1971-1977 yılları arasında Iskcon kurucu Açarya'sı olan ebedi iyi dilekçimiz Şrila Prabhupada ile tam zamanlı birlikte olmuş. Yaşadıklarını, Şrila Prabhupada'nın onu bir adanan olması için yaptıklarını anlatırken o kadar şeffaf ve samimi idi ki bizler de onunla birlikte o anları yaşamış olduk. Ayrıca kişisel olarak Şrila Prabhupada'nın şöforu olmuş. 1977'de Prabhupada'nın Vrindavan'a olan son seyhatinde de şöforü kendisi imiş. O yolculuktan çok özel anları bizimle paylaştı. Şrila Prabhupada-katha doyumsuz bir tatta idi.
Şri Nathji Prabhu Istanbul'a gelirken belki adananlarla buluşurum diye yanında getirdiği hediyeleri mutlulukla bizimle paylaştı. Bunlardan bir tanesi "The Glories and Pastimes of Şrimati Radharani" isimli kitaptı. Bu kitaptan okuyrak Şrimati Radharani'ye ait çok güzel lilaları aktardı bizlere. Sonrasında eşsiz sesiyle bize önce çok güzel bir kirtan ardından da opera ziyafeti verdi.
Bizler bu çiftin birlikteliğinden inanılmaz mutlu olduk. Bir dahaki ziyaretlerinde buluşmak için söz aldık. Adananlarla birlikte dolu dolu dört saat nasıl geçti anlamamıştık. Ayrılırlarken hem onlar, hem de biz çok mutlu idik. Tekrar görüşmek üzere Şri Nathji Prabhu...

Cumartesi, Eylül 11, 2010

Minik Padma ve Hladini ile Mutlu Anlar ve Veda Zamanı

Krişna Vadisi'ndeki son günümde dostlarıma veda etmek için evlerine gittiğimde Gaura Şakti Prabhu'nun kızlarıyla meşgul buldum. Minik Padma geçirdiği ameliyat sonrası sağlığına kavuşmuş ve son tektiklerden de iyi haberler gelince Adi Radhika Mataji ve Gaura Şakti Prabhu ile birlikte herkes memnun olmuştu.
Minik Padma gerçekten çok güçlü bir bedene sahip. Şu anda sağlığı çok iyi. Tıpkı ablası Hladini'ye benziyor. Tek fark saç renklerinin farklı olması. Padma'yı ile keyifli anlardan sonra abla Hladini ile de hoş dakikalar geçirdik. İkimiz de Türkçe konuştuğumuz için çok iyi anlaştığımızı düşünüyorum.
Sonrasında da veda zamanı geldiğinde, en yakın zamanda tekrar görüşmeyi diliyordum. En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere Krişna Vadisi!

Salı, Eylül 07, 2010

Yeni Kitaplar!

Her gün sabah 09:00'da manevi öğretmenim Srila Swami Maharaja ile evinde görüşmlerimiz oluyor. Bana Istanbul' dönene kadar her gün puja yaptığı saatte evinde kendisi ile görüşmemizi söylediğinde kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu. Bugün Türkçe'ye çevrilen ve bir yayıncı kuruluş tarafından yakında dağıtımı yapılarak kitapçıların raflarında göreceğimiz 2 yeni kitabı manevi öğretmenime götürdüm. Vedalardan Şrila Prabhupada'nın açıklamalarıyla Karma ve Reenkarnasyon hakkında çok fazla bilgiye sahip olabileceğiniz ender bilgi kaynaklarından olan bu kitapları, konu ile ilgileniyorsanız mutlaka edinmelisiniz. Eminim ki, bu kitaplar sizin bilgi hazinenize katma değer katacak ve daha önce hiç düşünmediğiniz taraflarından konuları değerlendirme şansı bulacaksınız.
Şrila Prabupada'nın bir öğrencisi olan manevi öğretmenim gurusunun yeni kitapların basılması nedeniyle ne kadar mutlu olduğunu anlatırken kendi mutluluğu da gözlerinden okunuyordu. Doğa Yasaları daha çok Karma üzerinde durarak evrendeki işleyen Yanılmayan Adalet'i ele alırken, Reenkarnasyon bilimi de reenkarnasyon hakkında bugüne kadar en fazla açıklamanın yapıldığı kitap olarak biliniyor.

Keyifli okumalar!

Cuma, Eylül 03, 2010

Şrila Prabhupada Vyasa Puja

Şrila Prabhupada'nın beliriş günü özellikle ISKCON adananları için  çok özel bir gündür çünkü dünyanın dört bir yerinde neşe içinde ebedi kurtarıcaları Şrila Prabhupada'yı yüceltirler. Biz de Krişna Vadisi'nde muazzam bir kutlama yaptık.
Peki kimdir Şrila Prabhupada? Daimi iyi dilekçimizin kısa bir biyografisini sizlerle paylaşıyorum:

