Pazar, Kasım 15, 2015

Şrila Prabhupada'nın Maddi Dünyadan Ayrılışı!


Iskcon kurucu Açaryası A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada 1977 yılında maddi dünyaya terk ederek spiritüel dünyaya geri döndü. Aradan tam 38 yıl geçmiş. Yani tam da benim yaşım kadar. Şrila Prabhupada'yı benim spiritüel büyük babam. Maddi yaşamımda dedelerimi görme fırsatım olmadı. Resimlerini gördüm, anne ve babamın anlattığı kadar biliyorum. Ama bu bilgi çok sınırlı. Fakat manevi dedem Şrila Prabhupada'yı çok iyi tanıyorum ve kalbim her gün daha da fazla tanıma isteği ile dolup taşıyor. Bu nasıl bir bağ? Anlatılması çok güç fakat sadece yaşayarak deneyimleyebileceğimiz bir şey. Bugünlerde Şrila Prabhupada'nın Batı'ya gelişinin 50. yıl kutlamaları var ISKCON genelinde. Elli yıl önce Batı'ya gelerek maddi enerji, yani mayaya savaş ilan eden bir saddhu! 12 yıllık bir süre içinde 12 kere dünya turu, ISKCON gibi dev bir enstüti, vedik literatürün sanskritçeden İngilizce'ye gece uyku uyumadan çevirileri, yüzlerce eser, ders ve eğitimler, BBT yayınevi, açılan yüzden fazla merkez, Govinda's restora nlar, kendi kendine yeterli çiftlik komünleri, vedik yaşam biçimi ve öğretisini devam ettirecek binlerce öğrenci, saymakla bitmeyecek hizmetler. Şrila Prabhupada bize o kadar büyük bir merhametle o kadar muazzam bir şey verdi ki ona borcumuzu nasıl öderiz? Ben Şrila Prabhupada'ya borcumu nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum ama en azından ömrümün sonuna kadar Şrila Prabhupada'nın yolunda devam eden öğrencisi Şivaram Swami'ye ve adananlara hizmet ederek bizlere bıraktığı mirasını nerede yaşıyor isem, eşimin ve diğer adananların merhametiyle devam ettirmeye çalışacağım.

Bahktivinoda Thakur'un Şaranagati isimli eserinden bir şarkıyı söyleyebiliriz bugün:

OHE VAİŞNAVA THAKUR

ohe! vaiṣṇaba ṭhākura, doyāra sāgara,
e dāse koruṇā kori'
diyā pada-chāyā, śodho he āmāya,
tomāra caraṇa dhori

Ey saygıdeğer Vaişnava, Krişna'nın adananı! Ey merhamet okyanusu, hizmetkarına merhamet et. Bana lotus ayaklarının gölgesini ve beni arındır. Lotus ayaklarına sarılıyorum.

chaya bega domi', chaya doṣa śodhi',
chaya guṇa deho' dāse
chaya sat-sańga, deho' he āmāre,
bosechi sańgera āśe

Bana altı tutkumu nasıl control edeceğimi, altı kusurumu nasıl düzelteceğimi öğret, altı özelliği bana ihsan et ve bana altı çeşit kutsal birliktelik sun.

ekākī āmāra, nāhi pāya bala,
hari-nāma-sańkīrtane
tumi kṛpā kori', śraddhā-bindu diyā,
deho' kṛṣṇa-nāma-dhane

Hari'nin kutsal isminin sankirtanını tek başıma taşıyacak güç bulamıyorum. Lütfen bana sadece bir damla inanç vererek beni kutsa ki bununla Krişna'nın kutsal isminin muazzam hazinesini elde edeyim.

kṛṣṇa se tomāra, kṛṣṇa dīte pāro,
tomāra śakati āche
āmi to' kāńgāla, 'kṛṣṇa' 'kṛṣṇa' boli',
dhāi tava pāche pāche

Krişna senin. O'nu bana vermeil gücün var. Ben sadece senin ardında "Krişna!  Krişna!" diye bağırarak koşan hizmetkarınım.

Peki Şrila Prabhupada'yı daha fazla nasıl tanıyabiliriz diyenler için daimi iyi dilekçimizin kısa bir biyografisini sizlerle paylaşıyorum:

Şri Şrimad A.C. Bhaktivedanta Swami Prabhupada 1896 yılında Hindistan Kalküta’da dünyaya geldi. Manevi öğretmeni, Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati Goswami ile ilk olarak 1922 yılında Kalküta’da tanıştı. Bhaktisiddhanta Sarasvati ünlü bir din bilgini ve Hindistan’daki Gaudiya Matha (altmış dört merkezli bir Vaişnava hareketi)’nin kurucusuydu. Bhaktisiddhanta Sarasvati, bu eğitimli genç adamı sevdi ve ona hayatını Vedik bilgisini öğretmeye adaması için ikna etti. Şrila Prabhupada onun öğrencisi oldu ve 1933’te onun öğrencisi olarak inisiyasyon aldı.
Şrila Bhaktisiddhanta Sarasvati ilk görüşmelerinde ɹrila Prabhupɖda’dan Vedik bilgisini İngilizce olarak yayınlamasını istedi. Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada Bhagavad-gita üzerinde bir yorum yazdı ve Gaudya Math’a hizmetinde yardımcı oldu. 1944’te on beş günde bir İngilizce olarak Back to Godhead dergisini yayımladı. Şrila Prabhupada tek başına makaleleri yazdı, onları bastı, müsveddeleri daktiloda yazdı, ilk tahsisleri kontrol etti ve hatta şahsen kopyaları dağıttı. Bu dergi şimdi öğrencileri tarafından değişik dillerde basılmaya devam etmekte ve tüm dünya genelinde dağıtılmaktadır.
1950’de Şrila Prabhupada yazı ve çalışmalarına daha fazla adanmak için aile hayatından emekli oldu. Tarihi Radha-Damodara Tapınağı’nda mütevazı koşullarda yaşadığı kutsal şehir Vriindavan'a gitti. Orada seneler boyunca derin araştırma ve yazma ile meşgul oldu. 1959’da feragat yaşamını (sannyasa) kabul etti. Şrila Prabhupada’nın hayatının eseri Şrimad-Bhagavatam (Bhagavata Purana)’nın on sekiz bin kıtasının, tam yorumuyla çok ciltli çevirisine Radha-Damodara Tapınağı’nda başladı. Bhagavatam’ın üç cildini yayımladıktan sonra, Şrila Prabhupada kargo gemisiyle New York Şehrine seyahat etti. Gerçekte meteliksizdi, fakat manevi öğretmeninin görevini başarılı kılma amacına sahipti. Amerika’ya indiği gün, gökdelen binaların etrafını kaplamış olan gri pusu gördü, günlüğüne şu kelimeleri karaladı: “Benim Sevgili Rabbim Krişna, eminim ki, bu transandantal mesaj kalplerine işlediğinde, kesinlikle sevinecekler ve böylece hayatın tüm mutsuz koşullarından kurtulacaklar.” Altmış dokuz yaşındaydı, yalnız ve çok az olanağa sahipti, fakat spritüel bilginin zenginliği ve sergilemiş olduğu adanma, gücün sarsılmaz bir kaynağı ve ilhamıydı.
Harvard Üniversitesi tanrı bilimcisi ve yazarı Harvey Cox şöyle yazar, “Çok ilerlemiş bir yaşta, birçok insanın defnelerinde dinlendiği zaman, Şrila Prabhupada kendi manevi öğretmeninin emrine dikkatini verdi ve zor ve zahmet gerektiren Amerika seyahatine kalkıştı. Şrila Prabhupada şüphesiz, binlerce öğretmenden biriydi. Fakat diğer taraftan, binde biri belki de bir milyon içerisinden biri idi.”
Şrila Prabhupada 1966’da daha sonra Hare Krişna hareketinin resmi ismi olan, Krişna Bilinci Topluluğu’nu kurdu.
Takip eden yıllarda, Şrila Prabhupada yavaş yavaş onlarca, binlerce takipçiyi cezp etti, yüzden fazla aşram ve tapınak kurdu ve çok sayıda kitap yayımladı. Hindistan’ın çok eski spritüel kültürünü yirminci yüzyıl Batı dünyasına nakletmesindeki başarı takdire şayandır.