Şri Şrimad A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada 1896 yılında Hindistan Kalküta’da dünyaya geldi. Manevi öğretmeni, Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati Goswami ile ilk olarak 1922 yılında Kalküta’da tanıştı. Bhaktisiddhanta Sarasvati ünlü bir din bilgini ve Hindistan’daki Gaudiya Matha (altmış dört merkezli bir Vaişnava hareketi)’nin kurucusuydu. Bhaktisiddhanta Sarasvati, bu eğitimli genç adamı sevdi ve ona hayatını Vedik bilgisini öğretmeye adaması için ikna etti. Şrila Prabhupada onun öğrencisi oldu ve 1933’te onun öğrencisi olarak inisiyasyon aldı.
Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati ilk görüşmelerinde ɹrila Prabhupɖda’dan Vedik bilgisini İngilizce olarak yayınlamasını istedi. Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada Bhagavad-gita üzerinde bir yorum yazdı ve Gaudya Math’a hizmetinde yardımcı oldu. 1944’te on beş günde bir İngilizce olarak Back to Godhead dergisini yayımladı. Şrila Prabhupada tek başına makaleleri yazdı, onları bastı, müsveddeleri daktiloda yazdı, ilk tahsisleri kontrol etti ve hatta şahsen kopyaları dağıttı. Bu dergi şimdi öğrencileri tarafından değişik dillerde basılmaya devam etmekte ve tüm dünya genelinde dağıtılmaktadır.
1950’de Şrila Prabhupada yazı ve çalışmalarına daha fazla adanmak için aile hayatından emekli oldu. Tarihi Radha-Damodara Tapınağı’nda mütevazı koşullarda yaşadığı kutsal şehir Vriindavan'a gitti. Orada seneler boyunca derin araştırma ve yazma ile meşgul oldu. 1959’da feragat yaşamını (sannyasa) kabul etti. Şrila Prabhupada’nın hayatının eseri Şrimad-Bhagavatam (Bhagavata Purana)’nın on sekiz bin kıtasının, tam yorumuyla çok ciltli çevirisine Radha-Damodara Tapınağı’nda başladı. Bhagavatam’ın üç cildini yayımladıktan sonra, Şrila Prabhupada kargo gemisiyle New York Şehrine seyahat etti. Gerçekte meteliksizdi, fakat manevi öğretmeninin görevini başarılı kılma amacına sahipti. Amerika’ya indiği gün, gökdelen binaların etrafını kaplamış olan gri pusu gördü, günlüğüne şu kelimeleri karaladı: “Benim Sevgili Rabbim Krişna, eminim ki, bu transandantal mesaj kalplerine işlediğinde, kesinlikle sevinecekler ve böylece hayatın tüm mutsuz koşullarından kurtulacaklar.” Altmış dokuz yaşındaydı, yalnız ve çok az olanağa sahipti, fakat spritüel bilginin zenginliği ve sergilemiş olduğu adanma, gücün sarsılmaz bir kaynağı ve ilhamıydı.
Harvard Üniversitesi tanrı bilimcisi ve yazarı Harvey Cox şöyle yazar, “Çok ilerlemiş bir yaşta, birçok insanın defnelerinde dinlendiği zaman, Şrila Prabhupada kendi manevi öğretmeninin emrine dikkatini verdi ve zor ve zahmet gerektiren Amerika seyahatine kalkıştı. Şrila Prabhupada şüphesiz, binlerce öğretmenden biriydi. Fakat diğer taraftan, binde biri belki de bir milyon içerisinden biri idi.”
Şrila Prabhupada 1966’da daha sonra Hare Krişna hareketinin resmi ismi olan, Krişna Bilinci Topluluğu’nu kurdu.
Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada yavaş yavaş onlarca, binlerce takipçiyi cezp etti, yüzden fazla aşram ve tapınak kurdu ve çok sayıda kitap yayımladı. Hindistan’ın çok eski spritüel kültürünü yirminci yüzyıl Batı dünyasına nakletmesindeki başarı takdire şayandır.
Şrila Prabhupada 1968’de üç adanan çifti, Krişna bilincini Birleşik Krallık’a yaymak için gönderdi. Başlangıçta, bu adananlar misyonlarını takdir eden Hindu aileler tarafından gözetildi, fakat kısa zamanda Londra’da Oxford Caddesinde mantra söylemeleriyle çok tanınır hale geldiler. Times gazetesinde bir başlıkta, “Krişna Mantrası Londra’yı Şaşırtıyor.” Fakat maha-mantra kısa zamanda meşhur oldu. Şrila Prabhupada’yı tanıyan ve İngiltere’ye gelen adananlar önünde mantra söyleyen Birinci Beatle George Harrison, yardım etmek istedi. Mantranın bir kaydını Beatles’ın Apple etiketi üzerine üretmeyi organize etti. Bu Britanya’da Top On’a girdi ve diğer bazı ülkelerde bir numara oldu.
Şrila Prabhupada İngiltere’ye geldiğinde, British Müzesi yakınında, Bloomsbury’deki iş devam ederken, John Lennon’un Tittenhurst’taki malikanesinde misafir edildi. Kasım 1969’da Şrila Prabhupada Avrupa’daki ilk tapınağı Radha-Krişna tapınağını açtı. Hareket büyüdü. Bir kez daha George Harrison Hertfordshire’da Tudor krallarına ait güzel bir malikane evini bağışlayarak yardım etmek istedi. Şimdiki ismi Bhaktivedanta Manor olan yer, Topluluğun Britanya’daki ana eğitim merkezidir.
Krişna’nın yeni adananları, topluluk içerisindeki mantra söylemeleri ve Şrila Prabhupada’nın Vedik bilgisi kitaplarını dağıtmalarıyla, çok kısa sürede dünya genelinde başlıca şehirlerde görünür oldular. Yıl boyunca eğlenceli kültürel festivaller sahnelemeye başladılar ve dünya genelinde milyonlarca tabak (prasada olarak bilinen) Krişna’ya sunulmuş lezzetli yiyecekler sundular. Sonuç olarak ISKCON yüzlerce binlerce insanın hayatını kayda değer bir şekilde etkiledi. Hint tarihi ve kültürü üzerine dünyanın önde gelen otoritelerinden A.L. Basham şöyle yazmış, “Hare Krişna hareketi yirmi yıl içerisinde yanında hiçbir şey olamadan yükseldi ve tüm Batı dünyasında bilinir oldu. Bu Batı dünyası tarihinde önemli bir geçektir.”
Sadece on iki yıl içerisinde, ilerlemiş yaşına rağmen, Şrila Prabhupada konferans turlarından on dört kez dünyayı gezdi ve bu, onu altı kıtaya götürdü. Yine de bu enerjik program onun verimli edebi randımanını azaltmadı. Yazıları, Vedik felsefesi, dini ve kültürünün gerçek bir kütüphanesini teşkil eder.
Doğrusu Şrila Prabhupada’nın en kayda değer katkısı kitaplarıdır. Yetkisi, derinliği ve açıklığı ile akademisyenler tarafından oldukça saygı duyulur, kitapları birçok sayıdaki üniversite kurslarında ders kitabı olarak okutulur.
Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde bir profesör olan Garry Gelade kitapları hakkında şunu yazmıştır: “Bu metinler hazinedir. İnanç ya da felsefi ikna etmede bu kitapları açık bir zihin ile okuyan hiç kimse hareket etmede ve etkilenmede başarısız olamaz.” Ve Bucknell Üniversitesi Sanat ve Bilim Koleji Dekanı Dr. Larry Shinn şöyle yazmıştır: “Prabhupada’nın Tanrı’ya olan kişisel hürmeti ona gerçek otoriteyi vermiştir. Kutsal metinlerin tüm emirlerini sergiledi, farkındalığın tuhaf bir derinliği ve üstün bir şahsi örnek, çünkü o gerçekte ne öğrettiyse onu yaşamıştır.”
Yazıları 79 dile çevrildi. Bhaktivedanta Book Trust, 1972 yılında Şri Şrimad’ın çalışmalarını yayımlamak için kuruldu, bu sebeple Hint dini ve felsefesi alanındaki dünyanın en büyük yayımcısı oldu. 2005 yılına kadar 79 dilde 450 milyon kopya satılmıştır.
14 Kasım 1977’de bu dünyadan göçmeden önce, Şrila Prabhupada Topluluğa rehberlik etmişti ve onun yüzden fazla aşram, okul, tapınak, enstitü ve çiftlik topluluğundan oluşan dünya genelindeki bir konfederasyon olduğunu görmüştür.

Şrila Prabhupada ki Jaya!

Janmaştami 2010

Janmashtami Hindistan'ın kutsal metinlerinde Tanrı'nın kendisi olarak tanımlanan Krişna'nın dünya üzerinde belirişi adına yapılan bir kutlamadır. Dünya üzerindeki en büyük sprituel kutlamalardan birisi olan Janmaştami yaklaşık 930 milyon kişi tarafından her sene kutlanır.

Peki neden Janmaştami diye sorabilirsiniz? Kirşna hakkında özel olan şey nedir? Özel olan şey Krişna'nın kişiselliğidir. Kendisine sevgi sunan her adanına sıra dışı ve kişisel bir şekilde cevap verir. En fazla hayranlık duyulan, en yaramaz, en romatik aşık, en yakın arkadaştır. Adananlar Janmaştami'de Krişna'yı tüm bu yönleriyle kutlarlar.

Krişna, Bhagavad-gita'da şöyle der:

aham sarvasya prabhavo
mattah sarvam pravartate

iti matva bhajante mam
budha bhava-samanvitah

"Ben tüm spirituel ve maddi dünyaların kaynağıyım. Her şey Benden yayılır. Bunu mükkemelen bilen akıllı kişi Bana adanma hizmetiyle meşgul olur ve Bana tüm kalbiyle ibadet eder."

Biz de Krişna Vadisi'nde dün çok güzel bir kutlama gerçekleştirdik. Şri Krişna Janmastami ki Jaya!

Salı, Ağustos 31, 2010

Krişna Vadisi

Krişna Vadisi'nden sevgiler! Macaristan'dan yazıyorum. Krişna Vadisi (Krishna Valley) ya da New Vraja Dhama Macaristan'da iyi bilinen turist merkezi Balaton Gölü'ne 30 km uzaklıkta, 250 hekantardan fazla yüzölçümüne sahip, tipik bir orta Avrupa kırsal alanında kurulmuş, harika bir doğaya sahip bir köy. Bu proje manevi öğretmenim Sivarama Swami Maharaja önderliğinde 1993 yılında hayata geçirilmiş. Köyün nüfüsunu oluşturan yaklaşık 150 kişinin, otuzdan fazla aile ve yirmi çocuktan meydana geldiği bilinmekte. Yakın dostlarımız Gaura Sakti Prabhu ve Adi Radhika Mataji 2 güzel kızları ile birlikte bu köyün sakinlerinden. Ayrıca, Gaura Sakti Prabhu Macarsitan'daki komüniteye başkanlık görevini de sürdürüyor.
Bu köye ayrıca New Vraja Dham denmesinin sebebi; spirituel dünya olan orjinal nektar okyanusu Vraja'nın bu dünya üzerindeki tezahürü olmasıdır. Buradaki mabede kutsal suretlerinde Şri Şri Radha Syhmasundara murtileri ev sahipliği yapmakta.
Burayı her ziyaret edişimde içimi tarifi mümkün olmayan bir mutluluk kaplıyor. Bugün manevi öğretmenim ile kısa bir konuşma yapma fırsatı da yakaladım. Perşemde günü Janmastami (Krişna'nın dünya üzerinde beliriş günü) festivalini hemen arkasından da manevi öğretmenimin gurusu, aynı zamanda Iskcon kurucu açaryası Şri Şrimad Şrila Prabhupada'nın doğum gününü kutlayacağız. Bu sebeple köyde hazırlıklar sürerken bir yandan müthiş aktiviteler devam ediyor.