Şrila Prabhupada 1968’de üç adanan çifti, Krişna bilincini Birleşik Krallık’a yaymak için gönderdi. Başlangıçta, bu adananlar misyonlarını takdir eden Hindu aileler tarafından gözetildi, fakat kısa zamanda Londra’da Oxford Caddesinde mantra söylemeleriyle çok tanınır hale geldiler. Times gazetesinde bir başlıkta, “Krişna Mantrası Londra’yı Şaşırtıyor.” Fakat maha-mantra kısa zamanda meşhur oldu. Şrila Prabhupada’yı tanıyan ve İngiltere’ye gelen adananlar önünde mantra söyleyen Birinci Beatle George Harrison, yardım etmek istedi. Mantranın bir kaydını Beatles’ın Apple etiketi üzerine üretmeyi organize etti. Bu Britanya’da Top On’a girdi ve diğer bazı ülkelerde bir numara oldu.
Şrila Prabhupada İngiltere’ye geldiğinde, British Müzesi yakınında, Bloomsbury’deki iş devam ederken, John Lennon’un Tittenhurst’taki malikanesinde misafir edildi. Kasım 1969’da Şrila Prabhupada Avrupa’daki ilk tapınağı Radha-Krişna tapınağını açtı. Hareket büyüdü. Bir kez daha George Harrison Hertfordshire’da Tudor krallarına ait güzel bir malikane evini bağışlayarak yardım etmek istedi. Şimdiki ismi Bhaktivedanta Manor olan yer, Topluluğun Britanya’daki ana eğitim merkezidir.
Krişna’nın yeni adananları, topluluk içerisindeki mantra söylemeleri ve Şrila Prabhupada’nın Vedik bilgisi kitaplarını dağıtmalarıyla, çok kısa sürede dünya genelinde başlıca şehirlerde görünür oldular. Yıl boyunca eğlenceli kültürel festivaller sahnelemeye başladılar ve dünya genelinde milyonlarca tabak (prasada olarak bilinen) Krişna’ya sunulmuş lezzetli yiyecekler sundular. Sonuç olarak ISKCON yüzlerce binlerce insanın hayatını kayda değer bir şekilde etkiledi. Hint tarihi ve kültürü üzerine dünyanın önde gelen otoritelerinden A.L. Basham şöyle yazmış, “Hare Krişna hareketi yirmi yıl içerisinde yanında hiçbir şey olamadan yükseldi ve tüm Batı dünyasında bilinir oldu. Bu Batı dünyası tarihinde önemli bir geçektir.”
Sadece on iki yıl içerisinde, ilerlemiş yaşına rağmen, Şrila Prabhupada konferans turlarından on dört kez dünyayı gezdi ve bu, onu altı kıtaya götürdü. Yine de bu enerjik program onun verimli edebi randımanını azaltmadı. Yazıları, Vedik felsefesi, dini ve kültürünün gerçek bir kütüphanesini teşkil eder.
Doğrusu Şrila Prabhupada’nın en kayda değer katkısı kitaplarıdır. Yetkisi, derinliği ve açıklığı ile akademisyenler tarafından oldukça saygı duyulur, kitapları birçok sayıdaki üniversite kurslarında ders kitabı olarak okutulur.
Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde bir profesör olan Garry Gelade kitapları hakkında şunu yazmıştır: “Bu metinler hazinedir. İnanç ya da felsefi ikna etmede bu kitapları açık bir zihin ile okuyan hiç kimse hareket etmede ve etkilenmede başarısız olamaz.” Ve Bucknell Üniversitesi Sanat ve Bilim Koleji Dekanı Dr. Larry Shinn şöyle yazmıştır: “Prabhupada’nın Tanrı’ya olan kişisel hürmeti ona gerçek otoriteyi vermiştir. Kutsal metinlerin tüm emirlerini sergiledi, farkındalığın tuhaf bir derinliği ve üstün bir şahsi örnek, çünkü o gerçekte ne öğrettiyse onu yaşamıştır.”
Yazıları 79 dile çevrildi. Bhaktivedanta Book Trust, (BBT) 1972 yılında Şri Şrimad’ın çalışmalarını yayımlamak için kuruldu, bu sebeple Hint dini ve felsefesi alanındaki dünyanın en büyük yayımcısı oldu. 2005 yılına kadar 79 dilde 450 milyon kopya satılmıştır.
14 Kasım 1977’de bu dünyadan göçmeden önce, Şrila Prabhupada Topluluğa rehberlik etmişti ve onun yüzden fazla aşram, okul, tapınak, enstitü ve çiftlik topluluğundan oluşan dünya genelindeki bir konfederasyon olduğunu görmüştür.