Salı, Ağustos 17, 2010

İzmir

Gectigimiz haftasonu Izmir'deki adanan arkadaşlarımızın deveti üzerine onları ziyarete gittik. Yolculuğumuz araba ile Istanbul Yenikapı deniz otobusü durağında sabah 07:30'da başladı. Sağolsun Rohini Mataji hazırladığı praşadamlar ile (Tanrı'ya sunulmuş saf vejetaryen spritüel yiyecekler) yol boyunca bizi besledi. Yolcuğumuz gerçekten çok keyfili geçti. Kırkağaç'ta kavun almak için durduğumuzda çok eğlendik. Altın dişli Mustafa Amca'dan hem kavun aldık hem de yöre hakkında bilgiler. Köylerimizin insanı ne kadar sade ve alçakgönüllü bir yaşam sürüyor tekrar deneyimlemiş olduk. İzmir'e 13:30 gibi varmıştık. Engin prabhu bizi Balçova yakınlarında bir yerden aldı ve evlerine götürdü. Daha önce sadece internet aracılığı ile olan komünikasyonumuz olmasına rağmen birbirimizi görünce sanki onlarca yıldır birbirimizi tanıyormuşcasına hemen kaynaştık. Ortak paydada Krişna ve Şrila Prabhupada'nın spritüel olunca hiçbir şey gerçekten uzak değil. Engin, Madhu Madhavi Mataji (Meryem) ile bir yıl önce tanışmış. Hemen evlenmeye karar vermişler. Engin'in tatlı annesiyle birlikte çok güzel bir çekirdek aile oluşturmuşlar ve evlerinde harika bir spritüel atmosfer mevcut.
Madhu Madhavi mataji Rohini mataji ve Hemalata'yı görünce çok sevindi çünkü üçüde Rusça'yı ana dili gibi konuştukları için derin bir sohbetin içinde buldular kendilerini. Bizim için hazırladıkları praşadamları onurlandırdık hep beraber. Sonrasında sohbetimize devam ettik. Akşam üzeri İzmir'in sıcak havasının etkisi biraz azaldığında hep beraber İnciraltı'nda yürüyüşe çıktık. 
Ertesi gün, kahvaltıdan sonra güzel bir kirtan yaptık. Kritan sanskritçe bir kelime olup, kelime anlamı tekrar etmektir. Bizim yaptığımız kirtan uyugulaması maha mantranın harmonyum, mrdanga ve karatal gibi müzik aletleri eşliğinde tekrarlanarak söylenmesi şeklidedir. Vaişnava geleneğinde ana uygulamalardan birisidir. Bhagavad gita 9.14'te Krişna şöyle der: "Önümde eğilerek büyük bir azim ve kararlılıkla daima benim yüceliklerimi zikreden büyük ruhlar, adanmışlıkla sürekli Bana ibadet ederler."

Uzun zamandır görmediğim ve hep aklımda olan Gaura Nitai murtilerini İzmir'de görmek benim için çok hoş bir sürpriz oldu.
Seyahatin en zor tarafı ayrılık vakti geldiğinde oldu. Tabii ki bunun uzun süreli bir ayrılık olmamasını temenni ettik veda ederken.

İzmir yatra ki Jaya!

Salı, Ağustos 03, 2010

Dualarımız Minik Padma ile...

Pazar günü aldığımız üzücü haberle sarsıldık. Macaristan'dan Radha Krişna Prabhu gönderdiği mailde Gaura Sakti Prabhu ve Adi Radhika Mataji'nin yeni doğan kızları Padma'nın kalp damarlarının yerinin ters olması nedeniyle pazartesi günü ameliyat olacağı yazıyordu. Doktorlar Padma'nın doğumununun 14. saatinde durumun farkına vararak minik Padma'yı hemen kardiyoloji bölümüne sevk ederek makineye bağlamışlar.
Guru Maharaj Sivaram Swami hastanede minik Padma'yı ziyaret etmiş. Krişna Vadisi ve Dünya'nın dört bir yanında adananlar Padma için dualar ettiler, oruç tuttular ve kirtanlar yaptılar. Biz de Padma'nın iyileşmesi için tüm samimiyetimizle bu zincire katıldık.

Bugün aldığımız haberler sevindirici idi. 8 saat süren ameliyat gayet başarılı geçmiş ve minik Padma şu anda 48 saat sürecek yoğun bakım ünitesinde kontrol altında. Damarlar normal yerine oturtulmuş durumda. Şimdi minik bedeninin vereceği tepki bekleniyor. Kritik süreç devam ediyor fakat eğer bir terslik olmazsa yarın  minik Padma yoğun bakımdan çıakacak ve eğer herşey yolunda giderse 2 hafta sonra da hastaneden çıkacak. Dualarımız sizinle sevgili dostlarımız!

Pazar, Ağustos 01, 2010

Deniz, Kum, Güneş ve Adananlar

Şrimad Bhagavatam 4.30.34 yorumunda Şrila Prabhupada adananların birlikteliğinin önemini teyit eder ve bizi bir adananın hareketleri hakkında aydınlatır:

"Saf bir adanan bir başka saf adananla bir anlık birlikteliği cennetsel gezegenlerde yaşamaktan ya da Brahman parıltısında birleşmekten daha üsütün görür. Bu maddi dünyada tekrarlanan doğum ve ölüm dögüsüne mahsur yaşayanlar için en üst seviyedeki ihsan saf adananlarla birlikteliktir. Kişi böylesi saf adananları aramalı ve onlarla birlikte kalmalıdır. Bu, kişiyi maddi dünyada yaşasa bile tamamıyla mutlu kılacaktır. Krişna Bilinci hareketi bu amaç için başlatılmıştır. Maddesel olarak fazlaca etkilenmiş bir kimse bu hareketin avantajını kullanarak bununla yakınen ilgilenebilir. Bu şekilde maddi dünyanın kafası karışmış ve yılmış sakinleri adananların birlikteliğinde en yüksek mutluluğu bulabilir.”

Bunaltan Istanbul sıcaklarında kendimizi bir anda Büyükada'da sahil kenarında bulduk. Istanbul'un kargaşasından çok uzaklardaymış gibi görünen ama bir o kadar da yakın mesafedeki Büyükada ziyaretimiz başından sonuna kadar çok keyfiliydi. Çünkü güneş, sahil, deniz zaten çok güzeldi bir de buna adanaların birlikteliğini ekleyince deymeyin keyfimize. :)

Cuma, Temmuz 16, 2010

Vejetaryenlerin Buluşması!

Wikipedia Özgür Ansiklopedi'de vejeteryanliğin tanımı şöyle yapılmış:  

"Etyemezlik, çeşitli nedenlerle et, balık ve bazı durumlarda yumurta, süt ve süt ürünlerini yememeye denir.Vejetaryenlik olarak da bilinir.. Etyemezlik, dinsel, ahlaki ve beslenmeye ilişkin nedenlere dayanır. Etyemezlerin çoğu, hayvansal maddelerden yapılan ya da hayvanlarda denendiğini bildikleri temizlik ve güzellik ürünlerini de kullanmazlar. İlk kez 1842'de kullanılmaya başlanan vejetaryen sözcüğü, Latince'de "sağlam, canlı, yaşam dolu" anlamına gelen vegetus sözcüğünden gelir.