Şrila Prabhupada ki Jaya!

Cuma, Haziran 12, 2015

Mutlu benliğimiz!

Birçok insan mutlu olma arzusunun yaptığımız her şeyin arkasındaki temel güdü olduğu fikrine katılacaktır. Bencilce veya merhamet ve yardım etme duygusuyla yaptığımız hareketlerden tatmin olmak istiyoruz. İnsanlara hayattan beklentilerinin ne olduğu sorulduğunda genelde verilen cevap şudur: “Sadece mutlu olmak istiyorum.”
Krişna bilinci felsefesinin temel noktası gerçekte kim olduğumuzu bilmezsek mutlu olamayacağımızdır.
Yüce bilge Sanatana Goswami bu fikrini Şri Çaitanya Mahaprabhu’ya sorarken belirtmişti: “Ben kimim? Neden bu ıstırap üçlemesi (bedenim ve zihnimden, diğer canlı varlıklardan ve doğadan kaynaklanan) beni her zaman rahatsız ediyor? Bunu bilmezsem nasıl yararlanabilirim ki?” (Caitanya-Caritamrita, Madhya Lila 20.102)
Birçok kıta sonra Rab Caitanya, bilge Sanatana’ya benliğin doğasını açıklar: “Krişna’nın hizmetkarı olmak canlı varlıkların yapısal durumudur çünkü canlı varlık Krişna’nın marjinal enerjisidir ve tıpkı bir güneş ışığı veya ateşin moleküler parçası gibi eş zamanlı olarak Rab ile hem bir, hem de Ondan farklı bir oluşumdur.”
Tanrı ile adananı arasındaki bu değiş tokuş geniş kapsamlı felsefi görüşlere sahiptir. Her şeyden önce bilge Sanatana’nın sorusu hepimizin tarafından sorulması gereken sorudur. “Neden acı çekiyorum?” Aradığımız mutluluk her zaman ulaşabildiğimizin ötesinde. Bizi mutlu edeceğini düşündüğümüz bir şeyleri arzuluyoruz fakat arzularımıza eriştiğimizde bu bize yeterli gelmiyor. Daha fazla bir şeylere  ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Bu sürekli tatminsizlik bizim acılarımızın bir kısmıdır.
Rab Caitanya benliğin doğasını açıklayarak neden acı çektiğimiz sorusuna cevap verir. Çünkü gerçekte kim olduğumuzu unutmuş durumdayız: Krişna’nın ebedi hizmetkarı ve O’nun parçalarıyız. Kendimizi maddi bedenlerle kimliklendiriyoruz ve acılarımız bu yanılgıdan ortaya çıkıyor. Bedenlerimiz hastalanıyor, yaşlanıyor ve ölüyor ve biz bunun bizim başımıza geldiğini düşünüyoruz.
Bütün mutluluğun kaynağı Krişna’nın bir parçası olan spiritüel varlıklar olan bizler de saf orijinal halimizde mutluyuzdur. Bu yüzden mutlu olma girişimlerimizdeki birçok hayal kırıklığına rağmen, asla bundan vazgeçmeyiz.

Bhakti yoga uygulamaları bizim hafıza kaybımızı, gerçek kimliğimizi unutkanlığımızı tedavi etmek ve varoluştaki saf halimize döndürmek içindir. Tedaviye başlamak için hastalığımız hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Sonrasında, her hasta gibi doktorun yani manevi öğretmenin tavsiyelerine uymalıyız.

Manevi öğretmen bize belirli şeyler yapmamızı ve diğerlerinden uzak durmamızı söyleyecektir. Örneğin, tıbbi tedavilerin genellikle beslenme kısıtlamaları vardır. Spritüel hafıza kaybını tedavide kullandığımız bhakti yoga sisteminde et, balık, yumurta yemeyi bırakıyoruz ve prasada diyetini kabul ediyoruz. Aynı zamanda kumar, uyuşturucu ve evlilik dışı cinsellikten uzak duruyoruz. Tedavinin bu bölümleri ise asıl ilacın etkisini arttırmayı garantiler. Asıl ilaç Krişna’nın kutsal isimlerini duymak ve söylemektir:

Hare Krişna Hare Krişna Krişna Krişna Hare Hare
Hare Rama Hare Rama Rama Rama Hare Hare
  
Mutluluk arayışında insanlar bazen kendilerine uygun bir din seçerler. Maalesef, çoğu insan dışsal faktörlere göre kuralları kabul eder ve gereksiz gibi görünen uygulamaları tavsiye eden Tanrı’ya giden yolu reddeder.
Bununla birlikte, Bhakti yoga pratisyeni olan bizler gerçek benliğimizi keşfetmemize ve tamamıyla mutlu ve tatmin olacağımız spiritüel dünyaya geri dönmemize yardımcı olacağını bildiğimiz kısıtlamaları kabul ederiz.
Sevgilerimle,
Nrsimha Krsna das (Serhat Şen)
Not: Prasada Krişna’ya sevgi ve adanmışlıkla hazırlanan yiyecek demektir.


Pazartesi, Ocak 06, 2014

Doğum ve Ölüm Döngüsü


Bedenin değişimini çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa ve olgunluktan yaşlılığa geçerken tecrübe ediyoruz. Fakat bedenlerimizin tüm bu değişimleri süresince, biz aynı bilinçli kişiler olarak kalıyoruz. 

Krişna Bilinci takipçileri olarak bizler bilinçli benliğin ruh olduğuna ve ruhun da bedeni iten kuvvet olduğuna inanırız. Toplumdaki genel yanlış kanı ise bir kimsenin kendisini  arabası ile kimliklendirmesi gibi bizlerin de içlerinde bulunduğumuz bedenler olduğudur. Fakat gerçek olan şudur ki, araba artık tamir edilemeyecek boyuta geldiğinde, kişinin o arabaya ne kadar çok bağımlılığı varsa da yeni bir araba alır. Benzer şekilde beden de yaşlı ve hastalıklı olduğunda ebedi ruh mevcut bedeni terk ederek yeni bir beden alır. Buna doğum ve ölüm döngüsü ya da reenkarnasyon denir.