Bazı insanlar hayvanları yemek için beslemenin ve öldürmenin yanlış olduğunu düşünürler ve bundan dolayı et yemezler. Öte yandan, etsiz beslenmenin daha sağlıklı olduğu gerekçesiyle etyemez olanlar da vardır. Beslenme uzmanları da yağ, tuz ve şeker içeren yiyecekler yerine, bol selüloz içeren bitkisel liflere, kepekli tahıllara, çiğ sebze ve meyvelere daha çok yer verilmesinin sağlıklı ve dengeli beslenme için gerekli olduğunu ileri sürerler. Çoğu Budizm, Hinduizm, Caynacılık ve Hıristiyanlık'ın bazı mezheplerine bağlı olan kimseler ise, canlılara zarar vererek elde edilen besinin yenmemesi gerektiğine inanırlar. Bazıları da etyemezliği doğal çevrenin korunmasına dayandırırlar. Çiftlik hayvanları için ayrılan alandan daha az alanda yeterli sebze yetiştirmenin mümkün olduğunu, insanların yiyecek gereksinimini sebzeyle karşılamanın daha kolay bir yol olduğunu savunurlar. Bazı insanlarınsa mideleri et ve türevlerini kaldırmayabilir."

Vejetaryen yahoo grupta Ozlem arkadasımızın attığı bir mail Istanbul'da birbirini sanal ortamda tanıyan birçok arkadaşın bir araya gelmesine sebep oldu. Yıllardan sonra gerçekleşen ilk grup toplantısı oldu. Toplantımızı yeni açılan Vegan kafe olan Loving Hut Beşiktaş'ta gerçekleştirdik. Bir kebap ülkesinde aynı dili konuşabildiğimiz birçok insanın toplantısı çok heyecan vericiydi. Ortak o kadar çok noktamız vardı ki! Ben toplantı sırasında ne kadar şanslı olduğumu fark ettim. Bir çok arkadaşın tanıdığı vejetaryen bulunmazken benim sadece çalıştığım şirkette 2 tane vejetaryen arkadaşım vardı. Diğer kadim dostlarım hariç. :)
Herkes birbirine kendi vejetaryenlik hikayelerini anlatırken bir yandan da Loving Hut isimli kafenin vegan işletmecisi Gizem'in muazzam lezzetteki yemeklerinin keyfini çıkarıyordu.
Sıcak sohbete doyamadık. Her ay mutlaka bir kere toplanma kararı aldık. Go Vegetarian!!!

Pazar, Temmuz 11, 2010

Belgrad Ormanı'nda Yürüyüş

Pazar günü tekrar toplandık. Belgrad Ormanı'nda bir japa yürüyüşü ve ardından piknik planlamıştık. Belgrad Ormanı İstanbul'un nadir oksijen depolarından birisi ve en öenmlisi. Hem şehir merkezine çok yakın hem de büyük bir arazi üzerinde yayılmış durumda. Ben şahsen doğada olmayı çok seviyorum. Günlük yaşantımızda maddi kaygılar, stres ve birçok dış etken ile meşgul ettiğimiz zihnimizi doğada dinginleştirmek gerçekten çok kolay. Belgrad ormanı yürüyüş ve koşu parkuru 6 km uzunluğunda. parkur boyunca özellikle  de başlangıcında birçok spor aleti mevcut. Spor aletlerini gören Adi Purusha Prabhu bizi ve etraftaki diğer insanları hayretler içerisinde bırakan çalışmalar yaptı. :)
Bu aletli jimnastik ile de yetinmeyen Prabhu tam 101 kg agırlındaki bedenimle birlikte beni yol boyunca 3 kere omuzlarına alıp onar tur oturup kalkma hareketi yaptı. Yürüyüşümüz boyunca bazı yerlerde durakladık, bazı yerlerde de çok hızlı yürüdük. Adananlarla birliktelik gerçekten çok hoş. Muazzam doğada her anın tadını çıkardık.
Yürüyüşün sonuna geldiğimizde on altı tur japamı bitirmiştim. Hemen bir piknik yeri ayarladık fakat mangal kokusu hepimizi fazlasıyla rahatsız etmişti. Elimizdeki tek tütsü ile bu kokuyu bertaraf etmeye çalıştık. Küçük bir kirtan sonrasında Rohini Mataji'nin hazırladığı birçok çeşit ve Prema Mataji'nin yaptığı tahinli börek praşadamlarını onurlandırdık. Günün sonunda evin yolunu tutmadan önce herkesin yüzünde tatlı bir tebessüm mevcuttu.

Cuma, Temmuz 09, 2010

Arkadaş Ziyareti

Perşembe akşamı bir araya gelerek arkadaşımız Savaş’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdik. Savaş bir MS hasatası ve son günlerde artan ağrıları nedeniyle evden çıkamadığı için programlarımıza gelemiyordu. Biz de ona sürpriz yaparak evinde ziyaret ettik. Kapıda papağanı Ceku bizi sıcak bir şekilde karşıladı. :) Ananda Catianya prabhu ve Hemalata mataji Ceku ile keyifli dakikalar geçirdiler. Papağanlar gerçekten çok sosyal hayvanlar ve kendileri ile ilgilinildikleri anladıkları anda hemen sizinle bire bir iletişime geçiyorlar.
Sonrasında, Savaş bizi harmonyumu ile başka boyutlara götürdü. Çok güzel geçen kirtan sonunda Adi Purusha bize Bhagavad gita’dan birkaç dörtlük okuyarak spritüel yaşam ve Şrila Prabhupada hakkında eşsiz bilgiler verdi. Çok keyifli saatler geçirdik hep beraber. Çünkü sohbetimizin merkez noktası Yüce Tanrı idi. Şrimad Bhagvatam 7. şarkı 24. bölümde Prahlada Maharaja adanma hizmetininin dokuz yönteminden bahseder. Bu dokuz yöntemi şu şekilde sıralarız: Tanrı hakkında duymak (svaranam), Tanrı’nın isimlerini söylemek (kirtanam), Tanrı’yı hatırlamak (visnu smaranam), Rabbin lotus ayaklarına hizmet etmek (pada sevanam), Tanrı’ya ibadet etmek (arcanam), Tanrı’ya dua etmek (vandanam), Tanrı’nın emirlerini yerine getirmek (dasyam), Tanrı’ya bir arkadaş gibi hizmet etmek (sakhyam), Tanrı’ya tamamıyla teslim olmak (atma nivedanam). Biz de bu birlikteliğimizde bu yöntemlerden birkaçını uyguladığımız için mutluluğumuz üst seviylere çıktı.


Perşembe, Temmuz 08, 2010

Sümerler, Vedalar ve Türklerin Bağı

7 Temmuz Çarşamba akşamı Doğan arkadaşımızın Tuva Sanat Merkezi ile yaptığı ortak organizasyonda Taksim'de buluştuk. Bu organizasyona konu olan küçük bir seminerdi ve Adi Purusha Prabhu bizlere Sumerler, Vedalar ve Turkler arasındaki tarihsel bağdan bahsetti. Yaklaşık yirmi kişilik bir dinleyici kitlesi ile üç saat süren keyifli dakikalar geçirdik. Küçük bir mantra meditasyon girişinden sonra başlayan seminer interaktif bir şekilde devam etti ve ben de dilim döndüğünce Adi Purusha Prabhu'nun anlattıklarını tercüme etmeye çalıştım. Seminere katılamayıp dinlemek isteyenler için de ses kaydımız mevcut. İlgilenen arkadaşlar için temin edebilirim.

Seminer öncesi ve sonrasında Doğan'ın yaptığı muhteşem kurabiyeleri afiyetle yedik. Tuva Sanat Merkezi'ne ve katılım yapan herkese tekrar teşekkür ediyoruz.

Çarşamba, Temmuz 07, 2010

Adi Purusha Prabhu'nun Istanbul Ziyareti

Sevgili dostumuz Adi Purusha Prabhu, Ananda Caitanya Prabhu ile birlikte bizi ziyarete geldi. Kendisi yaklaşık yirmi yıldır vedik felsefeyi takip ederek uygulayan bir adanan. VIHE ( Vrindavan Institue for Higher Education ) isimli Iskcon'a bağlı bir enstitüde bahkti shastri kurslarında eğitmenlik yapan Adi Purusha Prabhu, sahip olduğu eşsiz bilgileri bizlerle paylaşacak. 5 Temmuz günü ilk programımızı gerçekleştirdik. Kısa bir kirtan sonrası Bhagavad gita 9. bolumden okuduk ve Adi Prusuha Prabhu'nun ağzından tadına doyulmaz bir ders takip etti. Program Rohini Mataji'nin hazırladığı harika vejetaryen ziyafet (praşadam) ile  son buldu.

Pazar, Mayıs 30, 2010

İkinci Doğum

brahmāṇḍa bhramite kona bhāgyavān jīva

guru-kṛṣṇa-prasāde pāya bhakti-latā-bīja

ÇEVİRİ

"Canlı varlıklar karmalarına göre tüm evren boyunca dolaşmaktadır. Bazıları daha yüksek gezegen sistemlerine çıkmakta, bazıları ise daha düşük gezegen sistemlerine inmektedirler. Seyahat eden canlı varlıklardan Krişna’nın lütfu ile hakiki bir manevi öğretmen ile birliktelik şansını elde eden kimse çok şanslıdır. Böyle bir kişi Krişna ve manevi öğretmeninin merhameti ile adanma hizmeti sarmaşığının tohumlarını alır.
Śrī Caitanya Caritāmṛta Madhya 19.151

Krişna bilinci ile ilk tanışmam bundan 10 yıl öncesine varıyor. Krişna hakkında ilk duyduğumda çok kabullenmemekle birlikte kendimi alıkoyamadığım bir coşku girdabı içine girdiğimi sonradan fark ettim. 5 yıl boyunca bocalayaşım sırasında Şrila Prabhupada’nın kitapları aracılığı ile uzattığı yardım eli. “Science of Self Realization” ve “Bhagavad Gita”dan okuduğum ve çok hoşuma giden pasajlar.



Sonunda 2005 yılında bu bilinci kabul edişim. Dört düzenleyici ilkeyi kabul edip, sıkıca uygulamaya başlayışım. 2006 başında başlayan ve sonrasında hemen her yıl tekrarlanan Mayapur ve Vrindavan Iskcon merkezleri gezilerim. Şrila Prabhupada’nın kitaplarına olan derin ilgi ve saygı. Her okuduğum satırı dikkatle hazmetmeye çalışmak. Bu süreçte başlayan hakiki bir manevi öğretmen ile tanışma arzusu ve dualar. 2007 yılında Gaura Sakti Prabhu ve Adi Radhika Mataji ile tanıştıktan sonra değişen spiritüel hayatım. Macaristan, New Vraja Dhama (Krişna Vadisi) ile tanışmak. Gelecekteki manevi öğretmenim olacağını bilmeden H.H. Sivarama Swami ile olan ilk konuşmalarım. Macaristan seyahatlerim. Her şey Krişna tarafından mükmmelce hazırlanmış aslında. Bizler sadece bu oyunun bir parçası olarak rollerimizi oynuyoruz. O an farkında olmasak da geçmişe dönüp baktığımızda her şeyi çok net görebiliyoruz. Ben de şu an geçmişe baktığımda çok net görebiliyorum her şeyi. Yukarıdaki kıtanın yorumunun bir bölümünde Şrila Prabhupada şöyle diyor:

“Kṛṣṇa herkesin kalbinde oturmaktadır ve eğer kişi bir şey arzu ederse Kṛṣṇa hemen yerine getirir. Canlı varlık şansa ya da iyi talihi ile Krişna bilinci hareketi ile temasa geçer ve hareket ile birliktelik yapmak isterse herkesin kalbinde oturan Krişna ona hakiki bir manevi öğretmen ile tanışma şansı verir. Bu guru-kṛṣṇa-prasāda olarak adlandırılır. Kṛṣṇa merhametini tüm canlı varlıklara ihsan etmeye hazırdır ve canlı varlık Rabbin merhmetini arzuladığı anda Rab hemen ona hakiki bir manevi öğretmen ile şansı verir. Böylesi talihli bir kimse hem Krişna hem de manevi öğretmen tarafından desteklenir. İçeriden Krişna’dan dışarıdan manevi öğretmeninden yardım görür. Her ikisi de samimi canlı varlığa maddi esaretten kurtulması için yardımcı olamaya hazırdır.”

29 Mayıs 2010 günü uğurlu Nrsimha Caturdasi kutlamasında Macaristan’da Krişna Vadisi’nde Vaişnava geleneğinde ikinci doğum olarak kabul edilen harinam inisiyasyonumu H.H. Srila Sivarama Swami’den aldım. Üstelik maddi dünyadaki doğum günüm olan 30 Mayıs ile neredeyse aynı günde. Bazılarınız beni Bhakta Serhat olarak biliyorsunuz. İkinci doğumumla birlikte manevi öğretmenim bana “Nrisimha Krişna das” ismini verdi. Yeni bir isim, yeni bir hayat. Hayatımın en heyecanlı ve mutlu günü.


Sevgiler,
Nrsimha Krsna das

Salı, Kasım 20, 2007

Haftasonu Toplantıları... / Weekend Meetings...

Haftasonu toplantıları...

Her cumartesi ya da Pazar günü tüm arkadaşlarımız bir araya geldiğinde bir program yapıyoruz. Normalde tüm öğleden önceyi vejetaryen festivalin hazırlıklarıyla mutfakta geçiriyorum. Elbette her zaman yardımcılarım oluyor çünkü 8-9 çeşit yemek hazırlamak biraz vakit alıyor. Enikö geldiğinden bu yana bana yardım etmekte, fakat geçen hafta Serhat da bize katılmaya karar verdi. Cuma günü bana ertesi gün ne pişireceğimi sormuştu. "Her zamanki hazırlıklar: bir çorba, iki sebze tabağı, pilav, bir Hint ekmeği, çatniyli bir lezzet ve tabii ki bir festivalin olmazsa olmazı tatlı; bu yüzden tatlı pirinç ve samosa yapacağımı söyledim." Bir anda gözlerinin parladığını gördüm ve onun da yemek pişirmeyi çok sevdiğini hatırladım. Hazırlıkların bazılarına yardım etmek isteyip istemediğini sordum ve sevinçle kabul etti.



Bana bir şekilde daha karmaşık tariflerden pişirmek istediğini söyledi. Tatlı samosaları yapmasında anlaştık ve gönüllü olarak bir tarif daha pişirmek istedi. Karar vermek kolay değildi. Bana ne çeşit sebze tarifi pişireceğimi sordu. Domates, kızarmış karnabahar ve panirden ( ev yapımı Hint peyniri) oluşan basit bir tarif ve biraz daha zor olanı nohutlu ıspanağı seçmiştim. Serhat dedi ki: "Bu benim en sevdiğim yemeklerden birisi, bu yüzden sen pişirmelisin. Bu yemeği iyi pişirme riskine girmek istemiyorum." Bunun üzerine gülüştük. Sonrasında ona pakuraları ( nohut unu sosuyla kaplı kızarmış sebzeler) pişirmesini önerdim. Bu kez özel bir tane yamak istediğimi söyledim. Bir kürdan üzerinde yatan farklı sebzeler. Bu fikir çok ilgisini çekti, fakat bunu pişirmeden önce bir kez beni izlemek istediğini söyledi. Böylece en sonunda Serhat’ın pakuraların yan tabağı olan çatniyi ( sindirime yardımcı olması amaçlı hazırlanan meyveden yapılmış acı ve tatlı reçel) pişirmesine karar verdik. Nihai sonuç mükemmeldi.



Programlarımız ana hatlarıyla bhajan (müzik aletleriyle yapılan mantra meditasyon), vedik felsefesi hakkında farklı konular hakkında okumak ve fikir alışverişi ve en sonunda büyük bir ziyafetten oluşmaktadır. Enikö buraya geldiğinden beri bhajan tarafının biraz daha fazla önem kazandığına dikkat ettim çünkü harmonyumu o kadar güzel çalıyor ki hepimiz çok seviyoruz.