Kötü haber bedenin ölmesidir. Bununla birlikte iyi haber ise bizim ölmediğimizdir. Ruhun (atma) doğası ebedi, her şeyi bilen ve coşku  dolu olmasıdır. Bu Rab Krişna tarafından Bhagavad Gita 2.20’de şöyle açıklanmıştır: "Ruh için ne doğum vardır ne de ölüm. O var edilmemiştir, var edilemez ve var edilemeyecektir. O doğmamıştır, ebedidir, hep var olandır ve kadimdir. Beden öldüğü zaman ruh ölmez.”

Herkes fiziksel bedeninden farklı olduğunu anlayabilir. Bedenimize baktığımızda “bu benim elim” veya “bu benim bacağım” deriz. Benlikteki “ben” bedenin gözlemcisidir.

Bitkiler, balıklar, memeliler, kuşlar, sürüngenler ve insanlar gibi birçok canlı türü vardır. Bütün diğer canlı varlıkların içinden geçerek insan bedeni almak nadir bir şanstır. Bu çöpe atılacak bir hediye değildir. Bizler insan bedeninin Tanrı bilincini geliştirmek için bir şans olduğuna inanırız. Eğer bu bilinci gelişitrmezsek bitki veya hayvanlar alemine tekrar dönme riskini almış oluruz.  

Geri adım atmak çok kolaydır. Bir ayı gibi uyumak, bir domuz gibi yemek ya da güvercinler gibi çiftleşmek. Geçmiş hayatlarımızdaki hareketlerin meyvlerinin hasatını alıyoruz ve yaptığımız hareketler ile geleceğin tohumlarını ekiyoruz. Bu sebeple erdemli hareketler hazzın meyvelerini verirken, günahkar hareketler ise üzüntü ve acı verir.

Burada akla gelen soru bu doğum ve ölüm döngüsünden nasıl dışarı çıkacağımızdır. Bu da Bhagavad Gita’da şöyle açıklanmıştır. Bu dünyadaki bağlarımızın sebebi ruhun özgür iradesini tecrübe etmek istemesi ve Tanrı’dan bağımsız olarak eğlenmek istemesidir.

Bizler sudan çıkmış balıklar gibiyiz ve Tanrı’ya sığınana kadar ne kadar çok tatmin olmaya çalışmamız önemli değildir. Tamamıyla Tanrı’ya sığınmadan bu maddi dünyadan çıkmamızın mümkünatı yoktur.

Bhagavad gita 18.55’te Krişna şöyle der:”Kişi sadece adanma hizmeti yoluyla Beni olduğum gibi yani Tanrının Yüce Şahsiyeti olarak anlayabilir. Böyle bir adanmayla Benim tam bilincime varan kişi Tanrı'nın krallığına girebilir.”

Bhakti yoga uygulamamız ile, Kirşna’ya adanma hizmeti sunarak biz bu amaca ulaşmayı ve bu geçici maddi dünyaya tekrar dönmemeyi ümit ediyoruz.