Arkadaşlarımızın hepsi toplantımızın sonunda ziyafeti onurlandırdıklarında tüm hazırlananları beğendiler. Serhat ile birlikte o kadar mutlu olmuştuk ki bundan sonra her ne zaman fırsat bulursak ziyafeti beraber hazırlamaya karar verdik. İkimiz de şuna karar vermiştik: Yemek pişirmenin kendisi arkadaşlarla birlikte olduğunda çok keyif verici fakat en önemli şey ise hazırlananları yiyen kimselerin yüzlerindeki mutlu ifadeyi görmek.
Sevgiyle,
Anuragi

Weekend Meetings...

Weekend meetings Every Saturday or Sunday we have a program when all of us friends get together. Normally I spend all morning in the kitchen with the preparation of a vegetarian feast. Of course i always have helpers, since it takes time to cook 8-9 preparations Eniko has been helping me since she came, but last week Serhat also decided to join us. He asked me on Friday what i was planning to cook next day. I told him: "The usual feast preparations: a soup, two vegetable dishes, rice, an indian bread, a savoury with chutney... and of course a feast wouldn't be complete without sweets, so i'm going to make sweetrice and samosas." I immediately noticed his eyes lit up, and i remembered he also likes to cook... I asked him whether he would also like to make some of the preparations, and he happily agreed.
He told me: "I would like to make something which is somewhat complicated." We agreed that he's going to make the sweet samosas and he volunteered for an other dish also. It wasn't that easy to decide. He asked about what kind of vegetable dishes i'm going to make. I chose one simple recipe made of tomatoes, fried cauliflowers and paneer (indian home-made cheese), and a bit more difficult one: chickpeas with spinach. Serhat said: "This is my favorite, so you should make it, i don't want to take the risk of not making it good." We had a good laugh on this. Then i suggested for him to make the pakoras (fried vegetables covered with chickpea-flour coating). I told him i was planning to make a special one this time: different vegetables larded on a long wooden stick. He became very intrigued with the idea... but first he wanted to watch me how do i do it before making them himself. So finally we decided he makes the chutney (sweet and hot jam made of fruits, aiming to help the digestion) which is the side-dish for the pakoras. The end result was wonderful.
Our programs mainly consists of bhajanas (mantra meditation with instruments), reading and sharing thoughts about different topics of vedic philosophy and then a big feast in the end. Since Eniko is here i noticed that the emhasis is a bit more on the bhajan side, since she's playing harmonium so nicely, all of us like it very much.
All of our friends liked all the preparations when they honored the feast at the end of our meeting. We were so happy with Serhat that we decided to cook together every time whenever we have the opportunity. Both of us agreed on the following: cooking is delightful in itself, it's more delightful when you do it together with friends, but the most delightful thing is to see the happy faces of the persons having the nice preparations
With Love,
Anuragi

Cumartesi, Kasım 03, 2007

Arkadaşım... / My Friend...

Arkadaşım…

İki hafta önce arkadaşım Enikö beni ziyarete geldi. :) Birbirimizi Macaristan’daki ekolojik köyümüzden uzun senelerdir tanıyoruz, bu yüzden onun İstanbul’a geleceğini duyduğumda çok mutlu olmuştum. Küçük bir tatil düşünüyordu fakat nereye gideceğine karar verememişti... ta ki bir sabah Gaura Şakti ona sorana kadar: "Neden Anuragi’yi ziyaret etmek için Türkiye’ye gitmiyorsun? Onların yeri İstanbul’un en güzel sahil semtlerinden birisi olan Yeşilyurt’ta; tatil için mükemmel bir yer." Bu fikir hoşuna gitti :) ve bir ay kalmaya karar verdi.

Enikö her sabah günlük atma-yoga uygulamalarımda bana eşlik ediyor. Daha önceleri Macaristan’da biraz Yoga yapmış fakat yoğun programı yüzünden, sırtındaki problemlerden dolayı çok fazla ihtiyacı olmasına rağmen daha önce düzenli olarak uygulama yapamamış. Ona birkaç kolay asanadan oluşan sadece yarım saatini alacak bir set öğretmeye karar verdim, fakat tüm duruşlar sırtındaki koşulları iyileştirmek ve aynı zamanda enerji alanlarını dengelemek amaçlı idi. Yoğun çalışan kimseler için zihni ve bedeni günde sadece birkaç dakika ile sağlıklı tutmak için mükemmel bir set. :) Sadece birkaç gün içerisinde farkı hissedebildi. :)

Gerçeği söylemek gerekirse onun gelişinde beni heyecanlandıran özel bir neden vardı. Enikö değişik müzik aletlerini çalmakta gerçekten çok iyi. Müzik aşkı daha bir çocukken başlamış: Piyano ve flüt gibi çeşitli müzik aletlerini çalmak için müzik okuluna gidiyormuş. Evinde maraca, mızıka ve çan gibi özel parçalar varmış. Sonrasında meditasyona merak sarmış ve Hint müzik aletlerinin sanatını öğrenmeye karar vermiş. Elbette bu da onun için çok kolay olmuş. :)



Böylece akşamları beraber mantra meditasyonu yapıyoruz. Ve daha da özel olanı, o bana nasıl harmonyum, mridanga ve karatala çalacağımı öğretiyor. Sadece birazcık biliyordum, fakat şimdi o bana çok yardımcı oluyor. Yeni melodiler, vuruşlar öğretirken, dikkatle yanlışlarımı düzeltiyor ve sabırla benimle birlikte çalışıyor. Sadece birkaç gün içerisinde fark dikkatimi çekti. :)

Sevgiyle,
Anuragi


My friend

My friend, Eniko has come to visit me two weeks ago We know each other from our ecological village from Hungary for a long time, so i was very happy when i heard she's coming to Istanbul. She was thinking about taking a little rest, but she couldn't decide where to go... until one morning Gaura Sakti prabhu asked her: "Why don't you go to Turkey to visit Anuragi? Their place is in Yenikoy, which is one of the most beautiful beaches in Istanbul- the perfect place for a nice holiday." She liked the idea and she decided to stay for a month.

She joins me every morning with my daily atma-yoga practises. She has done little yoga before in Hungary, but because of her busy schedule she couldn't practise it regularly although she would really need it because her back is not healthy. I decided to teach her a simple set which consist of easy asanas, takes only half an hour to do, but all the positions are aiming to help the condition of the back and at the same time they are balancing the energy field. The perfect set for busy persons to keep body and mind healthy in only a few minutes every day. She could feel the difference in only a few days .

I have to tell the truth, i had one special reason why i was really looking forward to her visit: Eniko is really good in playing different kinds of musical instruments. Her love for music started when she was a child: she was going to music school learning singing and playing various instruments, like piano and flute. She used to have special pieces also at home, like maraca, mouth organ and dong. Then later on she took interest in meditation, and she decided to learn the art of the indian instruments. Of course it was very easy for her.

So in the evenings we are doing mantra-mediatation together. And what is even more special... she's teaching me how to play the harmonium, the mridanga and the karatal. I only know a little, but now she's helping me a lot: she's teaching new tunes, beats, carefully correcting my mistakes and patiently practising together with me. I could also notice the difference in only a few days.

With Love,
Anuragi

Salı, Ekim 30, 2007

Bazen kolay, bazen zor... / Sometimes easy, sometimes difficult...

Bazen kolay, bazen zor…

Yoga merkezimizi açmamızın benim için en önemli parçalarından birisi de Türkçe öğrenmekti. :) İlk önce Taksim’deki Tömer dil kursunu düşünüyorduk, fakat orası Yeşilyurt’tan çok uzak ve eminim hepiniz bu mesafeyi otobüsle özellikle de yoğun saatlerde kat etmenin ne kadar zor olduğunu biliyorsunuzdur. Bir öğleden sonra arkadaşım Şaşi ile birlikte alışverişe çıktık: Taksim’e gitmemiz 1,5 saat ve dönüşümüz 2,5 saat sürdü. Bunu her gün yapmak zorunda olduğumu düşündüğümde, oldukça zor olacağını gördüm.


O gün öğleden sonra Taksim’e gitmek üzereyken, ironik bir şekilde Yeşilyurt otobüs durağında genç bir kız ile karşılaştık ve konuşmaya başladık. Bize kendisinin bir dil öğretmeni olduğunu ve Yeşilyurt’ta bir dil okulunda öğretmenlik yaptığını söyledi.Gözlerim yuvasında fırlayacak gibi oldu: "Gerçekten mi? Nerede?" Genç kız, "Hemen şurada" dedi ve otobüs durağının karşısındaki yola doğru hareket etti. "Burada Türkçe öğrenmek ne kadar güzel olurdu... Evimizden sadece iki dakika uzaklıkta!" şeklinde düşündüm. Sorduk ve tabii ki orada da dersler vardı ve böylece başladım. :-)

Muhterem isminde çok hoş bir öğretmenim var. Başlangıçta biraz ondan korkuyordum çünkü görünüşte çok katı... fakat sonraları çok büyük bir kalbi olduğunun farkına vardım :-) Muhterem’in benim öğretmenim olacağı kararını verdiğimizde, arkadaşım Serhat ona beni yüzünde bir gülücükle teslim etti: "O artık senin. Sizin gibi sıkı bir öğretmeni olduğu için mutluyum, öğrenmeye zorlanacak." Sonrasında Muhterem Öğretmen’e: "O çok zeki bir kız, Türkçe’yi iki ay içerisinde kolayca öğrenebilir," dedi. Ben bir şey söylemedim, sadece kafamı sallıyor, gülüyor ve: "Göreceğiz... bu o kadar kolay olmayabilir..." şeklinde düşünüyordum. Ayrıldığımızda Serhat bana bir Türk geleneği olduğunu söyledi: çocuklar okula başladıklarında, aileleri çocuklarını öğretmenlerine: "O artık sizin"diyerek emanet ederler ve ondan sonra öğretmen sorumluluğu alır ve çocuklara kendi çocuklarıymış gibi bakar.

Birkaç gün sonra derslere başladık. İlk derste alfabeyi öğrendim.
Muhterem bana sessiz harfleri öğretiyordu ve her birini sesli harflerle ba, be, bı, bi şeklinde uyguluyorduk. Muhterem her hece için ayrı bir kelime verdi: balon, bebek, bıçak, bitki vb... Dersin sonunda 160 tane yeni kelime vardı. Muhterem, "Tamam, bu yeni kelimeleri yeni derse kadar öğrenebilirsin, onları sana soracağım" dedi. Kapıdan dışarı çıktığımda, "Bütün bunların hepsini nasıl yapacağım?" şeklinde düşünüyordum. Fakat Muhterem çok iyi bir öğretmen, ne yapacağını çok iyi biliyor. Dersteyken kelimelerin söylenişini defalarca tekrar ettik ve ben sürpriz bir şekilde bu kelimelerin yarısını hatırlıyordum, bu yüzden sadece geri kalan 80 kelimeyi öğrenmem gerekiyordu. :-)

Sonrasında Muhterem bana kişi zamirlerini, işaret zamirlerini, soruları, sayıları, selamlaşmayı, dilbilgisini öğretti; şimdiye kadar her şey iyi gidiyor. Ve bana aynen kendi kızı gibi bakıyor; tıpkı Serhat’ın dediği gibi. -) Bir dersten sonra bana sordu: "Türkçe hakkında ne düşünüyorsun? Kolay mı, zor mu?". "Hımm, bilmiyorum... bazen kolay, bazen zor. Türkçe öğreniyorum, fakat sizinle İngilizce konuşmak zorundayım ve aynı zamanda Macarca düşünmek zorundayım, çünkü Türkçe ve Macarca dilbilgileri birbirine çok benziyor" dedim. O da bana: "Arkadaşın bana iki ay içerisinde Türkçe öğreneceğini söylemişti. Ben de şimdi onunla aynı fikirdeyim. Hiç endişelenme, sadece pratik yap, pratik yap, pratik yap." :-)

Sevgiyle,
Anuragi dd


Sometimes easy, sometimes difficult...

One of the most important parts of the preparation of opening our yoga-centre is for me to learn Turkish. :-) First we were thinking about the Tömer course at Taksim, but it is so far from Yesilyurt, and I'm sure you all know how difficult it is to travel this distance by bus in Istanbul- especially in the peak hours... One afternoon we went for some shopping: it took us 1,5 hours to get there and 2,5 to come back. I was thinking if I will have to do this every day, it will be extreamly difficult... Ironically when we were about to go to Taksim that afternoon we met a young girl in the bus stop in Yesilyürt and we started to speak. She told us that she's a language teacher, and she teaches at a language school in Yesilyürt.My eyes immediately kindled: "Really? Where is it?" "It's just over there." -she said, and she motioned to the opposite side of the road from where we were waiting for the bus. I thought: "How nice it would be to manage somehow to learn here... it's only two minutes away from our house!" We inquired, and they indeed had possibilities of having classes from there, so I started. :-)

I have a very nice teacher, called Muhterem. First I was a bit afraid of her, because she seems so strict... but since then I realized she has such a big heart :-) When we finalized that she's going to be my teacher, my friend, Serhat handed me to her with a smile: "She's yours now. I'm happy that she has such a strict teacher, she's going to be forced to learn then." Then he also told Muhterem: "She's a clever girl, she can learn Turkish in two months easily." I didn't say anything, I was just nodding and smiling, thinking: "We'll see... it might not be so easy..." When we left he told me that this is the Turkish custom: when the children start school, their parents hand them over to the teacher, saying: "She's yours now."- and after that the teacher takes responsibility for her and treats her as his own child.

Few days later we started the classes. On the first class we learned the abc. Muhterem was teaching me the consonants, and we were practicing each of them with every vowel. Like: ba, be, bı, bi... and she gave a word with each syllable, like: balon, bebek, bıçak, bitki... By the end of the class I ended up with about 160 words. Muhterem told me: "Ok, so you can learn them by the next class, I'll ask them." When I stepped out on the door I was thinking: "How am I going to do all this?" But Muhterem is a very good teacher, she knows well what to do- we practiced pronouncing the words so many times on the class that to my surprise I remembered half of them, so I only had to learn the other 80. :-)

Then Muhterem taught me kişi zamirlerli, işaret zamirleri, sorular, sayilar, selamlaşma, grammar- so far it's going ok. And she really treats me as her daughter- like Serhat was saying :-) One afternoon she asked me: "What do you think: is Turkish easy or difficult?" I told her: "Well, I don't know... sometimes easy, sometimes difficult. I'm learning Turkish, but I have to speak English with you and at the same time I have to think in Hungarian, because Turkish-Hungarian grammar is so similar." She told me: "Your friend told me that you'll learn Turkish in two months. I also think you can do it. Do not worry at all, just practise, practise, practise." :-)
With Love,
Anuragi dd

Cumartesi, Ekim 20, 2007

Özel Misafir... - Special Guest...

Özel Misafir

Eylül ayında İstanbul’da günlerimiz çok çabuk geçiyordu. Zamanımızın çoğunu yoga merkezimizi açmak için harcadık. Yenilenmiş, boş bir daireyi, sıcak atmosfer ile güzel görünümlü hoş bir yoga merkezine çevirmek uzun bir yol. :) Temizlik ve etraftaki her şey ve değişik odalara (salona, ofis odasına, size en iyi şekilde hizmet verebilmek için girişe) uygun mobilyayı bulabilmek ile meşgul idik ve mutfak gelecekteki yemek kursları için donatılmalıydı. Çok mutluyduk çünkü arkadaşlarımız Gaura Şakti ve Adi Radhika Eylül ayı sonunda hazırlıklar için bize yardım etmeye gelmişlerdi. Onlar gelmeden önce sadece temizliği ve her şeyi mutfağa yerleştirme işini bitirebilmiştik. Ve doğal gaz bir gün önce son dakikada bağlanmıştı...