Sevgilerimle, 
Nrismha Krsna das

Cumartesi, Kasım 30, 2013

Zihin

Zihin bizim merkezi duyumuzdur. Görme, işitme, tat alma, dokunma ve koklama beş duyumuz
sürekli bilgi toplar ve bunları zihne gönderir. Zihnimiz bu gelen bilgiyi bizim dünyaya bakış açımıza göre ve hayattaki hedeflerimize göre kabul edilemz olarak iki kategoriye ayırır. Eğer biz bu dünyayı bir keyif alma aracı olarak görüyorsak ya da buna eğilimliysek zihnimiz duyularımıza zevk veren şeyleri kabul edecek ve zevk karşıtı herşeyi reddecektir.
Fakat bu maddi dünya sonsuz, bizim kontrol edemeyeceğimiz, tahmin edilemez hoşluk ve hoşnutsuzluk ortamlar karışımıdır. Geçici zevklere olan arzumuzun temelinde kararları zihnimize bıraktığımızda mutluluğumuzun hiç garantisi yoktur. Maddeyle çevrelenmiş bir zihin bizi kalıcı mutluluğa götüremez. Bunun için zihinlerimizi daha yüksek bir dünya görüşü temelinde kararlar verebilmesi için eğitmeliyiz.Yaptığımız her şey ve sonuçta başımıza gelen her şey hafıza suretinde zihnimizde depolanmaktadır. Zihnimizdeki izlenimler dünyaya bakış açımızı ve tavırlarımız etkiler. Bizim tavrımız zihnimizdeki daha ileri izlenimlerin sonuçlarıdır. Bu etki ve tepki döngüsü ya da karma Tanrı'nın temsilcileri ve kutsal metinler gibi zihnimizin maddi bildirimlerinden daha yüksek otoriteleri takip etmeye başlayana kadar devam eder. 
Bhagavad Gita'da Krişna'nın açıkladığı yoga sistemi özellikle Yüce Kişiye medite olarak ve zihnimize daha üstün bir bakış açısı vererek hayatımızı huzurlu hale getirmek için bir araçtır. Kutsal metinler Kirşna Bilincinin tüm mental aktivitelerin mükemmeliyeti olduğunu söyler. Zihin bu şekilde kontrol edildiğinde bizim en yakın arkadaşımız olabilir ve bizi hakiki mutluluğa götürür. O zaman biz bu dünyadaki acı ve zekin geçici gel-gitlerinden etkiklenmeyiz.
Krişna zihni kontrol etmenin kolay olmadığını söyler. Fakat bu pratik ve fedakarlıkla mümkündür. Her şey gibi zihnimiz de nihai olarak Mutlak Gerçek, Yüce Şahıs, Krişna'nın bir parçasıdır. Bu sebeple zihnimizi Yüce'ye özellikle de Krişna'nın isimlerini ve aktivitelerini duymak ve söylemeye odakladığımızda, zihnimiz de spiritüel olarak hareket etmeye başlar. O zaman spiritüel ilerlememize yardımcı olacak şeyleri kabul etmek ve olmayacakları reddetmek bir alışkanlık haline gelir. Huzurlu bir varoluşun keyfini çıkarır ve maddi zevk fikrinden uzak durarak, doğal olana ruh benliğin  ebedi zevklerine cezp oluruz.  
Çoğunlukla bilindiği şekilde ölerek maddi bedeni terk ettiğimizde hayatımız boyunca zihnimizin geliştirdiği bir sonraki durağımıza gideriz. Eğer hayatlarımız Krişna bilinciyle eğitildiyse varlığımızın endişesizliğin yeri, Vaikuntha olarak da bilinen  spiritüel dünyaya geri dönüşü için tüm olanaklar mevcuttur. Orada bu dünyanın sunamadığı devam eden mutluluğu buluruz.

Sevgilerimle,
Nrismha Krsna das

Cuma, Kasım 29, 2013

Şrimad Bhagavatam 1.Kanto ve Krişna Kitabı


Vedik Metinlerin ana dilimizde ne kadar az bulunabildiğini söylememe gerek yok. Hele hele güvenilir kaynaklardan olanların Türkçesini bulmak çok çok zor. Ne mutlu bize ki, Şri Şrimad Şrila Prabhupada'nın eşsiz çalışması vedik felsefe ve vedaların kreması olarak kabul edilen Şrimad Bhagavatam serisinin 1.Kantosunu 3 bölüm halinde ve 10. Kantonun öyküsel bir özeti olan Krişna Kitabı Türkçe olarak basıldı. Yani 4 yeni kaynak ana dilimzde meraklı okuyucularıyla buluşmayı bekliyor. Yeni kitapları Nişantaşı'ndaki merkezimizden alabilir ya da posta yoluyla adresininize yollayabiliriz. Bunun için benimle nrsimhakrsna@yahoo.com e-mail adresi üzerinden temasa geçebilir ya da 0532 5097196 numaralı telefondan görüşebilirsiniz.


Şrila Prabhupada ki Jaya!
Sevgilerimle,
Serhat

Pazar, Mart 10, 2013

Japa Meditasyon


Hepimizde bir sevme eğilimi var. Bu ruh için çok doğal olan bir şeydir. Ruh can Krişna’yı sever.

Koşullu var oluşta bu sevme eğilimi yanlış yönlendirilmekte, yönetilmekte, anlaşılmakta ve kullanılmaktadır. Kalplerimiz maddi enerji ile temasta olduğu için katılaşıyor ve kendi arzumuzla Krişna’dan uzaklaşıyoruz.

Kali Yuga çağında ruhun hissettiği baskın Tanrı sevgisini uyandırmanın yöntemi kutsal isimleri söylemektir. Kutsal isimler kalbi temizler ve açar. Mantra söylemek bu yöntemdir.
Mantra söylemek bir duadır. Krişna’ya onunla bir ilişkiye sahip olmak için yapılan bir dua. Maha Mantra “lütfen beni Senin hizmetinde meşgul et” anlamına gelir. Krişna’nın hizmetinde olabilmek için Krişna ile ilişkide olmanız gerekir. Bizler hizmetkarız. Biz Krişna ile hizmetkar olarak ilişkideyiz. Japa uygulaması yaptığımızda aslında Krişna’dan O’nunla ilişkide olabilmemiz için izin istiyoruz.
Krişna tüm canlı varlıkların arzularını yerine getirir. Kalbimizde ne arzu var ise Krişna bunu bilir. Japa meditasyonu yaptığımızda kaplerimizi açma arzusu olursa bu bize Krişna ile olan ilişkimizin yeniden canlanmasında yardımcı olur. Bu uygulamada sadece mantra söylemiyoruz, aynı zamanda yakarıyoruz.
Kalbi bu şekilde yönlendirerek adanmayı da mantra içine katarsak japa uygulaması daha da kuvvetli olur. Şöyle düşünün: Bir şeyin çok olmasını istiyorsunuz ve bunun için dua edeceksiniz. Bunu nasıl yaprdınız? Duanız sırasında aynı anda 20 farklı şey düşünürken sıradan bir şekilde onu istediğinizi mi söylerdiniz? Bence hayır. Gerçekten isterseniz, ona odaklanır ve tüm kalbinizle duanızda isterdiniz.
Koşullanmış durumda Krişna’yı bu şekilde istemek çok zordur. Tüm diğer şeyleri arzulauyoruz ve kalplerimizi onları elde etmek için yönlendiriyoruz. Spiritüel hayat hakkında daha ciddi olmaya başladıkça hayatlarımızdaki maddi şeylere karşı arzular azalır. İnce şeylere daha fazla ilgi duymaya başlarız. Hepimizin arzuları var. Bu arzularımızı kalbimizden içtenlikle dua ederek Tanrı aşkı için yönlendirebiliriz.
Yine de hepimizin Krişna’yı sevme arzusu var. Mantra söylediğimizde kalplerimizi Krişna’ya açmaya odaklanarak O’nunla ilişki kurmak için dua edebiliriz. Mantrayı söylerken bunu sahip olduğunuz samimiyet ve adanma ile Krişna’ya dua haline getirin. Arınmaya istekli olun. Krişna’yı sevmeye istekli olun. Maddi bağımlılıklardan kurtulmaya istekli olun. Bu isteklilik kendiliğinden Krişna’yı sevme arzusunu doğuracaktır. Bizler Krişna’yı sevme azrumuzda saflaşana kadar bu aşk isteklilik olarak ortaya çıkacaktır.
Krişna, Sana teslim olmayı istiyorum. Sana hizmet etmek istiyorum. Seni sevmeyi istiyorum. Arınmayı istiyorum. Maddi bağımlılıklarımdan kurtulmayı istiyorum. Seninle olan ilişkimi geliştirmek istiyorum.
Bu arzu japa meditasyon yaparken Krişna’ya dua formunu alır. Bizler sadece istekli olarak kalplerimizi bunun içine sokmalıyız.
Japa meditasyon adanma, aşk, ve kalbten gelen istekle yapıldığında çok daha etkilidir.


Söyleyin ve mutlu olun:

Hare Krishna, Hare Krishna, Krishna Krishna, Hare Hare
Hare Rama, Hare Rama, Rama Rama, Hare Hare

Yakında Japa meditasyon atölyelerimiz başlayacak. Duyurularımızı takip ediniz.  


Sevgilerimle,
Serhat

Pazar, Şubat 17, 2013

Samosa (Hint Böreği) Tarifi


Bugün sizlerle Govinda İstanbul açıldığından beri menümüzde bulunan ve en sevilen tabaklarımızdan birisi olan samosanın tarifini paylaşmak istiyorum. İsterseniz yağda kızartmak yerine, fırında pişirilebilir bir tariftir. Verdiğim tarif vegandır yani içinde hiç bir hayvansal malzeme yoktur. Üşenenler samosa menüsünü Govinda İstanbul'da 10 TL ödeyerek  deneyebilirler. www.govindaistanbul.com 


İç malzeme:
2 kap 0,5 cmlik küpler halinde doğranmış patates
1 kap taze bezelye içi
1 çay kaşığı kimyon tohumu
1 çay kaşığı rezene tohumu
1 çay kaşığı cemenotu tohumu
1 adet 3.75cm boyunda çubuk tarçın
1 çay kaşığı kişniş
3 çorba kaşığı sıvı yağ
1 çay kaşığı zerdeçal
2 kap ince karnabahar çiçekleri
2 çorba kaşığı tohumları alınmış ve doğranmış yeşil biber
2 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil
2 çorba kaşığı rendelenmiş hindistan cevizi
½ çay kaşığı asafetida tozu (şeytan tersi)
½ çay kaşığı arnavut biberi tozu
1 çay kaşığı garam masala
2 çay kaşığı tuz
1 çorba kaşığı limon suyu
2 çorba kaşığı dövülmüş, kavrulmus tuzsuz fıstık
2–3 çorba kaşığı doğranmış taze kişniş yaprağı
Kızartma için sıvı yağ