Fakat hala hiç mobilyamız yoktu ve zaman çok çabuk geçiyordu. Yoga öğretmenimiz Şivarama
Swami Maharaj’ın gelişini 5 Ekim’de bekliyorduk. Günler geçtikçe daha da heyecanlanıyorduk ve hala uygun mobilyaları bulamamıştık. Fakat Maharaj’ın gelişinden önceki son gün O’nu ağırlamak ve ilk programlarımıza başlamak için her şeyi birlikte yerine koymuştuk. Bu Şivarama Swami’nin İstanbul’a ilk ziyaretiydi.


Merkezimizi, sahildeki meditasyon yürüyüşlerini,tanıştığı yeni insanları çok sevdi. Fakat en hoş olanı sabahları Bhagavad-gita’dan verdiği atma yoga seminerleriydi. Atma kelimesinin farklı anlamları, özellikleri ve yoga uygulamasıyla atma hakkında her şeyi nasıl anlayabileceğimiz hakkında konuştu. Yoganın gerçek anlamının ne olduğundan, bu çok eski uygulamanın günümüzde nasıl yapılması gerektiğinden bahsetti. Şivarama Maharaj’ın açtığı farklı konu ve temalar misafirlerimiz ve hepimizin merakını uyandırdı. Lütfen üzülmeyin, her şeyi sizler için kaydettik böylelikle bizi ziyarete geldiğinizde bu konferanslar sizler için de elde edilebilir olacaktır. :)


Ayrıntılarıyla üzerinde durduğu ana konulardan birisi mantra meditasyonu idi. Her seminerden önce Hint müzik aletleri ile birlikte Maharaj’ın etrafında toplandık ve mantra meditasyonu yaptık. Bu bizlerin her gün kişisel olarak yaptığı bir uygulama, fakat daha çok kişi ile birlikte yapıldığında daha lezzetli olmakta. :) Ve bu kez daha özeldi çünkü Maharaj beraberinde sıra dışı telli bir çalgı olan tambura getirmişti. Adi Radhika nasıl çalındığını öğrenmekten çok mutlu olmuştu ve çalışıyla mantra meditasyonumuzun en önemli bölümü olmuştu. :)


Gün boyunca Adi Radhika ve Gaura Şakti, Maharaj’ı İstanbul’un en güzel ve ilgi çekici yerlerine götürdü. Ne yazık ki Maharaj çok yoğun programı nedeniyle bizlerle sadece beş gün geçirebildi, bu yüzden bir çok yeri görme şansı olmadı; fakat Maharaj’ın bir sonraki Türkiye ziyaretinde devam edecekler. Şivarama Maharaj Sultanahmet ve Aya Sofya’nın güzelliği ve mimari yapısından çok etkilendi ve Kapalıçarşı’ya hayran kaldı.


Sevgiyle...
Anuragi dd


Special guest

Our days were passing very quickly in September here in Istanbul. We spent most of our time with preparing for the opening of our yoga-centre. It is quite a long way from an empty, newly refurbished apartment to a nice-looking, pleasant yoga-centre with a warm atmosphere We were busy with cleaning everything throughly, and finding suitable furniture to the different rooms: to the saloon, the office and the reception area to serve you the best, and the kitchen also had to be equipped for the future cooking courses. We were very happy: our friends, Gaura Sakti prabhu and Adi Radhika also came at the end of September to spend time with us and help with the preparations. By the time they came we only managed to be ready with cleaning and putting everything together in the kitchen. And we only got natural gas connected a day earlier- in the last minute...

But we still didn't have any furniture and time was passing quickly: we were expecting our yoga-teacher, Sivarama Swami Maharaja to visit on the 5th of October. We got more and more excited and busy as the days were passing and we still didn't find the suitable ones... but on the final day before his arrival we managed to put everything together to accomodate him and to start our first programs. It was Maharaja's first time in Istanbul. He liked it very much- the centre, the mantra meditation walks on the beach nearby, and the people whom he met.

But the nicest thing was that in the mornings he gave seminars about atma-yoga from the most famous and well-known book, the Bhagavad-gita. He spoke about the different meanings of the word atma, the qualities of it, and how can we understand everything about atma through the practice of yoga. He talked about what is the real meaning of yoga, how should this ancient practice be applied in these modern days. All of us and our guests were very much intrigued by the different topics and themes he brought up, and please don't worry... we recorded everything for you, so that when you come to visit us these lectures will be available for you as well.

One of the main topics he elaborated on was mantra-meditation. Before each part of the seminar we sat together with some indian musical instruments and we did mantra-meditation. It is such a practise we do every day individually also, but it's much more relishable when more people do it together And this time was even more special since Maharaja brought a tambura, a unique stringed musical instrument with him. Adi Radhika was very happy to learn it and she quickly became the highlight of our mantra-meditation with her playing.

During the day Adi Radhika and Gaura Sakti prabhu took Maharaja around to some of the most beautiful and interesting places in Istanbul. Unfortunately Maharaja only spent five days with us, so they couldn't get to see so many places; but they will continue when he comes next time to Turkey. He was very much impressed with the beauty and architectural expertees of the Blue Mosk and Hagia Sophia, and he liked Kapalicarsi Bazar very much.

With Love,
Anuragi dd

Pazartesi, Eylül 24, 2007

Geçtiğimiz yıl boyunca neler oldu? - What happened during last year?

Sevgili arkadaşım Adi Radhika’nın Macaristan’a taşınışından bu yana neredeyse bir yıl geçti. O ve sevgili eşi geçtiğimiz Ekim ayında Krişna Vadisi’nde muhteşem bir düğün ile evlendiler. Düğünler daima çok hoş ve dokunaklıdır, özellikle de katılımcılar kişinin akrabaları ya da yakın arkadaşlar ise.


Onlar oradaki organik çiftliğimizin işleri ile meşguller ve biz onların buradaki birlikteliklerini özlüyoruz, fakat ne mutlu bize ki düzenli olarak buraya gelip bize yardım ediyorlar. :-) Ben Budapeşte’deki Bhaktivedanta Koleji’nde vedaların ebedi, yüceltici felsefesi olan vedik felsefesi okumaktayım. İngiltere’de İngilizcemi ilerletmek ve atma-yoga öğretilerinde biraz deneyim edinmek için vakit geçirebildim .

Bu arada İstanbul’daki planlarımız hakkında toplantılar yapıyor ve tartışıyorduk. Sonunda hepimizin beklediği vakit geldi: aktivitelerimizde (yoga dersleri, masaj seansları, sağlıklı yemek pişirme kursları ve ayurveda yardımıyla sağlıklı yaşam öğretileri) kullanabileceğimiz çok hoş bir yer edindik. Sadece açılış yapmadan önce son rötuşları yapmalıyız... ve bundan sonra hepiniz bizi ziyaret etmek ve aktivitelerimizin bir parçası olmanız için davetlimizsiniz. :-)

Sevgilerimizle,
Anuragi dd


What happened during last year?

It's going to be one year now that my dear friend, Adiradhika has moved to Hungary. She and her husband had their wonderful wedding ceremony last October in Krisna-valley. Weddings are always very sweet and touching, especially if the main participants are one's relatives or close friends. They are busy with the dealings of our organic farm there, and we miss their associacion here in Istanbul, but fortunately they are coming to visit and help us regularly. :-) I've been studying vedic philosophy at the Bhaktivedanta College at Budapest- the timeless, uplifting philosophy of the Vedas. Because of being a private student, I've been able to spend my time in England to improve my English, and to gain some expirence in teaching atma-yoga. In the meantime we've been discussing, having meetings about our plans in Istanbul. Finally the moment arrived that we've all been waiting for: we have acquired a nice place what we can use for our activities- giving yoga-classes, having massage sessions, holding 'healthy' cooking courses, and teaching how to live a helathy life with the help of ayurveda. We just need to add the finishing touches before we open... and after that we welcome all of you to come, visit us and take part in our activities. :-)

With Love,
Anuragi dd