Hamur:
3 kap un
2 cay kaşığı tuz
½ bardak sıvı yağ
¾ bardak ılık su



İçi hazırlamak için:
Patatesler ve bezelyeleri farklı küçük tencerelerde yumuşayıncaya kadar haşlayın. Suyu süzün ve sebzeleri bir kenara alın.
Kimyon, rezene, çemen otu tohumları ve çubuk tarçını bir baharat ya da kahve öğütücüye koyun ve toz haline gelene kadar çekin. Bu çekilmiş baharatlara toz kişnişi ekleyin ve bir kenara alın.
1/3 bardak yağı 3250 ml’lik bir tavaya, ya da derin bir kızartma tavasına orta ateşte koyun. Yağ kızınca zerdeçal tozunun ve karnabahar çiçeklerinin yarısını tavaya koyun. Karnabaharı bir iki kere çevirerek hafif altın sarısı rengine gelene kadar kızartın.Delikli bir süzgeç kepçe yardımıyla karnabaharları tavadan alıp küçük bir kaba koyun. Sonrasında kalan karnabaharları da kızartın.

Sıcak yağ hala tavadayken ısıyı düşürün. Tavaya biber ve zencefili koyun ve bir iki dakika aromasını verene kadar soteleyin. Rendelenmiş hindistan cevizini ekleyin ve hafif altın sarısı rengini alana kadar karıştırarak kızartın.  baharatlar ve ilave olarak arnavut biberi tozu, kalan zerdeçal tozu, garam masala, tuz, şeker, limon suyu, fıstık ve taze kişniş yapraklarını tavaya serpin.
Güzelce karıştırın, sonrasında dikkatlice bezelyeler, patatesler ve kızarmış karnabahar çiçeklerini ekleyin. Her şeyi iyice karışana kadar dikkatlice kombine edin. Hazır olan samosa içini soğumak üzere bir kenara koyun.

Hamuru hazırlamak için:
Un ve tuzu büyükçe bir karıştırma kabında birleştirin. Sıvı yağı da ekleyin ve parmak uçlarınızla karışım tamamen birleşene ve ekmek kırıntılarına benzeyene kadar ovalayın.
3250 ml ılık suyu ekleyin ve yoğurmaya başlayın. Kalan suyu azar azar hamur yapışmaz, yoğrulabilir ve orta yumuşaklıkta bir hale gelene kadar ekleyin. 8 dakika boyunca ya da hamur ipeksi yumuşakliğa ve esnekliğe gelene kadar yoğurun. Bir kumaş parçası ile üzerini örtün ve 30-60 dakika bir kenara dinlenmeye bırakın.

Samosaları hazırlamak ve pişirmek:
Samosa içini 24 çorba kaşığı boyutunda parçalara bölün.
Hamuru elden geçirip yoğurun ve 40 cm boyunda bir halat boyutunda rulo hale getirin. 8 eşit parçaya kesin. Her bir hamuru düzgün bir topa şekillendirin. Her seferinde bir parça hamur üzerinde çalışarak topları yassılaştırın. Sonrasında hafifçe unlanmış bir yüzey üzerinde 16,5 cmlik ince birer disk elde edin.
Yuvarlak şekillenen hamurları eşit büyüklükte üçgenimsi dilimler elde etmek için üç parçaya kesin (üçgenlerin bir tarafı yuvarlanacak). Bir parmağınızı suya batırın ve hamurun tüm kenarlarını ıslatın. Hamurun bir bölümünü havaya kaldırın ve diğer iki kenarı bir koniye şekillenecek gibi birleştirin. Hamurun kapanmasının çok güvenli olması şarttır. Aksi takdirde samosa içi kızartma süresince boşalacaktır.
Bir porsiyon içi hamurun dörtte üçünü kaplayacak şekilde koni içine doldurun. Hamurun iki açık kenarını bir araya getirin ve çok güvenli bir şekilde birleştirin. Piramit şekilli bir hamur elde etmeniz gerekiyor. 24 tane samosayı aynı şekilde doldurun.
6.5–7.5cm yüksekliğinde yağı 185 C’de derin bir tavada yüksek ısıda kızartın. Bir seferde 4 ya da 6 (veya tavanızın büyüklüğü elverdiğince) samosayı yağa atın ve 4-5 dakika altın sarısı rengini alana kadar kızartın.
Samosaları yağdan alın ve kağıt havlu serilmiş bir yüzeye koyun. Bu işlemi tüm samosalar için tekrar edin ve sıcak ya da ılık olarak servis yapın.

Afiyet Olsun!

Sevgilerimle, Serhat Şen